Türkiye, Mısır Modelini Örnek Almalıdır!


İnsanın kendini bilmemesi, boş böbürlenmelerle kendi kendini aldatması kadar kötü bir şey yoktur. Hayır, bunun en büyük kötülüğü insanın kendisinedir. Böyle durumlarda insan, iyice gerçeklikten kopar; kendisi hakkında olmayacak ilüzyonlara kapılır; kendini eleştirmekten, zaaflarını görmekten iyiden iyiye uzaklaşır; hatta bu yüzden olmayacak görevlere talip olur; gerçekleşmesi imkânsız projelere kalkışır; kendisiyle alâkası olmayan işlere girişir; karakteri ve yetenekleriyle tam zıt makamlara adaylığını koyar. Tabii ki, sonuç hüsran olur.

İşte şu anda Türkiye, AKP iktidarı tarafından teşvik edilip medya tarafından pişirilen tam da böyle bir kendini bilmezlik kampanyasıyla karşı karşıyadır. Efendim, devrim yapan Mısır halkı, Türkiye’yi model alıyormuş kendisine; Mısır’ın kendine en yakın bulduğu ve izleyeceği model Türkiye’ymiş; Mısır, Türkiye demokrasisini kendisine örnek alıyormuş; Mısırlıların tek hedefi Türkiye gibi olmakmış. Velhasılı kelam, Mısırlıların, ölümü göze alarak verdikleri mücadelenin tek gayesi Türkiye modelini kendi ülkelerinde de gerçekleştirmekmiş.

Şimdi, hastasını karşısına oturtup ona kendisi hakkındaki gerçekleri, kırmadan, özgüvenini yıkmadan ama bütün açıklığıyla ve sabırla anlatan bir ruh doktoru gibi, medyaya ve bu “biz neymişiz be abi” hezeyanına kapılan Türkiye vatandaşlarına Mısır’da devrim yapan halkın, Türkiye’den örnek alacağı bir şey olmadığını, hatta, söylemesi acıdır ki, Mısır devriminin bugünkü sorununun Türkiye’nin bulunduğu mecradan tam ters yönde ilerlemek olduğunu söylemek zorundayım. Bunları duyan “hasta” biraz sarsılsa da, belki ani şokun etkisiyle iyileşebilir ve kendi gerçekliğiyle yüz yüze gelip içinde bulunduğu böbürlenme hezeyanlarından kurtulabilir.

Mısırlılar, faili meçhullerde yüzlerce evlatlarının yok olması için mi model alacaklar Türkiye’yi? Yoksa sokaklarında, Kıpti liderleri, devletin ve polisin kasıtlı “tedbirsizliğiyle” suikasta kurban gitsin diye mi? Yoksa kadınlar, devletin ve polisin görmezden gelmesiyle kocaları ya da sevgilileri tarafından öldürülsün diye mi? Yoksa devletin ve polisin ötekinin de ötesi olarak dışladığı travestiler evlerinde katledilsin diye mi? Yoksa devletin göz yummasıyla işçinin canının kâr ateşine atılması sonucu iş kazalarında işçiler yansın, göçük altında kalsın diye mi?

Mısırlılar, hükümete muhalefet edenler uydurma suçlamalarla tutuklansınlar diye mi model olarak izleyecekler Türkiye’yi? Yoksa telefonları polis tarafından dinlensin diye mi? Yoksa, karakollarında ve emniyet müdürlüklerinde işkence devam etsin diye mi? Yoksa hak arayan işçiler tazyikli suyla dağıtılsın diye mi?

Mısırlılar, işsizlik daha da büyüsün diye mi Türkiye’nin yolundan gidecekler? Yoksa okulları işsiz üretmeye devam etsin diye mi? Yoksa gösterici kadınlar, karınları tekmelenerek çocuk düşürsün diye mi? Yoksa, Sünnilerden ve Araplardan başkasına hayat hakkı tanımamak, azınlıkları bastırmak, farklı milliyetleri ezmek, Arapçadan başka dile izin vermemek için mi?  Hapishanelerini boşaltan Mısırlılar mı, cezaevleri tıklım tıklım dolu Türkiye’yi örnek alacak?

Mısırlılar, “Türkiye demokrasisi”ni mi örnek alacaklar? Türkiye’de iktidarlar seçimle belirlenirmiş de o yüzden. Evet ama Mısır’da da seçimler yapılıyordu. Oy kullanma oranı çok düşük olsa da, Mübarek’in partisi oyların yüzde seksen beşini alıyordu. AKP’lilerimiz bunun üzerinde hiç durmuyorlar. Mübarek örneği, seçim denen şeyin, hiç de halkın iradesini falan göstermediğinin, oylamanın kolayca maniple edilebileceğinin en açık göstergesidir. Daha üç dört ay önce oyların yüzde seksen beşini alan partinin iktidarı halkın ayaklanmasıyla gümbür gümbür yıkılmıştır. Yüzde on barajlı Türkiye seçim sistemi de, sırf bu baraj yüzünden bile Mısır’daki rejimin bir benzeridir. Sermayenin, medyanın ve diğer kurumların maniple edici gücü üzerinde durmuyorum bile.

Mısır’ın Türkiye’yi örnek alması için bir neden yoktur ama Türkiye’deki halklara Mısır Devrimi’ni örnek almaları salık verilebilir.

Gün Zileli

16 Şubat 2011

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI