<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>En Büyük Tüketici Güç:  Üretici Güçler Teorisi! yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.gunzileli.com/2009/03/13/en-buyuk-tuketici-guc-uretici-gucler-teorisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.gunzileli.com/2009/03/13/en-buyuk-tuketici-guc-uretici-gucler-teorisi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=en-buyuk-tuketici-guc-uretici-gucler-teorisi</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 11 Feb 2012 17:44:24 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
	<item>
		<title>Yazar: Gün Zileli</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2009/03/13/en-buyuk-tuketici-guc-uretici-gucler-teorisi/comment-page-1/#comment-7105</link>
		<dc:creator>Gün Zileli</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Nov 2011 20:38:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=445#comment-7105</guid>
		<description>Doğrusunu söylemem gerekirse malthus&#039;un teaorisinden haberdar ollmakla birlikte bu konuda fikir ileri sürecek konumda görmüyorum kendimi. siz bir şeyler yazabilirsiniz elbette.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Doğrusunu söylemem gerekirse malthus&#8217;un teaorisinden haberdar ollmakla birlikte bu konuda fikir ileri sürecek konumda görmüyorum kendimi. siz bir şeyler yazabilirsiniz elbette.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Anonim</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2009/03/13/en-buyuk-tuketici-guc-uretici-gucler-teorisi/comment-page-1/#comment-7102</link>
		<dc:creator>Anonim</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Nov 2011 19:57:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=445#comment-7102</guid>
		<description>Sayın Zileli, konuyla ilgili olarak Malthus&#039;un nüfus teorisi hakkındaki fikrinizi merak ediyorum. Sizce günümüzdeki gelişmeler, bu konuda Marksizmin yanıldığı anlamına mı geliyor?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Zileli, konuyla ilgili olarak Malthus&#8217;un nüfus teorisi hakkındaki fikrinizi merak ediyorum. Sizce günümüzdeki gelişmeler, bu konuda Marksizmin yanıldığı anlamına mı geliyor?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: anton</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2009/03/13/en-buyuk-tuketici-guc-uretici-gucler-teorisi/comment-page-1/#comment-232</link>
		<dc:creator>anton</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Jul 2010 10:32:59 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=445#comment-232</guid>
		<description>Kıt kaynaklar maalesef dünyanın pek çok yerinde büyük sorunlara yol açıyor. İstenildiği kadar çok üretim fazlası verilsin, ABD&#039;de ortalama yaşam düzeyine sahip bir ailenin bu koşulları sürdürebilmesi için dünyanın başka yerlerindeki insan emeğini ve kaynaklarını sömürmenin zorunluluk olduğu ortada (Bu durum haliyle Türkiye gibi ülkeler için de geçerlidir). Sosyalizm dediğimiz olay pat diye bütün dünyada ortaya çık(a)madığına göre yeni sistem için kıtlık varsayımları yapmanın yanlış olduğunu düşünmüyorum. Yani kıtlık meselesini basitçe şu an dünyadaki üretimi dünya insanlarına dağıtarak çözemediğimiz sürece, (sömürü dolayısıyla) kıtlık dünyanın önemli problemlerinden biri kalacaktır.

Ayrıca kıt kaynak dediysek sosyalizmin herkese eşit koşulları sağlayabilme kapasitesinden bahsettiğimizi de açıklayalım. 6 milyar insanın yaşamı sömürüsüz bir ortamda nasıl sürdürülebilir. Bu iş o kadar kolay değil...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kıt kaynaklar maalesef dünyanın pek çok yerinde büyük sorunlara yol açıyor. İstenildiği kadar çok üretim fazlası verilsin, ABD&#8217;de ortalama yaşam düzeyine sahip bir ailenin bu koşulları sürdürebilmesi için dünyanın başka yerlerindeki insan emeğini ve kaynaklarını sömürmenin zorunluluk olduğu ortada (Bu durum haliyle Türkiye gibi ülkeler için de geçerlidir). Sosyalizm dediğimiz olay pat diye bütün dünyada ortaya çık(a)madığına göre yeni sistem için kıtlık varsayımları yapmanın yanlış olduğunu düşünmüyorum. Yani kıtlık meselesini basitçe şu an dünyadaki üretimi dünya insanlarına dağıtarak çözemediğimiz sürece, (sömürü dolayısıyla) kıtlık dünyanın önemli problemlerinden biri kalacaktır.</p>
<p>Ayrıca kıt kaynak dediysek sosyalizmin herkese eşit koşulları sağlayabilme kapasitesinden bahsettiğimizi de açıklayalım. 6 milyar insanın yaşamı sömürüsüz bir ortamda nasıl sürdürülebilir. Bu iş o kadar kolay değil&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Hurşit</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2009/03/13/en-buyuk-tuketici-guc-uretici-gucler-teorisi/comment-page-1/#comment-221</link>
		<dc:creator>Hurşit</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Jul 2010 10:30:02 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=445#comment-221</guid>
		<description>Anton bey, ilerleme konusunda size katılıyorum ancak benim demek istediğim şu ki, gerçekte bir kıtlık yok. Bunu yaratan da kafalarımıza sokan da kapitalistler. Ne yazık ki, reel sosyalizm argüman da bunu benimsemiştir, çünkü onlar da üretici güçlerle bağlı. Oysa dünya kapitalist ve bürokrat kapitalist üretim ilişkilerinden kurtulsun, bakın ortalıkta kıtlık falan kalıyor mu. Bugünün sorunu kıtlık değil, fazla ve gfereksiz üretime yol açan kapitalizmdir. Bugünkü haliyle bile dünya bolluk içindedir. Kıtlığı yaratanlar bizzat kapitalistler. Kullanım değerlerini, kapitalist değer haline getirirseniz sonu böyle olur.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Anton bey, ilerleme konusunda size katılıyorum ancak benim demek istediğim şu ki, gerçekte bir kıtlık yok. Bunu yaratan da kafalarımıza sokan da kapitalistler. Ne yazık ki, reel sosyalizm argüman da bunu benimsemiştir, çünkü onlar da üretici güçlerle bağlı. Oysa dünya kapitalist ve bürokrat kapitalist üretim ilişkilerinden kurtulsun, bakın ortalıkta kıtlık falan kalıyor mu. Bugünün sorunu kıtlık değil, fazla ve gfereksiz üretime yol açan kapitalizmdir. Bugünkü haliyle bile dünya bolluk içindedir. Kıtlığı yaratanlar bizzat kapitalistler. Kullanım değerlerini, kapitalist değer haline getirirseniz sonu böyle olur.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: anton</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2009/03/13/en-buyuk-tuketici-guc-uretici-gucler-teorisi/comment-page-1/#comment-217</link>
		<dc:creator>anton</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2010 14:40:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=445#comment-217</guid>
		<description>Fazla üretim olgusunun kapitalist üretim ilişkileri ile bu düzeye geldiğini kabul edersiniz herhalde. Ayrıca ekolojik problemleri de hesaba katarsak bu bolluğun ne pahasına elde edildiği önemli bir soru... Sonuçta kapitalizm bütün dünyada ortadan bilinçli bir hareketle ortadan kaldırılmadıkça yarın kıtlıktan kırılmayacağımızın hiçbir garantisi yok - varlık içinde yokluk!!! -

Ancak, alternatif bir toplumsal düzen nasıl yaşayabilir? Dünyanın belirli bir bölgesinde yapılmaya çalışan devrimlerin çarptıkları &#039;reel politik&#039; sınırların farkındasınızdır herhalde. Netekim kapitalistlerin eli armut toplamıyor. Devrim sonrası bir sistem dış ticarette (ve daha birçok alanda) yeterlilik gösteremediği zaman neler yaşanabildiği gayet açık (SSCB ye bakılabilir). Yani mesele basitçe sosyalizmin, kapitalist üretim koşullarının geliştiği düzeye bel bağlaması olamaz. Çünkü yukarıda da değindiğim gibi başta çevresel kısıtlamalar bu tarz üretimin sürdürülemezliğine kanıttır. Ancak sosyalizmin temel amacını gerçekleştirebilmesi için &#039;ilerleme&#039;yi kendi lehine zaptetmesi gerekecektir. Benim demek istediğim temel olarak böyle. Yoksa şu şu olursa dünyanın bütün fakirleri doyar gibi bir yaklaşımda bulunmam mümkün değil. Devrimciler için kapitalizmi aşma iddiası temel çıkış noktası olmalıdır. Bu noktada da mevcut koşulları göz ardı etmeden hareket etmek elzemdir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Fazla üretim olgusunun kapitalist üretim ilişkileri ile bu düzeye geldiğini kabul edersiniz herhalde. Ayrıca ekolojik problemleri de hesaba katarsak bu bolluğun ne pahasına elde edildiği önemli bir soru&#8230; Sonuçta kapitalizm bütün dünyada ortadan bilinçli bir hareketle ortadan kaldırılmadıkça yarın kıtlıktan kırılmayacağımızın hiçbir garantisi yok &#8211; varlık içinde yokluk!!! -</p>
<p>Ancak, alternatif bir toplumsal düzen nasıl yaşayabilir? Dünyanın belirli bir bölgesinde yapılmaya çalışan devrimlerin çarptıkları &#8216;reel politik&#8217; sınırların farkındasınızdır herhalde. Netekim kapitalistlerin eli armut toplamıyor. Devrim sonrası bir sistem dış ticarette (ve daha birçok alanda) yeterlilik gösteremediği zaman neler yaşanabildiği gayet açık (SSCB ye bakılabilir). Yani mesele basitçe sosyalizmin, kapitalist üretim koşullarının geliştiği düzeye bel bağlaması olamaz. Çünkü yukarıda da değindiğim gibi başta çevresel kısıtlamalar bu tarz üretimin sürdürülemezliğine kanıttır. Ancak sosyalizmin temel amacını gerçekleştirebilmesi için &#8216;ilerleme&#8217;yi kendi lehine zaptetmesi gerekecektir. Benim demek istediğim temel olarak böyle. Yoksa şu şu olursa dünyanın bütün fakirleri doyar gibi bir yaklaşımda bulunmam mümkün değil. Devrimciler için kapitalizmi aşma iddiası temel çıkış noktası olmalıdır. Bu noktada da mevcut koşulları göz ardı etmeden hareket etmek elzemdir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Hurşit</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2009/03/13/en-buyuk-tuketici-guc-uretici-gucler-teorisi/comment-page-1/#comment-214</link>
		<dc:creator>Hurşit</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jul 2010 20:54:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=445#comment-214</guid>
		<description>Efendim, dünyada kıtlık olduğuna inanıyor musun gerçekten. Her gün milyonlarca tonlyiyecek dökülüyor. Mağazalar ağzına kadar satılamayan giyeceklerle dolu, depolar da öyle. &quot;kıtlığı&quot; yaratan sadece ve sadece kapitalist piyasa mekanizmaları, üretim fazlasını da öyle. Kapitalizm kalksa, insanlar bugün çalıştıklarının yüzde onuyla bir bolluk toplumunun içinde yaşayıp giderler diye düşünüyorum. Ne derziniz acaba?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Efendim, dünyada kıtlık olduğuna inanıyor musun gerçekten. Her gün milyonlarca tonlyiyecek dökülüyor. Mağazalar ağzına kadar satılamayan giyeceklerle dolu, depolar da öyle. &#8220;kıtlığı&#8221; yaratan sadece ve sadece kapitalist piyasa mekanizmaları, üretim fazlasını da öyle. Kapitalizm kalksa, insanlar bugün çalıştıklarının yüzde onuyla bir bolluk toplumunun içinde yaşayıp giderler diye düşünüyorum. Ne derziniz acaba?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: anton</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2009/03/13/en-buyuk-tuketici-guc-uretici-gucler-teorisi/comment-page-1/#comment-210</link>
		<dc:creator>anton</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jul 2010 18:39:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=445#comment-210</guid>
		<description>yorum bana aittir...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>yorum bana aittir&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Anonim</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2009/03/13/en-buyuk-tuketici-guc-uretici-gucler-teorisi/comment-page-1/#comment-209</link>
		<dc:creator>Anonim</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jul 2010 18:37:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=445#comment-209</guid>
		<description>Marx ve ilerleme konusu marxizmin &#039;çöküş&#039; sonrası (en azından benim bildiğim kadarıyla) en çok eleştirilen yönlerinden biri. Bunun böyle olmasında her ne kadar yılgınlık (ideolojilerin sonunu hatırlayın) vs. gibi başka şeyler de yer alsa, önemli ve dikkate alınması gereken bir eleştiri...

Ancak;

Sosyalizm dediğimiz kavramın ayakları maalesef yere basmak zorundadır. Olmayan koşulları kendimize referans alamayız. Misal ben Alec Nove&#039;nin &#039;Uygulanabilir Bir Sosyalizmin İktisadı&#039; adlı kitabını ilk elime aldığımda kendi adıma çok şaşırmıştım. İskoçyada iktisat profu olan bu şahıs marksizme ütopik olduğu gerekçesiyle saldırıyordu. Kitaptaki iddialardan biri marxın sınırsız bolluk olan (kıtlığın olmadığı) bir dünya için tasarlanmış bir ütopya olduğuydu. Ama benim marksizmden anladığım üretici güçlerin (ve emek üretkenliğinin) geliştiği bir dünyada eşitlikçi iddiaların geçerlilik kazanabileceğiydi. 

Bir de;

Son iki paragrafta yazılanlar fazla toptancı gibi geldi bana. Bir kere devrim dediğimiz şeyin monolitik bir yapı olduğunu düşünmüyorum. Devrimin de ruhu vardır, aynı zamanın ruhu gibi. Yani devrimler her zaman aynı (üstyapısal) temellerde yükselmezler. Ve de teknoloji, üretici güç vs. kavramların yapısındaki değişimler emin olun kültürel değişimlerde de rol oynarlar ve hatta belirleyicidirler. Kıtlığın kol gezdiği bir dünyada eşitlikçi ve özgürlükçü tahayyüller maalesef gerçekleşemez (hem içsel hem dışsal sebepler dolayısıyla).

Son olarak

&#039;Seçim serbest! Devrimle insanlaşmak mı, ilerlemeyle insansızlaşmak mı?&#039; demişsiniz. Ancak önümüzdeki çatallanmaların bu kadar basit ve yanlış (ifadey biçimini mazur görün) önermelerden fazlası olduğunu düşünüyorum...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Marx ve ilerleme konusu marxizmin &#8216;çöküş&#8217; sonrası (en azından benim bildiğim kadarıyla) en çok eleştirilen yönlerinden biri. Bunun böyle olmasında her ne kadar yılgınlık (ideolojilerin sonunu hatırlayın) vs. gibi başka şeyler de yer alsa, önemli ve dikkate alınması gereken bir eleştiri&#8230;</p>
<p>Ancak;</p>
<p>Sosyalizm dediğimiz kavramın ayakları maalesef yere basmak zorundadır. Olmayan koşulları kendimize referans alamayız. Misal ben Alec Nove&#8217;nin &#8216;Uygulanabilir Bir Sosyalizmin İktisadı&#8217; adlı kitabını ilk elime aldığımda kendi adıma çok şaşırmıştım. İskoçyada iktisat profu olan bu şahıs marksizme ütopik olduğu gerekçesiyle saldırıyordu. Kitaptaki iddialardan biri marxın sınırsız bolluk olan (kıtlığın olmadığı) bir dünya için tasarlanmış bir ütopya olduğuydu. Ama benim marksizmden anladığım üretici güçlerin (ve emek üretkenliğinin) geliştiği bir dünyada eşitlikçi iddiaların geçerlilik kazanabileceğiydi. </p>
<p>Bir de;</p>
<p>Son iki paragrafta yazılanlar fazla toptancı gibi geldi bana. Bir kere devrim dediğimiz şeyin monolitik bir yapı olduğunu düşünmüyorum. Devrimin de ruhu vardır, aynı zamanın ruhu gibi. Yani devrimler her zaman aynı (üstyapısal) temellerde yükselmezler. Ve de teknoloji, üretici güç vs. kavramların yapısındaki değişimler emin olun kültürel değişimlerde de rol oynarlar ve hatta belirleyicidirler. Kıtlığın kol gezdiği bir dünyada eşitlikçi ve özgürlükçü tahayyüller maalesef gerçekleşemez (hem içsel hem dışsal sebepler dolayısıyla).</p>
<p>Son olarak</p>
<p>&#8216;Seçim serbest! Devrimle insanlaşmak mı, ilerlemeyle insansızlaşmak mı?&#8217; demişsiniz. Ancak önümüzdeki çatallanmaların bu kadar basit ve yanlış (ifadey biçimini mazur görün) önermelerden fazlası olduğunu düşünüyorum&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

