Kaddafi’yi Öldürmeyin!

Devrimin giyotini en sonunda kendi ensesine iner. Bu da tarihten çıkarılacak bir derstir.

Paris’in sankülotları, Kral ve kralcıların, Jirondenlerin kellesi kesilirken giyotinin etrafında dans ettiler. Sonra Jakobenler onları da giyotine yatırdı. En sonunda Jakobenlerin kendileri de.

Kronstadtlılar ne zaman ayaklansalar kendilerine gaddarca davranan subaylarını ipe çekerlerdi. Bolşeviklere karşı da ayaklandılar. Ama bu sefer ipe çekilen kendileri oldu. Ayrıca Bolşevikler, Beyaz tehlike yaklaşınca Çar’ı ve ailesini beşikteki bebeğine kadar katletti.  Sonra içlerinden çıkan biri 1930’lu yıllarda Bolşevik katliamı uyguladı.

Atatürk inkilapları üzerinde konuşmayı sevenler, istiklâl Mahkemeleri’nin idamlarından pek söz etmezler. Oysa Diyarbakır ve Dersim’deki darağaçları ortak belleğimize kazınmıştır.

1956 Macar Devrimi, bugünkü Nil devrimleri gibi güçlü bir halk devrimiydi. Ama bu devrimi yapan Macar halkının en büyük hatası, GPU gibi bir zulüm makinesi olan Macar gizli polis örgütü AVO mensuplarını, teslim oldukları halde, elleri başlarında AVO binasından çıkarken kurşuna dizmesiydi.

27 Mayıs’a devrim denemez ama özgürlüğe doğru atılmış küçük bir adım sayılabilir. Getirdiklerinin yanında götürdükleri de çoktur. Ordu rejimi 27 Mayıs’la birlikte kurulmuştur. Bununla birlikte, 27 Mayıs’ın özgürlükçülüğünü en çok karartan, ordu rejiminin oluşmasından çok, Adnan Menderes ve iki arkadaşının asılması olmuştur. Her şey geçmişe karışmış, tarihe mal olmuş ama bu gaddarca uygulama unutulmamıştır. Kan unutmaz!

Romanya diktatörü Çavuşesko devrilmeyi hak etmişti ve nitekim bir halk ayaklanmasıyla devrildi ama sonrası, bu ayaklanmanın özgürlükçü sloganlarına gölge düşürdü. Çavuşesko ve karısının, uyduruk bir şekilde alelacele yargılanıp idam edilmeleri gerçekten iğrençti. Çavuşesko’nun kanı özgürlük davasının ortasında kara bir leke olarak hâlâ durmaktadır.

Saddam kanlı bir diktatördü ama Amerika’nın güdümünde yargılanıp asılması kabul edilebilecek bir şey değildi. Saddam’ı aklamaya tonlarca temizleyici yetmezdi ama bu haksız eylem ne yazık ki, onun suçlarının insanlığın vicdanında ikinci plana itilmesine yaradı.

Libya’da Kaddafi sıkıştırılmış durumda. Diktatör sonuna kadar dövüşeceğini söylüyor. Muhtemelen dövüşürken ölecek. Buna bir şey diyemeyiz. Ama yakalanır da o an kurşuna dizilir ya da linç edilir veya Çavuşesko, Menderes veya Saddam gibi uyduruk bir şekilde  yargılanıp idam edilirse, işte bu devrime yapılmış en büyük kötülük olur. Bırakın yaşasın.

Onu iktidarından ve mülkiyetinden özgür kılın, kurtarın, o da sıradan halk gibi halkın içinde yaşasın. Çok mu idealist, fazla mı erdemli.

Evet ama devrim denen şey zaten erdemdir, erdemle yaşar. İntikam, kuşku, korku, dehşet devrimin en büyük düşmanıdır. Kaddafi’nin bile canını almayan bir devrim insanlığın yüreğine öyle büyük bir ateş saçar ki, işte esas bu titretir dünyanın bütün diktatörlerini ve kapitalist asalaklarını.

Gün Zileli

26 Şubat 2011

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI