Bilmece Çözülürken…

 

Bu kısa yazımın Susurluk ve Ergenekon üzerine son yazım olmasını dilerim.

Zaman gazetesinde yazan, ülkücü eğilimli Hamdullah Öztürk’ün “Susurluk, Ergenekon ve Ülkücüler” başlıklı yazısı, cinayet çetelerinin aralarındaki ilişkileri, ittifakları ve çatışmaları gün ışığına çıkarır nitelikte.

 

Kısaca ve adım adım açıklamaya çalışayım kendi çözümlememi:

1. Türkiye, 1990’lı yıllarda devlet ve merkez sağ iktidarların ittifakıyla Kürtlere karşı bir gayrinizami savaş yürüttü. Bu siyasi ittifakın gayrinizami savaş düzenindeki bileşenleri, merkez sağın himayesindeki ülkücülerle (Çatlı) aşırı sağcı emniyet mensupları (Ağar) ve ordunun bünyesindeki Jitem’di (Ersever, Eken, Veli Küçük).

2. Susurluk’la birlikte bu iki çete bir darbe yedi ve ittifakları dağıldı, aynı süreçte merkez sağla ordunun Kürtlere karşı ittifakında da bir dağılma oldu. Gerek ülkücü tetikçilerden (Çatlı), gerekse Jitem içindeki tetikçilerden bazıları (Cem Ersever) devlet içi cinayetlerle temizlendi.

3. Jitem içindeki ya da doğrudan MİT’in örgütlediği bazı unsurlar (Veli Küçük) bu dağılma içinde yeni örgütlenmelere gitti. Bu unsurlar, merkez sağın yeni temsilcisi AKP ile çatışma içinde özellikle ordunun himayesini aradı, ulusalcı-kemalistlerle aşırı ırkçı iittifaklara girdi. Sanırım bu arada bu unsurlar, ordunun kısmi himayesi altında „Ergenekon” adı verilen komplo örgütlenmesine gitti.

4. Seçim öncesinde AKP ile ordu açık bir çatışmaya girdi. Ergenekon örgütlenmesi, bu çatışmadan yararlanarak darbe ortamını körükleyecek bazı komplolara girişti.

5. Öte yandan ülkücü tetikçiler ve aşırı sağcı emniyet mensupları (Ağar) ideolojik geleneklerine uygun olarak merkez-sağın himayesindeki mevzilerine çekildiler.

6. AKP’nin seçimi büyük farkla kazandığını gören ordu, ulusalcı ittifaktan çekildi ve Ergenekonculara olan kısmi himayesine son verdi. Bunu fırsat bilen merkez sağ AKP iktidarı ve Fetullahçı kesim, bir yandan kendi ülkücü ve aşırı sağcı cinayet şebekesini himaye ederken, diğer yandan Ergenekon’a ve bu örgütü bahane ederek ulusalcılara (Ergenekon’un tüm ulusalcıları kapsadığı bir hayli kuşkuludur) karşı saldırıya geçti. Şu anda Susurluk’un sivil paramiliter kesimi, AKP-Fetullah iktidarının himayesi altında bulunmaktadır. Ülkücü yazarlar, Ergenekon’a tüm hışımlarıyla yüklenirken, Susurluk’u „vatansever” olarak kutsama peşindedir. Artık bilmece çözülmektedir adım adım. Ortada bir değil, bir zamanlar ittifak halinde savaş vermiş iki cinayet şebekesi vardır ve bu şebekelerden ya da onların hamilerinden birinin yanında yer alıp diğerine yüklenmek, cinayet şebekelerinden birini desteklemek anlamına gelecektir. Devrimcilerin görevi, her iki cinayet şebekesini aynı şekilde ve ağırlıkta teşhir etmek ve hedef almaktır.

Tamam, bilmece çözülmektedir de, bir gazete bilmecesinden daha zor olmayan bu bilmece karşısında bizim liberallerimizin akıldaneliğine, „Özgürlükçü Sol”cularımızın gayretkeşliğine, „Ergenekon’dan davacıyız” kampanyacılarının hafıza kaybına, devletle savaştan vaz geçip ondan medet uman Kürtlerimizin aymazlığına yol açan akıl tutulması ne zaman çözülür belli değil…

Gün Zileli
2 Şubat 2009

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI