Öfke Sadece Kendini Yıkar (Ceren Cevahir Gündoğan)

Her birimizin içinde uyuyan duyguları uyandırmakta üstüne olmayan yazılı-görsel medyanın, nereye/niye hizmet ettiğini bilmediğimiz ellerinin bu kadar kolay bir şekilde üstümüzde olması can sıkıcı… Örnek mi?

”Norveçli Katil Anders Breivik Cezaevinden Yırtacak” (Milliyet, 30 Kasım 2011)

”Oslo katliamcısı deli raporuyla kurtarılıyor” (Zaman, 30 Kasım 2011)

22 Temmuz’da Oslo’daki Sosyal Demokrat Parti kampına saldırı yapan aşırı sağcı Anders Behring Breivik hakkındaki akıl sağlığı raporu, 30 Kasım 2011 tarihinde Türkiye medyasında yukarıdaki manşetlerle duyuruldu.

Norveç hukukuna göre, akıl sağlığı yerinde olmayan kimseler, cezai sorumlulukları olmadığından hapishaneye konmak yerine, psikiyatri kliniklerinde gözetim altında tutulur ve tedavi edilmeye çalışılırlarmış. Korkunç bir saldırı yaşamış toplumun, failin karşısındaki bu serinkanlı ve objektif tutumunun karşılığı, Türkiye’de yukarıda alıntıladığım manşetler oluyor… ”Deli, Yırtacak” kelimelerine özel bir dikkat gerekiyor!

Türkiye’de failleri belli olduğu halde zaman aşımından vesaire sebepten açılamayan/sonlandırılamayan davalar var. Sivas Katliamı faillerinden dokuzu halen firari.

Türkiye’de medya aracılığıyla kitlelere verilen intikam afyonunun bu türden, “benden olmayana ölüm” katliamlarında patladığını biliyorum. Her ne kadar verdiğim örnek, yazı konusu olaydan önce de olsa, böyle bu.

İdam, ayrımsız olarak reddettiğim bir “ceza”. Hiçbir şey, yaşamını kaybeden insanları geri getirmeyecek. Korkunç bir katliamı gerçekleştiren birini öldürmek de öyle. Ona kin gütmekse, çoktan ona benzemeye başlandığının göstergesidir.

Jan Valtin, Karanlığın Ötesinde (çev: Gün Zileli, Kibele Yayınları, 2009) adlı kitabında II. Dünya Savaşı öncesindeki Kopenhag şehrinin görünüşünü anlatır. Bu şehirde, Sovyetler Birliği’nin denetimindeki Komintern’in elemanları hummalı bir gizli faaliyet içindedir. Komintern, bir mühendislik bürosu görünümü altında çalışmaktadır. Kuryelerin biri gidip biri gelmektedir. Komintern’in rakibi olan Nazilerin gizli polis örgütü Gestapo da boş durmamakta, Komintern’in kuyusunu kazmak için elinden geleni yapmaktadır. Danimarka rejiminin demokratik yapısı içinde rahatça at oynatan bu iki örgüt bir yandan birbirlerinin gözünü oymaya çalışırken, bir yandan da Danimarka rejimini yıkmanın yollarını aramaktadırlar. Bütün bunlar olup biterken Kopenhag’ın insanları ışıltılı kentlerinin cafelerini doldurup rahat ve eğlenceli bir ortamda neşeli ve kaygısız bir hayatı sürdürmektedirler. Oysa yakında savaş çıkacak ve Danimarka, diğer Avrupa ülkeleri gibi Naziler tarafından işgal edilecektir. Dünya bir felaketin eşiğindedir.

Bugün geriye dönüp baktığımızda ne görüyoruz? Komintern de, onun arkasındaki Sovyetler Birliği devleti de, Naziler de, Gestapo da yok olup gitmiştir. Ama Kopenhag’ın o neşeli insanları ışıl ışıl kentlerinde cafeleri doldurmaya devam ediyorlar. O günkü Danimarka rejimi de, bütün kusur ve aksaklıklarına rağmen devam ediyor.

İntikam saçan manşetler: Öfke sadece kendini yıkar…

biletsiz.com
5 Aralık 2011

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI