Cumhuriyet Yanılsaması!!!

AKP hükümetinin, şu Ergenekon davası rezaletini imal ederek ulusalcıların önde gelenlerini ve geride kalanlarını içeri atıp tutuklaması ceza boyutlarına vardırdığından beri ulusalcıları eleştiren bir şeyler yazmak uzun süredir içimden gelmiyordu. Ne var ki, bu ulusalcılar, ettikleri laflarla ve sergiledikleri tutumlarla “gel beni eleştir” diye insanı adeta tahrik ediyorlar.

Şu “Cumhuriyet bayramı” isterisinden söz ediyorum. Ne o efendim, hükümet şu ya da bu gerekçeyle Cumhuriyet bayramı kutlamalarını iptal etmiş. Bunun üzerine ülkemizin kadir bilir cumhuriyetçileri Atatürk posterleriyle, Türk bayraklarıyla ve “şehit” fotoğraflarıyla sokaklara dökülmüşler gece vakti. Böylece gayriresmi büyük bir kutlama meydana gelmiş. Bu, bayraklı yürüyüşlerden beri AKP’ye karşı en büyük gövde gösterisiymiş. Yürüyüşün başı Kadıköy’deyken sonu neredeyse Bostancı’daymış. “Yandaş medya” ise bu büyük gösteriye hiç yer vermemiş ya da çok az yer vermiş. Bunları, dün gece Ulusal Kanal’daki Ümit Zileli’nin programından işittim.

Görüntüleri de izledim. Tam bir ulusal isteri ayiniydi. Bir anlamda Kürt düşmanlığı ayini de diyebiliriz.

Bunu bir yana koyalım da, şu “Cumhuriyet” denen şeyin üzerinde duralım biraz. Nedir Cumhuriyet dedikleri?

Cumhuriyet, padişahlığın 1. Dünya savaşının sonunda yıkılmasından sonra devletin aldığı yeni biçimin adıdır. Aslında devletin temel kurumlarında önemli bir değişiklik yoktur. Ordu yine aynı ordu, polis yine aynı polistir. Cezaevleri, karakollar vb. de öyle. Mustafa Kemal’in başkanlığındaki tek partinin belirlediği yeni bir TBMM vardır ama bu bile büyük bir değişiklik sayılmaz. Çünkü Osmanlı döneminde de bir Meclis vardı; hatta bu Meclis azınlıkları barındırmasıyla toplumsal yapının gerçekliğine biraz daha yakındı. Osmanlı Devletiyle Türkiye Cumhuriyeti devleti arasındaki tek fark, padişahın yerini Cumhurbaşkanının almasıydı. O halde nedir bu gürültü patırtı, nedir bu cumhuriyet fetişizmi? Ulusalcılar, aşırı cumhuriyetçi gösterilerle güya AKP’yi köşeye sıkıştıracaklar. Oysa AKP de bal gibi cumhuriyetçi bir partidir, varlığını cumhuriyet denen devlet diktatörlüğüne borçludur ve ulusalcıların iddia ettiği gibi cumhuriyeti falan ortadan kaldırmaya hiç de niyetli değildir.

AKP iki geleneğin üzerine oturmaktadır. Bunlardan biri, merkez sağın ilk partisi DP geleneğidir. Diğeri ise, cumhuriyet döneminin başlangıç aşamalarında iktidarda kendisine gereğince yer bulamayan İslamcı gelenek. DP geleneği zaten CHP’nin içinden çıkmıştı ve sonuçta cumhuriyetçi bir partiydi. CHP’den tek farkı, tek parti bürokrasisine karşı çıkarak cumhuriyet devleti denen hakim bloğa yeni bileşenlerin katılmasını sağlamaktı ve bunu yaptı. İslamcı gelenek de DP-AP geleneğinin içinden çıkmıştır ve 1960-70’li yıllarda Cumhuriyet devleti iktidarında bir bileşen olarak yerini almıştır. Dolayısıyla AKP’nin Cumhuriyet devletiyle hiçbir sorunu yoktur, çünkü Cumhuriyet devleti gerek merkez sağı, gerekse İslami hareketi çoktan bünyesine katmıştır.

Yani kısaca söyleyecek olursak, bugün CHP ne kadar cumhuriyetçiyse AKP de o kadar cumhuriyetçidir. Kavga, bu cumhuriyet devleti içinde kimin daha çok yer kapacağı kavgasıdır ki, bu aslında cumhuriyet devleti tarafından yıllardır ezilen emekçileri hiç mi hiç ilgilendirmemektedir.

Bir de ABD’nin Cumhuriyeti ve devleti yıkmak istediği gibi bir ulusalcı tevatür vardır ki, insanın buna inanması için iyice saf olması gerekmektedir. ABD, Türkiye Cumhuriyeti devletini hiçbir zaman yıkmak istemez. Türkiye ordusunu yok etmek falan istemez. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden beri dünya emperyalizminin Ortadoğu’daki baş dayanaklarındandır. Elbette ABD, bölge devletlerini kendi politikaları doğrultusunda sevk edebilmek için zaman zaman baskılar uygular ama bu son derece doğaldır. Bundan çıkartılan, ABD’nin Türkiye devletini yıkmak istediği gibi bir sonuç, ancak ulusalcı bir zekâ düzeyinde olanları ikna edebilir.

Aslında bana soracak olursanız, ulusalcıların zekâ düzeyiyle AKP’lilerin ve liberallerin zekâ düzeyi birbirine pek uygundur. Horoz dövüşünün seyircileri heyecanlandırması için horozların yaklaşık güçte olmaları tercih edilir.

Gün Zileli

1 Kasım 2011

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI