Devrimci Mihrak vs AKP/Ergenekon

Rakip taraflar birbirine karşı ne kadar kıyasıya mücadele ederlerse o kadar birbirlerine benzemeye başlarlar. Türkiye’de bugün cereyan eden AKP/Ergenekon ve bunun ideolojik düzlemdeki izdüşümü olarak liberal/ulusalcı çatışmasında bu söylediğimizin son derece belirgin örneklerini görmekteyiz. Hukuk dışı ilan edilen Ergenekon’la kapışan AKP, aynı rakibi Ergenekon gibi gittikçe daha hukuk dışı yöntemlere başvurmaktadır. Elbette bunu “hukuk” görüntüsü altında yapmaktadır. Aynı, bir zamanlar rakibi CHP’yi köşeye sıkıştırmak için “hukuk”u kullanarak hukuk dışı yöntemlere başvurmuş olan DP gibi.

Ergenekon adı takılan girişimlerin AKP iktidarına karşı bazı darbe tasarımları olduğu sanırım o kadar gerçek dışı değildir. Evet ama, tarihte parlamenter çoğunluğa dayanan “sivil“ darbe örnekleri de az mıdır? Jakobenler, Ulusal Meclis’te ele geçirdikleri çoğunlukları vasıtasıyla Milli Selamet Komitesini kurmuş ve gerek Öfkelileri, Hebertistleri ve Dantoncuları, gerekse de Jirondenleri böylesi bir “sivil” ve “meşru” darbe yoluyla ezmişlerdi. Hitler örneği daha da yenidir. Hitler, Nazi darbesini Reichtag’da çoğunluğu ele geçirerek gerçekleştirmiştir. Hindenburg, Hitler’i, Reichtag’daki çoğunluğu nedeniyle Şansölye ilan ederken son derece hukuki bir prosedürü uyguladığını düşünüyordu. Sonradan olanları görmeye ömrü vefa etmedi.

Bugün AKP, parlamentodaki mutlak çoğunluğuna dayanarak Ergenekon darbecilerini ve fırsat bu fırsat bütün muhalefeti bastırma yoluna giderken gittikçe daha çok kullanmaktadır darbeci yöntemleri. Hukuk, iktidarın denetiminde çalışmaya başlamıştır. Ergenekoncular darbeyle iktidarı ele geçirselerdi aynısını yapacaklardı.

Devlet çarkını giderek daha fazla ve daha fazla avuçları içine alan AKP, bu çarkın işleyişinin gereklerini yapmakta ve gün be gün daha fazla Ergenekonlaşmaktadır. Nasıl mı? AKP’nin tazıları rolünü oynayan savcılar dört bir yanda Ergenekon tavşanı aramaktadır. Üstelik AKP’den işareti alan kimi tavşanlar, bal gibi Susurluk ya da Ergenekon tavşanı oldukları halde kaçmak yerine AKP’nin cübbesinin etekleri altına saklanmışlardır. En önemli devlet organları artık AKP hükümetinin denetimi altında çalışmaktadır. Örneğin MİT. Hatta ordu. Polis zaten AKP’nin maşası konumundadır. Fetullahçı örgütlenme, polisi aşağı yukarı bütünüyle eline geçirmiştir.

Nasıl Ergenekoncuların sağdan ve soldan devşirdiği ideolojik payandaları var idiyse, AKP/Fettullah mihrakının da böyle payandaları vardır. Bu payandaların başında, soldan devrişilmiş aydınlarıyla liberal akım gelmektedir. Bakın işte, yukarda ileri sürdüğümüz savı doğrulayacak bir kanıt daha. Liberal akım, neredeyse, Aydınlık çığırtkanlığını aratmayacak bir düzeyde işlevini yerine getirmektedir. Paranoyaysa paranoya, hedef göstermekse hedef göstermek, suçlamayda suçlama, iftiraysa iftira, etiketlemekse etiketlemek, komplo teorisiyse komplo teorisi; geçmişte Aydınlık’ın yaptığı her şeyi bugün bu çevre yapmakta, onun kullandığı tüm yöntemleri kullanmaktadır. Karşıtı, rakibi hakkında doğruyu söylediği gibi, rakibinin yöntemlerini kullanarak ona gittikçe daha fazla benzemektedir.

Bu gelişmeleri çok sayıda dürüst insan görüyor. İşçiler de sınıfsal içgüdüleriyle görüyor. Tekel işçilerine karşı uygulanan AKP fütursuzluğu işçilerin bilincinde büyük bir sıçramaya yol açtı. Buna rağmen, birbirleriyle mücadele ettikleri oranda kötücül damarlarla birbirine bağlanan AKP/Ergenekon mihrakına ya da mihraklarına karşı, bunlarla organik bağı olmayan, hatta özünde her ikisine de karşı olan çoğunluğun aşağıdan yukarı bir araya geldiği bir devrimci mihrak kurulamadı bugüne kadar. Oysa bunun için ne çok olumlu koşul var. Çoğunluk (bu çoğunluğa AKP’ye oy verenlerin bile önemli bir kısmı dahildir) AKP’yi sevmiyor; Ergenekon darbecilerini de hiç ama hiç sevmediği gibi. Çoğunluk, ordu müdahalesini sevmiyor; parlamento çoğunluğunun zorbalığını sevmediği gibi. Çoğunluk, ulusal baskı ve çatışmayı sevmiyor; bunu bütün güçleriyle ve elbirliği halinde körükleyen AKP/Ergenekon mihrakını sevmediği gibi. Çoğunluk, devletsel ve hükümetsel işçi düşmanı politikaları onaylamıyor; polis ve ordudan gelecek baskıları onaylamadığı gibi.

Bizi böldüler. Sırf AKP’ye karşı olduğu için bayraklı yürüyüşlere sürüklendi kimilerimiz. Sırf ordu müdahalisine karşı olduğu için seçimlerde AKP’nin oy deposu rolünü oynadı kimilerimiz.

Oysa her ikisi de bir ilüzyondu. İşte karşımızda AKP/Ergenekon bloku. Kürtlere karşı savaşmak oldu mu derhal birleşir bu blok. İşçilere karşı savaş oldu mu da öyle; vergileri arttırmak söz konusu oldu mu da öyle.

O halde?

Devrimci halk mihrakı, AKP/Ergenekon mihrakına karşı.

Gün Zileli,

Nisan 2010

Bu yazı; Ekmek ve Özgürlük dergisi için yazılmış, ancak yayımlanmamıştır.

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI