Bir Kapakarkasından Hareketle Mihail Bakunin

Edward H. Carr, Mihail Bakunin,
çeviren: Gün Zileli, Nisan 2006, Versus Yayınları.

Versus Yayınları, E.H.Carr’ın, ilk kez 1937 yılında, bildiğim kadarıyla son kez de 1961 yılında basılan, çok önemli Mihail Bakunin biyografisini bu ay yayımladı.

Biyografi yazımlarında beni en çok rahatsız eden şey övgüdür. Bu, elbette biyografisi yazılan kişinin olumlu yanlarının ortaya konmayacağı anlamına gelmez ama, övgüde (elbette yergide de) bir doz tutturmak, o kişinin gerçekçi bir şekilde, tarihteki yeriyle tahlil edilebilmesi açısından çok önemlidir diye düşünürüm. Ne yazık ki, Türkiye’de, biyografi yazımlarında, özellikle devlet kurucularının biyografilerinde bu objektiflik tutturulamamıştır.

E.H. Carr, bence bu resmi tarih yazıcılığının tam zıt ucunu oluşturan bir tarihçi. O, biyografisini yazdığı insanın ruhuna nüfuz etmek ister, biraz da İngiliz kuşkuculuğu ve alaycılığı ile onu didik didik eder, hatta „öküz altında buzağı“ arayarak, ele aldığı tarihi kişiyi yerden yere vurmaktan bir an bile çekinmez. Sanki E.H. Carr, o pek iyi bildiğimiz „sıfırcı“ tarih „hoca“larındandır, ele aldığı tarihi kişiler ise, sözlü sınav kapısında tir tir titreyerek sıralarının gelmesini bekleyen öğrencilerdir.

E.H.Carr’ın „sigaya çektiği“ „öğrenci“lerden biri de Mihail Bakunin’nindir. Kitap okunduğu zaman görülecektir ki, E.H. Carr, can alıcı sorularıyla „öğrencisini“ bir hayli terletmiştir. Ne var ki o, Bakunin’in büyük ve değerli yanlarını görmeyecek ve ona „geçer“ not vermeyecek bir „hoca“ da değildir. Bunun da çok sayıda örneği var kitapta. Versus Yayınlarının arka kapağa çıkarttığı, kitaptaki bazı alıntılar bile, bunu görmemiz için yeterli:

„Ama dostlarım, biliyorsunuz ki, denizlerin ötesinde asla kopamayacağınız, sizin için aşkla dolu dostunuz var, sizden ayrılmış ve bu dünyada evsiz.“

Mihail Bakunin’in, 4 Kasım 1842’de, Premukhino’daki kardeşlerine yazdığı mektup’tan

„Haydi, yıkıcı ve imha edici sonsuz ruha güvenelim, çünkü bu bilinmez ve sonsuz ruh, tüm hayatın kaynağıdır. Yıkma güdüsü, aynı zamanda yaratıcı bir güdüdür!“

Mihail Bakunin’in, Deutsche Jahrbücher’de 1842 yılında yayımlanan Almanya’da Reaksiyon adlı makalesinin sonundaki ünlü cümleleri.

“Eskisi gibi, aslan başlı ve yelesi karmakarışık koca bir devdi. Ellisinde, hâlâ, gezgin bir öğrenci gibiydi, Rue de Bourgogne’deki evsiz Bohemlerden farksızdı, yarını dert etmeyen, paraya boşveren, parası olduğunda har vurup harman savuran, olmadığında sağdan soldan, hiç ayrım yapmadan borç alan… son kuruşunu bile herhangi birisine vermeye hazır, kendine yalnızca en gerekli şeyleri, sigara ve çay için birazını ayıran bir insan. Bu tür bir hayat tarzından hiçbir sıkıntısı yoktur; büyük bir gezgin, büyük bir serseri olarak doğmuştur. Herhangi birisi ona mülkiyet hakkı konusunda ne düşündüğünü sorsa, vereceği yanıt, Lalande’nin Napolyon’a Tanrı konusunda verdiği yanıtın aynısı olacaktır: ‘hayatımın hiçbir aşamasında ona inanmanın gereğini hissetmedim.’ “
Herzen’in Anıları’ndan

Gün Zileli
8 Nisan 2006

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI