Hrant Dink Cinayeti : Gözlerimin İçine Bakın, Ne Demek İstediğimi Anlarsınız…


Sergey Kirov, Bolşevik Partisi’nin Leningrad şefiydi. Popüler bir liderdi. Muhaliflere karşı mücadelesinde Stalin’in yanında yer almasına rağmen, onun muhalefete karşı sertlik politikasından rahatsızdı. Büyük Temizlikler sırasında intihar eden Parti şeflerinden Orjonikidze’nin yakın arkadaşıydı. 1934 yılında yapılan ünlü “Muzafferler Kongresi”nde Stalin 292 aleyhte oy alırken, Kirov’a sadece 3 aleyhte oy çıkmıştı. Stalinist kanattaki birçok Parti üyesi, onun Stalin’e karşı bir alternatif olduğunu düşünüyordu.

1934 yılının 1 Aralık günü, Sergey Kirov, Smolny Enstitüsü’ndeki bürosundan çıkmış, koridorda yürürken, Leonid Nikolaev adlı biri tarafından ensesinden vurularak öldürüldü. Nikolaev partiden atılmış biriydi ve “Troçkist” olduğu iddia edildi. Nikolaev’in Parti’den atıldığı ve geçim sıkıntısı içinde olduğu doğruydu, ancak Troçkist olduğuna ilişkin hiçbir delil yoktu. Sonradan anlaşıldığına göre, Nikolaev, Kirov’u öldürmek için Ekim 1934’de de bir girişimde bulunmuş, üzerinde silahıyla birlikte yakalanmıştı. Fakat, son derece ilginçtir ki, serbest bırakıldığı gibi, silahı da kendisine iade edilmişti. Nikolaev, ikinci teşebbüsünde Kirov’u aynı silahla vurmuştu.

Yine eski NKVD görevlilerinden Orlov’un anlattıklarına ve Kruşçev dönemindeki komisyon araştırmalarına göre, cinayetten hemen önce Kirov’u koruyan dört NKVD görevlisi görevden alınmıştı. Kirov öldürüldüğünde yanında bulunan NKVD koruma şefi Borisov, cinayetten bir gün sonra, 2 Aralık 1934’de, bir trafik kazasında öldü. Kirov’u vuran Nikolaev ise alelacele yargılandıktan sonra Aralık ayı sonunda kurşuna dizildi.

Kirov’un öldürüldüğü sırada Smolny Enstitüsü’nde görevli bulunan bütün NKVD görevlileri tutuklandı, kamplarda tutuldu ve daha sonra, 1937’deki Büyük Temizlik sırasında bunların hepsi kurşuna dizildi. Kirov öldürüldüğünde NKVD şefi olan Yagoda da tutuklandı, işkenceden geçirildi ve öldürüldü. Nikolaev’in karısı dahil bütün yakın akrabaları içeri alındı, sürgüne yollandı ve bir kısmı öldürüldü. Böylece Kirov cinayetiyle ilgili bilgisi olabilecek hiç kimsenin konuşması ihtimali kalmadı. Cinayetin, Stalin’in emriyle Yagoda tarafından örgütlendiğine ilişkin güçlü kuşku ve iddialar vardı, ancak hiçbir zaman somut delillerle kanıtlanamadı.

Kirov’un öldürülmesi, Stalin’in, muhalefete ve Parti içindeki potansiyel muhaliflerine karşı saldırıya geçmesinin gerekçesini oluşturdu. Stalin ve NKVD tarafından cinayetin aslında “Troçkist-Buharinist Terör örgütü” tarafından işlendiği ileri sürüldü. Büyük Temizlikler sırasında bu konuda hiçbir gerçek ve somut delil ileri sürülemese de ülkedeki tüm kötülükler ve “sabotajlar”, aslında olmayan bu muhayyel örgütün üzerine yıkıldı. Milyonlarca insan bu örgütün üyesi olmakla suçlanıp öldürüldü ya da toplama kamplarına gönderildi.

 

Hrant Dink, 19 Ocak 2007 tarihinde, başyazarlığını yaptığı Agos gazetesinin hemen yanındaki bankadan, gazete bürosuna dönmek için çıkarken, Ogün Samast adlı bir tetikçi tarafından ensesinden vuruldu. Samast ve yakın ilişkisi olduğu anlaşılan birkaç kişi tutuklandı.

Ne var ki, dava sürecinde açıkça ortaya çıktığı gibi, Hrant Dink’in vurulacağı, hatta kim tarafından vurulacağı, polis birimleri, emniyet müdürlükleri, valilikler, jandarma, MİT vb. gibi muhtelif devlet organları, yani kısacağı Devlet tarafından bilindiği halde Hrant Dink’in korunması ve katillerin engellenmesi yönünde hiçbir önlem alınmamıştı. Kısacası, cinayet devletin gözetimi altında işlenmişti.

Ogün Samast ve birkaç arkadaşı beş yıl boyunca yargılandılar. Hrant Dink’in arkadaşları ve avukatları, katillerin devlet içindeki azmettiricilerini, ilişkilerini, cinayeti örgütleyen devlet ve polis görevlilerini ortaya çıkartmak için beş yıl boyunca büyük çaba gösterdiler. Buna karşılık, Hrant Dink davasının savcıları ve mahkeme de, cinayeti sadece yargılananlarla kısıtlı tutmak için büyük çaba gösterdi. Örneğin, “Ergenekon” davası, “çeşitli bağlantıları bulmak” adına azami ölçüde genişletilir ve bu davaya, hükümete muhalif herkes sokulurken, Hrant Dink davası, çok bilinçli bir çabayla, sadece yargılananlarla kısıtlı tutuldu, ayan beyan ortaya çıkan bağlantılara gidilmesi bizzat mahkemenin kararlarıyla engellendi.

“Ergenekon davası” öylesine genişletildi ki, Hrant Dink cinayetinin polis ve devlet organları içindeki bağlantılarını araştıran Ahmet Şık ve Nedim Şener gibi araştırıcı-gazeteciler bile “Ergenekon örgütünün” üyesi olmaktan hapse atıldı ve bir yıldır içerdeler. Hrant Dink davasının savcısı ve mahkeme, avukatlar tarafından önlerine getirilen somut delillerin araştırılması talebini reddederken, savcı, bundan birkaç ay önce, Hrant Dink davasıyla “Ergenekon örgütü”nü bağlamaya kalkıştı.

“Ergenekon davası”nın, Hrank Dink cinayetinden kısa süre sonra başlatılmış olması dikkat çekici. “Ergenekon örgütü” davasına, gerçekten de Ermeni düşmanı olan ve Hrant Dink’in yargılandığı davaya gelip izleyerek sanki ona gözdağı vermeye çalışan Veli Küçük gibi unsurların katılmasıyla dikkatler “Ergenekon örgütü”ne ve yargılamalarına çekildi. İktidar, başta ulusalcı unsurlar olmak üzere, adım adım içeri atacağı tüm muhaliflerini tutuklamak için “Ergenekon” adlı muhayyel bir örgüt yarattı ve Hrant Dink cinayetinin yarattığı atmosferden, muhaliflerini uzun sürelerle içerde tutmak amacıyla yararlandı.

Ama bu arada da Hrant Dink’in gerçek katillerini ve bu cinayeti örgütleyen devlet organlarını gizlemek için elinden geleni yaptı.

Soru: Hrant Dink’i gerçekte kim öldürttü?

Cevap: Kirov cinayeti ile ilgili yazılanlara bakın.

Soru: Ne demek istiyorsun?

Cevap: Gözlerimin içine bakın, ne demek istediğimi anlarsınız…

 

Gün Zileli

16 Ocak 2012

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

 

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI