Büyük Yürek Durdu mu?

 

Büyük Yürek durdu diyorlar… Olabilir mi böyle bir şey? Dünyada inanmam. Olsa olsa kalbi durmuştur. Hastaydı kalbi.

Büyük Yürek durmaz. Belki İstanbul’u şöyle bir dinlemek için durmuştur. Ya da bir çeşmeden kana kana su içmek için.

Durmaz o. Denilen anlamda hiç durmadı ve durmayacak da. Büyük Yürek’tir o. Yazılamayacak, okunamayacak, anılamayacak, unutulamayacak, hatta bütünü çıplak gözle algılanamayacak kadar büyük. Öylesine ki, size açar kapılarını, alır içine sarmalar şefkatle, fark ettirmeksizin. Ama kapamaz kapılarını yeniden. Özgürlüğünüzü almaktan korkar. Açık bırakır kapısını, ne zaman isterseniz gidebilesiniz diye.

Öyle büyüktür ki, hüsrana bile küsmez. Hatta hüsran onun arkadaşıdır da, hep eşlik eder ona. Gamlı görürsünüz onu kimi zaman. Hep birlikte dolaşırlar.

Dayanışmayı özler Büyük Yürek. Oysa dayanışma pek uğramaz yanına. Dayanışma onu unutsa da o unutmaz. İnatla çağırır onu. Nesi var nesi yoksa verir ona. Karşılık beklemeden. Kendisi için hiçbir şey istemeden. Kimseler duymadan.

Aşktır Büyük Yürek’i yüreklendiren. Aşkla kucaklar dünyayı. Aşkla düşünür. Aşkla burkulur. Aşkla acı çeker, kanar bazen. Aşk onu terk etse de o hiç terk etmez aşkı. Aşk tökezlediği zaman ona kızmaz, çatık kaşla bakmaz. Başarısız aşk, onun sınıfta kalmış çocuğu gibidir. Alır onu bağrına basar yine de.

Büyük Yürek’i, bireyin ağıtını söylerken görebilirsiniz bir yerlerde. Onun saygınlığına, onun isyan ruhuna, otorite tanımazlığına sonsuz güvenir. Her seferinde birey Büyük Yürek’i kırsa da, acıyla sızlatsa da ona olan tutkusu hiç zayıflamaz. Bir gün der, bir gün birey gerçekten var olacaktır. Umudu da sever. Onu yenilgilere terk etmez.

Büyük Yürek, ilk kuşağındandır çiti geçmeye cesaret eden küçük azınlığın. Ama bunu hep gizler. Söz konusu bile etmez. Büyük Yürek, işin tuhafı bu ya, büyük olmayı da sevmez. Hep gizler kendini, geriye çeker.

Büyük Yürek, genelde çok sakin akar. Tevekkülle kabul eder yenilgileri. Gülümseyerek bakar onlara. Kendi yenilgilerine, dünyanın her yerinde dışlananların, kovalananların yenilgilerine. Yenilgi, Büyük Yürek’in temiz kanıdır sanki. Onunla soluklanır, onunla yenilenir. Bilir bir gün yenilenlerin biriktirdiği yüce gönüllülüğün dünyayı fethedeceğini. En azından bunu umut eder. Umudu da sever demiştim ya.

Büyük Yürek, büyük olmasına büyüktür ama büyük mekanizmaları, silahları, örgütleri, panzerleri, füzeleri, işkencehaneleri, demir parmaklıkları, koltukları, kelepçeleri, otoriteleri, kurumları hiç sevmez. Korkmaz onlardan üstelik. Çünkü korkuyla arası pek hoş değildir. Korkuyla arası iyi olanları ayıplamaz, ama korkuyu evine davet ettiğine hiç tanık olmadım. Korkunun kol gezdiği bir dünyaya, sukûnetle, telaşsız, aynı tempoda insanların en güzel değerlerini, bu taze kanı göndermeyi sürdürür.

Büyük Yürek durdu diyorlar. Belki de, kendisi gibi büyük yüreklerin gümbürtüsünü işitmek için durmuştur bir an için. Kalbi durduysa onu bilemem. İkisi aynı şey değil. Aşk, dayanışma, bağımsızlık, otorite tanımazlık, özgürlük, özgüven, kadınca duyarlılık, cesaret ne zaman yok olursa bu dünyadan, Büyük Yürek’in durduğuna o zaman inanabilirim.

Dünyaya ve canlılara ilişkin her şeyi, kedileri, sardunyaları, iklimleri çok seven Büyük Yürek’in 5 Kasım 2007 tarihli son mesajının son satırları şöyle:

“Dün kısmen güneşli ve aydınlık bir hava vardı. Bugün İstanbul’da deli bir yağmur var. Güneş yok, ıslak ve karanlık bir gün yaşıyoruz. Neyse bundan sonrası zaten kış.”

Evet, gerçekten kış.

Güle güle ve hoşça kal Büyük Yürek.

Nezahat.

Arkadaş.

Yoldaş.

Sevgili.

Gün Zileli
6 Kasım 2007

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI