Zirve, Düşüşün Başlangıcıdır…

 

Yazının başlığı, tarihte defalarca ispatlanmış bir gerçeğin tekrarından ibarettir.

Zirveye tırmanan, düşüşün de başlangıcında demektir. Hatta zirveyle birlikte düşüş başlamıştır bile.

Zirveye tırmanan diktatörler, ne tür davranışlar sergilerler?

En başta, zirve onların iyice yalnızlaştığı noktadır da. Artık eski arkadaşları yoktur çevrelerinde. Onlar artık ona aşağılardan bir yerlerden bakmaktadırlar; doğal olarak o da onlara bulunduğu zirveden. Hatta bazıları eski arkadaşlarını temizlemeye bile başlar. Eski arkadaşlar onlar için artık, daha insan oldukları dönemleri hatırlatan “kötü” birer anıdır. Onları gördüğü her seferinde, bir zamanlar normal bir insana benzediğini hatırlar ki, diktatör bundan hiç hoşlanmaz. O artık bir yarı-tanrıdır. Dolayısıyla bu yarı-tanrıyla eşit düzeyde hiç kimse bulunmamalıdır.

Ve diktatör, böylece idolleşir, putlaşır. İktidara tapınan insanlar onu iktidarın tecessüm etmiş hali olarak putlaştırdıkça putlaştırırlar. O bu putlaştırmadan çok mutludur. Kongrelerde artık kendisiyle eşit düzeyde hiç kimseyi görmek istemez. Tek başınalığını sergileyen korkunç büyüklükteki posterleri her yeri süsledikçe daha da korkunçlaşır, yalnızlaşır, gerçekten ulaşılmaz büyüklükte olduğuna kendisi de inanmaya başlar.

Zirvedeki lider, bu zirvede yalnızlaştıkça ve putlaştıkça, hatta giderek yanına varılmaz, bir beton yığınından ibaret, hareket eden bir heykele dönüştükçe olağanüstü ölçüde paranoyaklaşır. İçte ve dışta onun dokunulmaz iktidarına göz koyan düşmanlar vardır; ülkenin içinde ve dışında onu devirmek için binbir komplo çevrilmektedir; en yakınındakiler de buna dahildir. Ulusal çaptaki komplolar uluslararası boyutlara taşınmıştır. Onu devirmek isteyen dış düşmanlar içerde muhaliflerle el ele vermiştir. Hatta kendi partisinin içinde bile bunlarla işbirliği yapanlar vardır. Bu komplocuların hepsi temizlenmelidir. Gerekirse Uzun Bıçaklar Gecesi, Moskova Duruşmaları veya İzmir Suikastı davası gibi davalar yürürlüğe konmalıdır. Polis seferber edilmeli, gizli örgütler ortaya çıkartılmalı, yeni yeni davalar açılmalı, şüpheliler izlenmeli, basın her koldan kontrol altına alınmalıdır. Zaman zaman bu konularda fazla ileri gidilirse büyük lider uyarı yapıp frene de basabilir. Ama buna ancak o karar verir. Bazılarının “başarıdan başı dönmüştür”; “birinci dalga, ikinci dalga, üçüncü dalga gibi şeyler kamuoyunda bir tedirginliğe yol” açmaktadır. Aslında frene basmasının sebebi, bir adım sonra esaslı bir şekilde gaza basmaya hazırlık yapmaktır.

Diktatör, öylesine bir büyüklük havasına girer ki, artık çevresinde onu uyarmaya cesaret edecek birileri de kalmadığından, kendini her konuda ahkâm kesmeye ehliyetli görmeye başlar. O, her şeyin doğrusunu bilmektedir, daha doğrusu doğruyu ondan başka bilen yoktur. Bunun için konunun uzmanı olmaya gerek yoktur. Hatta bir süre sonra bu tür uzmanları da gereksiz görmeye, onları uzaklaştırmaya başlar. Her konuda o konuşacak ve her konuda doğru olanı illa o deklare edecektir. Böylece “ulus”un yolunu üstün aklıyla aydınlatacaktır. Yerine göre, Güneş Dil Teorileri ortaya atar, yerine göre verimli bir tarım için Lisenko türünden şarlatanları parlatıp “bilim adamı” diye ortaya salar. Bu tür saçma teorilere karşı çıkanları tutuklatıp öldürtebilir bile. Yerine göre, doğum kontrolü, sezaryen, kürtaj konularında, uzman bir doktordan bile daha bilgiliymiş gibi nutuklar irad ederek “ulusunu aydınlatır”.

Zirve, öyle bir yerdir ki, insanın başını döndürür, gözünü karartır, aklını alır. Artık onu hiçbir güç durduramaz, hiç kimse uyarmaya cesaret edemez, yanına bile yaklaşamaz. O zirvenin kendi gerçek boyu olduğu yanılsamasına kapılır, çünkü kendi dışına çıkıp o zirvedeki gerçek görünüşüne bakma şansı yoktur.

Düşüş tam bu noktada başlamıştır artık.

 

Gün Zileli

28 Mayıs 2012

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI