Karşıtı Doğruyu Söyler…

Yaklaşık 5 yıl önce yayımlanmış bu yazıyı, bugün yeniden yayımlamayı gerekli gördüm.

G.Z.

 

Yaklaşık altı buçuk yıl önce yayınlanmış bu yazıyı, İstanbul’da bugünlerde meydana gelen olaylar üzerine yeniden yayınlamayı gerekli gördüm. 

 

G.Z. 

Annemin iki sevgili arkadaşı vardı: Radife hala ve Perihan teyze. İkisi de annemi çok sevdikleri için Arnavutköy, Vezirköşkü Sokak’a taşınmıştı. Annemi ne kadar severlerse, birbirlerini de o kadar sevmezlerdi. Annem de, hayatımda tanıdığım en yumuşak yüzlü insandı, hatta biraz da iki yüzlü olduğu söylenebilir. Radife halanın, Perihan teyze hakkındaki atıp tutmalarına katılır, bir saat sonra da Perihan teyzeyle Radife halayı çekiştirirdi. Annemin yaptığı oldukça ahlâk dışı bir şeydi ve bir karakter zaafının ürünüydü ama bu dedikoduları dinlediğiniz zaman, Radife haladan, Perihan teyzenin zaaflarını, Perihan teyzeyle konuştuğunuz zaman da Radife halanın olumsuz yönlerini öğrenmeniz mümkün olabilirdi. Böyledir, karşıtlar, kendileri hakkındaki değil, birbirleri hakkındaki gerçeği söylerler.

Bir arkadaşım, muhtemelen Aydınlıkçılar tarafından yazılmış, oldukça ulusalcı ve orducu tonlar taşıyan bir metin yollamış, email aracılığıyla. Bu metinde, Taraf gazetesinin ve bu gazetenin finansörü Alkım Yayıncılığın, Fetullahçı sermaye tarafından çeşitli yollardan nasıl desteklendiği anlatılıyordu.

Bir başka arkadaşım da, Taraf gazetesinin yazarlarından Halil Berktay’ın, Doğu Perinçek’in geçmişiyle bugünü arasındaki bariz çelişmeleri ortaya koyan yazısını yollamış. Bu yazıda Berktay, 1970’li yıllarda Bozkurt Efsaneleri ve Gerçek adlı kitabı yazan Doğu Perinçek’in nasıl olup da sonradan Türkçü ve ırkçı bir yönelime girdiğini irdeliyor; TİİKP savunmasında “Ermeni katliamından” söz edilirken, daha sonra “Talat Paşa komiteleri” kurmanın tutarsızlığına değiniyor; keza ordu ve Kürt meselesi konusundaki, gerçekten insanı şaşırtacak ölçüdeki büyük zikzaklara dikkat çekiyordu.

Halil’in yazısını yollayan arkadaşa cevaben şöyle yazdım: “Ulusalcıların ve liberallerin birbirleri hakkında söylediklerinin toplamı gerçeğin ta kendisidir.”

Gerçekten de böyle. Liberallerin, ulusalcıların söylediği gibi, Fetullahçı sermaye, hatta genel olarak sermayenin önemli bir kesimi, ABD, Avrupa Birliği, hatta muhtemeldir ki İsrail tarafından desteklendiği argümanı hiç de yabana atılacak bir argüman değildir. Aydınlık döneminden bilirim, bir günlük gazeteyi finanse etmek hiç de kolay iş değildir. Birgün, Evrensel gibi, taraftar kitlesinin desteğiyle çıkan ve kendi yağıyla kavrulmaya çalışan gazeteleri çıkartmak bile büyük bir mali külfettir, kaldı ki, köşe yazarlarının maaşlarını euro kurundan aldıkları, tam anlamıyla bir medya organını çıkartmak, mali külfetlere direnmenin de ötesinde, çok ciddi finans kaynaklarını gerektirir. Bu değirmenin suyu nereden gelmektedir gerçekten de? Ulusalcıların sorularına hak veriyorum.

Öte yandan, bugün liberalizimin en silahşör ve kalemşör kanadını oluşturan Taraf gazetesinin yazarlarının ulusalcılar hakkında ileri sürdüklerine de hak veriyorum. Bugün biraz mağdur konumunda göründükleri için ulusalcılara fazla yüklenmek istemiyorum ama, örneğin Doğu Perinçek’in izlediği siyasi serüven gerçekten de insana parmak ısırtacak boyutlardadır. Sen, “Amerikancı paşalar” dediklerini aradan yirmi yıl geçince ülkenin en sağlam “anti-emperyalist” gücü ilân et; “Ermeni soykırımı yapılmıştır” derken birdenbire “Ermeni soykırımı uluslararası bir yalandır” de; “İşgale nihayet, Kıbrıs’a hürriyet” sloganının soldaki ilk mucidiyken, Rauf Denktaş’la al takke ver külah ol; “Kürtlerin kaderlerini tayin hakkı”ndan söz ederken, Kürtlerin dilini bile yasaklamaya kalkış; kontrgerillacılardan söz ederken, kontrgerillanın Veli Küçük gibi kalıntılarıyla kucaklaş vb. vb… Liberaller haklı bunları ortaya koyarken.

İşte bütün bu gerçekler ve haklılıklar, biz devrimcilere, her iki kesimden de aynı uzaklıkta durmamız ve “Kronstadt’ın namlularını” bir birine, ardından bir diğerine doğrultmamız gerektiğini gösteriyor. Bu konuda sol zaten önemli bir kafa karışıklığı içinde. Solun bir kısmı ulusalcı olmuş, diğer kısmı da liberallerin kuyruğunda “özgürlükçü sol”. Bu iki kesimin dışında kalan küçük bir Stalinist sol var ama o da tamamen devre dışı ve henüz siyasi alana yansımasa da kendi içinde aynı kafa karışıklığını bu kesim de yaşıyor. Anarşistlerimize gelince… Anarşistlerin ulusalcılık konusunda şerbetli olduğunu söyleyebiliriz rahatlıkla. Liberalizm konusunda öyle mi ya! Anarşistlerimizin bir kısmı liberalizmin ayak izlerini takip ediyor, ne yazık ki. Örneğin benim de yazdığım ve manşetinde “Anarşizm güzel kavram” yazan Kronik Muhalif sitesi (valla bu yazımı basarlarsa bravo diyeceğim onlara), manşetinden Taraf gazetesinin ilânını indirmiyor bile. Murat Belge ile fazla bir sorunum yok ama Murat Belge ile röportajlar falan gırla gidiyor, atıflar hep liberallere. Öte yandan, daha iç halkadaki anarşistlerin içinden, hezeyana gelip “Mehmet Ağar da tutuklanacak” ham hayaline kapılanlar bile oldu.

Gün Zileli
20 Şubat 2009

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI