Gün Zileli: Özerklik Türkiye’ye örnek olacak bir model – (ÇAĞDAŞ KAPLAN – DİHA)

İSTANBUL (DİHA) – Demokratik Özerlik projesinin, Kürtlerin öncülüğünde hayata geçirilebilecek ileri bir model olduğunu belirten yazar Gün Zileli, projenin sadece Kürt coğrafyasında değil Türkiye’nin bütün bölgelerine uygulanabilecek, örnek bir proje olduğunu söyledi.

DTK tarafından gündeme getirilen ve Türkiye’de birçok tartışmanın yapılmasına neden olan ‘Demokratik Özerklik’ projesi, gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. Bölge illerinde Kent Konseyleri ve Halk Meclisleri üzerinden tartışılan ve hayata geçirilmeye çalışılan Demokratik Özerklik modeline ilişkin yazar Gün Zileli, DİHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Zileli, projenin olumlu ve ileri bir proje olduğunu ve sadece Kürt coğrafyasında değil tüm Türkiye’de uygulanabilecek örnek bir model olduğunu söyledi. Zileli, projenin Kürt siyaseti tarafından ortaya konulmuş olmasının da Kürtlerin bir anlamda Türkiye’de öncülüğü ele aldığını gösterdiğine işaret etti.

‘Kürtler öncülüğü ele aldı’

Özerklik projesini çok olumlu değerlendirdiğini belirten Zileli, ortaya konulan taslağın ise geliştirilebilecek yanlarının olduğunu kaydetti. Türkiye’de toplumsal projelerde daha önce Kürtlerin hep ortaya konulanın takipçisi olduklarını ifade eden Zileli, ortaya konulan özerklik projesi ile bunun değiştiğini ve toplumsal projelerde artık Kürtlerin öncülüğü ele aldığını dile getirdi. Zileli, “Bu çok olumlu bir gelişmedir. Bugün görüyoruz ki, Kürtler bu projeyle bir anlamda öncülüğü ele almışlardır. Türkiye’nin batısı hâlâ üniter devlet modelinden kopabilmiş değildir ve sol da buna dahildir” diye konuştu.

‘Sol proje üretemiyor’

Zileli, Türkiye’de sol hareketlerin toplumsal proje ortaya koyma yeteneğini yitirmiş durumda olduğunu ve özerklik gibi tabandan gelen projelerin önemli olduğunu dile getirdi. Türkiye sol hareketini toplumsal proje üretememe noktasında eleştiren Zileli, ama özerklik projesinde de olduğu gibi alttan bir dalganın geldiğini ve bireysel çalışmalarla da olsa yeni projelerin ortaya çıktığını söyledi. Zileli, “1990 yılından itibaren sol son hayatiyet belirtilerini de kaybetti. 1980’den beri yeni bir akım ortaya çıktı. Bu akım, içinde yeşilleri, anarşistleri, feministleri, eşcinsel hareketleri, savaş ve silahlanma karşıtlarını, vicdani redçileri vb. barındıran yeni ve dinamik bir akımdır” dedi.

‘Türkiye’ye örnek bir model’

Ortaya konulan Demokratik Özerklik projesinin yeni ve olumlu bir model olarak sadece Kürt coğrafyasında değil, tüm Türkiye’de uygulanabilecek bir proje olduğuna işaret eden Zileli, “Türkiye’ye örnek bir model olabilir ” dedi. Her toplumsal gelişmenin öncelikle kendisini kültürel boyutta gösterdiğinin altını çizen Zileli, günümüzde ise yeni bir devrimci kültür doğduğunu kaydetti. Bu noktada Kürt Hareketi’nin kültürel boyuttaki gelişmelere dikkat etmesi önerisinde de bulunan Zileli, “Bu doğrultuda Kürtlerin kültürel alanda çok esaslı bir cephe açmaları gerekiyor. Yoksa her türlü toplumsal proje kâğıt üzerinde kalabilir” değerlendirmesinde bulundu.

‘Kent konseyleri tabandakilerin aktif katılımıyla hayat bulabilir’

Özerklik projesinin öngördüğü Kent Meclisleri, Kent Konseyleri, Halk Meclisleri hakkında da değerlendirmelerde bulunan Zileli, bu kavramların tabandaki insanların aktif katılımıyla ve her bireyin kendi iradesini içinde bulduğu bir özyönetim uygulamasıyla hayat bulabileceğini dile getirdi. Zileli, “Buralarda da seçilen temsilciler dönüşümlü olarak görev yapmalıdırlar. Bir anlamda herkes yönetici olmalıdır ki, yönetici denen uzmanlık ortadan kalksın. Güç, yukarda değil, aşağıda olmalıdır. Bu anlamda, kent ve bölge konseyleri ve komünleri temel birimlerin iradesinin uygulayıcısı ve koordinatörü olmanın ötesinde bir iktidar ve güç edinmemelidirler. Gerçek bir devrimci demokrasi ancak bu şekilde uygulanabilir” dedi. Zileli, ayrıca bu temel birimlerin dışardan bir parti ya da örgüt tarafından manipüle edilmemesi gerektiğini, böyle olduğu takdirde ise, Sovyetler Birliği’ndeki gibi despotik bir rejim içine girilebileceği uyarısında da bulundu.

‘Süreç içerisinde tam bir özyönetim oluşturulmalı’

Yerel yönetim konusunda ise perspektifin, yerel yönetimlerin hegemonyasını da süreç içinde yıkıp, tam bir özyönetim oluşturmak olması gerektiğini düşündüğünü belirten Zileli, “Ayrıca ben merkez diye bir şey olmaması gerektiği kanısındayım. Her şey yerinden yönetilmeli ve özerk komünler birbirleriyle paralel ilişkiler içinde olmalıdır. Bana soracak olursanız, ülke sınırı diye de bir şey olmamalı. Örneğin İran’daki bir özerk komünle buradaki özgürce ilişkilerini düzenleyebilmelidir. Elbette anarşist bir perspektif bu, ama dünya bu yönde evrilecektir” diye ifade etti.

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI