Oral Çalışlar Neden Böyle Yapıyor?


Günlük siyaset sevmediğim bir şeydir. Ne var ki, gelişmelerin beni her geçen gün günlük siyasetin içine çektiğini fark ediyorum ama bunu engellemem şimdilik pek mümkün görünmüyor. Bir arkadaşım, köşe yazarlarıyla çok uğraşıyorsun diye eleştirdi beni geçen gün. Bu da doğru aslında. Hiçbir köşe yazarıyla alıp veremediğim yok, buna rağmen özellikle Radikal’deki ve Taraf’taki bazı yazarlarla didiştiğimi görüp ben de rahatsız oluyorum. Benim siteye yazan AKP’li bir yorumcu, haklı olarak, “onların seni dikkate mi aldığı var ki” diye dalga geçiyor benimle, o da haklı aslında. Geniş okuyucu kitlesine seslenen bir günlük gazetede yazmıyorum (çok şükür) ki, beni okuyup cevap versinler. Gerçi onlar beni dikkate alsınlar diye yazıyor da değilim. Umurumda da değiller. Az sayıda genç beni Twitter’den falan okuyorsa ne âlâ. Ben esasen onlar için yazıyorum.

Bütün bunları söyledikten sonra, affınıza sığınarak, yine bir köşe yazarıyla uğraşacağım bu yazıda. Bugünkü Radikal’de (24 Ocak 2012) Oral Çalışlar, “Ergenekoncuların İşi Olduğunu Biliyoruz da” başlıklı bir yazı yazmış. Şöyle diyor:

“Hrant Dink cinayetini tezgâhlayanların ve örgütleyenlerin içindeki güçlerin; Hrant Dink cinayetini polisin, idarecilerin sorumluluğuyla Ergenekoncular olduğu noktasında hiçbir kuşkum yok.”

Oral Çalışlar, bundan sonra tahkikatın sadece “Ergenekoncu”larla ilgili kısmındaki eksikliklere değiniyor, örneğin “Trabzon Jandarma Komutanı’nın yargı önüne çıkarılmaması”na, Veli Küçük’le bağlantının araştırılmamasına değiniyor. Ama tuhaftır ki, Hrant Dink cinayetinde okların AKP’nin himayesindeki unsurları gösterdiği yerde susmayı tercih etmiş. Sadece, yukardaki bozuk cümleli alıntıda gördüğümüz gibi “polisin, idarecilerin sorumluluğu”nu cümle arasında şöyle bir geçirmekle yetinmiş.

Oral Çalışlar neden böyle yapıyor? Bana soracak olursanız, Oral’ın (belki ağır kaçacak ama) Hrant Dink cinayetinin ardındaki asli faillerin ortaya çıkartılması diye bir derdi yok. Onun bütün derdi, dikkatleri “Ergenekon”a çekerek, AKP’yi ve kadrolarını bu işten mümkün olduğunca kurtarmaya çalışmak. Yani, üzülerek söylemek zorundayım ki, Oral, arkadaşı olduğunu söylediği Hrant Dink’i siyaseten katlediyor.

Ben Nedim Şener gibi, somut verileri inceleyerek katillerin ayak izlerinin nereye doğru gittiğini tespit eden yetenekli bir gazeteci değilim. Sadece beş yıl içinde ortaya çıkan gelişmelerin mantıki sonuçlarına bakarak bir karara varabiliyorum.

Bazı kişilere, kolaylık olsun diye ya da bir eğilimi belirtmek amacıyla “Ergenekoncular” adı takılabilir (bu adın kimin tarafından takıldığını, ne zaman ortaya çıktığını da bilmiyorum aslında); yani “Susurlukçular” gibi veya “gladyocular” gibi bir ad eğer toplumsal ve siyasal mücadelede birilerine işaret ediyorsa bunu kullanmanın bir sakıncası yoktur ama eğer “Ergenekon” adı, siyasi veya ideolojik bir eğilimin ötesinde bir “terör örgütü”nün adı olarak kullanılıyorsa orada biraz durmak gerekir. Bence devlet içinde gizli bir kontrgerilla örgütlenmesi vardı, vardır ve var olacaktır ama bunun ötesinde “Ergenekon” diye ayrı bir örgütlenme yoktur. Bu, AKP iktidarının yarattığı muhayyel bir örgüttür. Eğer çok kurcalanırsa bu örgütün ardından savcılar, operasyoncu polisler, Fetullahçı basın organları çıkar. Hatta bu muhayyel örgütün başkanının başbakan olduğu bile söylenebilir. Örgütü kuran yönetir!

Bence olay şudur: Bugün “Ergenekoncu” diye yargılanan bir kısım sanık, örneğin Veli Küçük vb. gerçekten de devletin kontrgerilla örgütlenmesinin içindeydiler. Bugüne kadar bütün faili meçhullerden vb. bu örgüt sorumludur. Sonra kontrgerilla içinde bir rant kavgası patladı. Tarık Ümit, Cem Ersever, Abdullah Çatlı vb. öldürüldü. Devletin yeni yönelimine ve örgütlenmesine biat eden kontrgerilla unsurları, örneğin Mehmet Ağar, himaye altına alındı ve kontrgerilla AKP iktidarının denetimi altında faaliyetlerini bugüne kadar sürdürdü. AKP iktidarının denetimi altına girmek istemeyen ve ideolojik olarak ulusalcılara yaklaşan Veli Küçük gibi unsurlar ise AKP’nin denetimi altındaki kontrgerilla tarafından safra gibi atıldılar, hedef haline geldiler ve sonunda tutuklanıp diğer ulusalcılarla birlikte içeri alındılar.

Hrant Dink, kontrgerilla’nın AKP’nin tam denetime altına girdiği dönemde öldürüldü. Cinayet, esas olarak kontrgerilla tarafından örgütlendi ama bu cinayete devletin bütün organları açıktan açığa bulaştı: Vali, Emniyet Müdürleri, Jandarma, MİT, Polis.

Devletin gizli örgütlenmesi kontrgerilla (ki geçmiş dönemde bir kolu da, Kürtlere karşı yürütülen “gayri-nizami savaş”ta belirleyici rol oynayan ve Diyarbakır’da çıkan kafataslarının sorumlusu Jitem’di) Hrant’ın tetikçilerini, AKP’nin denetimi altındaki Türk-islam sentezi fideliklerinden devşirdi, çünkü böylesi tetikçilerin oralardan devşirilmesi son derece kolaydı. Alperen Ocakları ve BBP bu fideliğin en “iyi” ürünlerini kontrgerillaya sundular. Ondan sonra da cinayetin izleri AKP iktidarı tarafından çok açık bir şekilde silindi. Cengiz Çandar, Tayyip Erdoğan’ın “Adalet için” harekete geçmesini daha çok bekler.

 

AKP iktidarının cinayetin izlerini örtbas etmek için elinden geleni ardına koymadığı bu kadar net olduğu halde Oral Çalışlar neden AKP’yi korumaya ve kollamaya çalışmaktadır hâlâ?

Althusser’in Devletin İdeolojik Aygıtları diye bir kitabı vardı, bir zamanlar elimizden düşmezdi. Orada Althusser, okulların, yayın organlarının vb. aslında nasıl devletin ideolojik aygıtı rolünü oynadıklarını, rıza mekanizmaları oluşturmak için nasıl devletin çıkarları yönünde yayın yaptıklarını, eğitim verdiklerini anlatıyordu.

 

Sen hayata bir devrimci olarak atıl, sonra da devletin ideolojik aygıtı olarak noktala! Çok acı!

 

Gün Zileli

24 Ocak 2012

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI