<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Kürt MDD&#8217;si ve Türk MDD&#8217;si yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=kurt-mddsi-ve-turk-mddsi</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 11 Feb 2012 00:45:50 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-2/#comment-6568</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Oct 2011 16:25:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6568</guid>
		<description>( http://tr.internationalism.org/ )

Çatı Akıyor: Halkların Demokratik Kongresi ve Bir Garip Solda, Bir Garip Birlik
DünyaDevrimi tarafından Çar, 19/10/2011 - 20:10 tarihinde gönderildi.


Milliyetçiler ve sol-liberaller; Troçkistler ve Enver Hocacılar, Yeşiller ve Anarşistler; Türkücüler ve LGBT&#039;ler... Pek çok ve farklı farklı siyasi eğilime veya kimlik örgütüne mensup delegeler 15-16 Ekim tarihlerinde, Ankara&#039;da önce çatı partisi daha sonra da &quot;Kongre Hareketi&quot; adıyla olarak bilinen hareketin ilk kongresinde bir araya geldiler. Hareket ve kongre kelimelerinin bu denli fazla kullanılmasının yarattığı kafa karışıklığı ortamında, başını Kürt hareketinin çektiği ve Türk solunun büyük çoğunu bünyesine katmayı başarabilmiş olan çatı partisi veya kongre hareketi, &quot;Halkların Demokratik Kongresi&quot; ismini benimsemeyi uygun buldu. Halkların Demokratik Kongresi ismi bir süre önce Abdullah Öcalan&#039;ın önerdiği &quot;Demokratik Ulus Kongresi&quot; isminin, bir nebze sola çekilmiş bir biçimi olarak değerlendirilebilir. Öte yandan Öcalan&#039;a ilham vermiş olan fikir değişmemiş gibi duruyor: Halkların Demokratik Kongresi Güney Afrika&#039;daki Afrika Ulusal Kongresi ve Hindistan&#039;daki Hint Ulusal Kongresi gibi şu anda bu ülkelerde iktidarda bulunan burjuva milliyetçisi partilerin izinden gidiyor. Hareketin programında bulunan &quot;barış içinde ve insanca yaşayabileceğimiz bir Türkiye&quot; sloganı, bütün parlamenter burjuva siyasetleri gibi Halkların Demokratik Kongresi&#039;nin perspektifinin de burjuvazinin sınırları çerçevesinde olduğunu ortaya koyuyor. Bununla birlikte, kongrenin kendisinin hem yapısal hem de programatik ilham kaynağı ve genel modeli olarak Almanya&#039;daki Die Linke (Sol Parti) benzeri parlamenter burjuva solcu çatı hareketlerini görüyoruz.

Bir yandan da hareketi farklı etnik ve dini azınlık kimliklerinin milliyetçileriyle doldurma çabası, Êzidî Batman delegesi Veysi Bulut&#039;un konuşmasında ortaya koyduğu, TC devletinin Kürtlerle ilgili söylediklerini hatırlatan garabetlere yol açabiliyor: &quot;AKP&#039;nin açılım politikası ortaya atıldığından beri bütün kesimlerden ‘Biz kardeşiz, Malazgirt&#039;te, Çanakkale&#039;de birlikte savaştık&#039; şeklinde ortak paydaları ifade eden sözler geliyor. Buna ben de katılıyorum. Bütün Kürt Aleviler, Êzidî asıllı. İktidara yanaşmak için cemevlerini kurdular. Gerçekleri bilelim. Malazgirt savaşı öncesinde Kürtlerin yüzde 99&#039;u Êzidîydi. &quot;Kürdistan&quot; kelimesini 900 yıl önce ortaya atan da Êzidîlerdi.&quot; Benzer bir şekilde, Türkücü Ferhat Tunç&#039;un Ermeni soykırımının tanınmasına &quot;1947 yılında Dersim&#039;de de soykırım yapıldı, ama bunu vurgulayamıyoruz&quot; diyerek karşı çıkması kongrenin bir başka garabeti. Nihayetinde, yönetmen ve milletvekili Sırrı Süreyya Önder&#039;in konuyu erteleyen önerisi sonucunda Ermeni soykırımından kongrenin resmi metinlerinde bahsedilmemesi, yani Ferhat Tunç&#039;un istediğini almış olması daha da büyük bir garabet. Baskıya ve katliama uğrayan halklar maddesine Türkler başlığının eklenmeye çalışılmış olması da bir başka garabet. Verdiklerimiz sadece bu garabet örneklerinden kimileri.[1]

Bütün bunlar, kongre hareketinin ne denli temelsiz bir biçimde kurulmuş olduğunu gözler önüne seriyor. Yapılır yapılmaz akmaya başlamış bir çatı var karşımızda. Kürt burjuva hareketinin olabildiğince geniş bir çatı kurma çabası, hareketin çizgisine hakim liderlerin yüzünü kızartacak kadar gerici görüşlere sahip pek çok kişiyle işbirliğini beraberinde getirmiş durumda. Öte yandan, bu garip solun garip birliğinin harcı fikir ortaklığı olmasa da kuvvetli, hatta burjuva siyaseti alanında çok daha kuvvetli bir harç: çıkar ortaklığı. Bu çatı, bir yandan Kürt hareketinin Türkiye siyasetinde, AKP&#039;nin Kürdistan siyasetinde oynadığı role denk olabilecek bir rol oynama hedefini, bir yandan da Türk solunun burjuva siyaset sahnesinde yer edinme hırslarını ifade ediyor. Kürt burjuvazisi, Türkiye siyaset sahnesinde bir &quot;Türkiye partisi&quot; olmamakla suçlanmanın sıkıntısını geçtiğimiz meclis döneminde yaşamıştı. Bu karşın Türk burjuvazisinin hakim gücü AKP Türkiye Kürdistanı&#039;nda bir hayli güçlü bir parti, ki Kürt hareketinin bu durumu dengelemek istemesi olağan. Bu nedenle Kürt hareketinin Türk soluna ihtiyacı var. Dahası, her ne kadar Türk solunun kitlesel desteği Kürt hareketinin amaçlarını tatmin edebilmekten uzak olsa da, en azından başta EMEP olmak üzere kimi sol partiler nezdinde Kürt burjuvazisi, Türk sendika bürokratları arasında da dikkate değer ve kaşarlanmış bir güç elde etmiş durumda. Buna karşılık Türk solunun Kürt hareketinden beklentisi ortada: Ertuğrul Kürkçü, Levent Tüzel ve Sırrı Süreyya Önder&#039;i geçmiş seçimde meclise taşıyan Kürt hareketi, Türk solunun muhtelif örgütlerinin liderlerinin hırslarını kabartıyor. Şüphesiz bahsi geçen bu üç isim de bir sonraki mecliste olmayı ve hatta daha güçlü bir hareketin önderleri olmayı garantileyecek bir güç inşaa etmek istiyorlar. Hareketin dışında kalan TKP, Halkevleri ve ÖDP gibi yapılar da her hangi bir alternatif önerdikleri için değil, yürüttükleri şovenist &quot;tam bağımsız Türkiye&quot; siyasetin bu çatı altında bulunmaktan kazanacağı hiçbir şey olmadığı için bu fırsatı değerlendiremiyorlar.

Parlamenter güdümlü bir ezilen kimlikler ittifakı olarak şekillenmiş bu kongrede işçi sınıfı böylesi kimliklerden yalnızca bir tanesi olarak ifade ediliyor. Öte yandan, bu durum çatı partisinin yalnızca işçi sınıfının mücadelesini ileriye taşımaktan aciz olacağı anlamına gelmiyor, ayrıca onun eşcinsellere, kadınlara ve azınlıklara karşı baskıların ortadan kaldırılmasına en ufak bir katkı yapamayacağını gösteriyor. Zira eşcinsellere karşı baskılar, ulusal baskılar ve ataerkil düzen, kapitalizmle tamamen kemikleşmiş ilişkilerdir ve sermayeyi yenebilecek güç parlamentoda siyaset yapan bir burjuva partisi değil, ancak işçi sınıfının kendisi olabilir. İşçi sınıfının demokratik, ulusal, halkçı ve benzeri biçimde kendisini ifade eden ve emeği mazlum kimliklerden yalnız bir tanesi olarak ifade eden bir harekete değil, bağımsız sınıf çıkarlarını ifade edecek öz-örgütlenmesine ihtiyacı vardır. Kürtlere, Alevilere, Êzidîlere, Ermenilere, Rumlara, Süryanilere, kadınlara, eşcinsellere ve diğer bütün kimliklere karşı baskıları ancak bütün etnik ve dini kökenlerden, cinsiyetlerden ve cinsel tercihlerden işçilerin, dünya proletaryasıyla birlikte yürütecekleri uzlaşmaz enternasyonalist mücadele çare olabilir.

Gerdûn

1. Yazımızda üzerinde durmaya gerek görmediğimiz bir başka garabet, &quot;anarşist&quot; olduklarını iddia eden kimi şahısların bu kongreye katılmış olmaları. Marksistler olarak gülünç bulduğumuz fakat seçimde Emek, Özgürlük ve Demokrasi bloğuna oy verilmesi çağrısında bulunan kimi &quot;anarşistler&quot; olduğunu bildiğimiz için pek de şaşırmadığımız bu duruma gerekli yanıtı vermeyi, anarşizmin gerçekte ne anlama geldiğine dair bir fikri olan anarşistlere bırakıyoruz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>( <a href="http://tr.internationalism.org/" rel="nofollow">http://tr.internationalism.org/</a> )</p>
<p>Çatı Akıyor: Halkların Demokratik Kongresi ve Bir Garip Solda, Bir Garip Birlik<br />
DünyaDevrimi tarafından Çar, 19/10/2011 &#8211; 20:10 tarihinde gönderildi.</p>
<p>Milliyetçiler ve sol-liberaller; Troçkistler ve Enver Hocacılar, Yeşiller ve Anarşistler; Türkücüler ve LGBT&#8217;ler&#8230; Pek çok ve farklı farklı siyasi eğilime veya kimlik örgütüne mensup delegeler 15-16 Ekim tarihlerinde, Ankara&#8217;da önce çatı partisi daha sonra da &#8220;Kongre Hareketi&#8221; adıyla olarak bilinen hareketin ilk kongresinde bir araya geldiler. Hareket ve kongre kelimelerinin bu denli fazla kullanılmasının yarattığı kafa karışıklığı ortamında, başını Kürt hareketinin çektiği ve Türk solunun büyük çoğunu bünyesine katmayı başarabilmiş olan çatı partisi veya kongre hareketi, &#8220;Halkların Demokratik Kongresi&#8221; ismini benimsemeyi uygun buldu. Halkların Demokratik Kongresi ismi bir süre önce Abdullah Öcalan&#8217;ın önerdiği &#8220;Demokratik Ulus Kongresi&#8221; isminin, bir nebze sola çekilmiş bir biçimi olarak değerlendirilebilir. Öte yandan Öcalan&#8217;a ilham vermiş olan fikir değişmemiş gibi duruyor: Halkların Demokratik Kongresi Güney Afrika&#8217;daki Afrika Ulusal Kongresi ve Hindistan&#8217;daki Hint Ulusal Kongresi gibi şu anda bu ülkelerde iktidarda bulunan burjuva milliyetçisi partilerin izinden gidiyor. Hareketin programında bulunan &#8220;barış içinde ve insanca yaşayabileceğimiz bir Türkiye&#8221; sloganı, bütün parlamenter burjuva siyasetleri gibi Halkların Demokratik Kongresi&#8217;nin perspektifinin de burjuvazinin sınırları çerçevesinde olduğunu ortaya koyuyor. Bununla birlikte, kongrenin kendisinin hem yapısal hem de programatik ilham kaynağı ve genel modeli olarak Almanya&#8217;daki Die Linke (Sol Parti) benzeri parlamenter burjuva solcu çatı hareketlerini görüyoruz.</p>
<p>Bir yandan da hareketi farklı etnik ve dini azınlık kimliklerinin milliyetçileriyle doldurma çabası, Êzidî Batman delegesi Veysi Bulut&#8217;un konuşmasında ortaya koyduğu, TC devletinin Kürtlerle ilgili söylediklerini hatırlatan garabetlere yol açabiliyor: &#8220;AKP&#8217;nin açılım politikası ortaya atıldığından beri bütün kesimlerden ‘Biz kardeşiz, Malazgirt&#8217;te, Çanakkale&#8217;de birlikte savaştık&#8217; şeklinde ortak paydaları ifade eden sözler geliyor. Buna ben de katılıyorum. Bütün Kürt Aleviler, Êzidî asıllı. İktidara yanaşmak için cemevlerini kurdular. Gerçekleri bilelim. Malazgirt savaşı öncesinde Kürtlerin yüzde 99&#8242;u Êzidîydi. &#8220;Kürdistan&#8221; kelimesini 900 yıl önce ortaya atan da Êzidîlerdi.&#8221; Benzer bir şekilde, Türkücü Ferhat Tunç&#8217;un Ermeni soykırımının tanınmasına &#8220;1947 yılında Dersim&#8217;de de soykırım yapıldı, ama bunu vurgulayamıyoruz&#8221; diyerek karşı çıkması kongrenin bir başka garabeti. Nihayetinde, yönetmen ve milletvekili Sırrı Süreyya Önder&#8217;in konuyu erteleyen önerisi sonucunda Ermeni soykırımından kongrenin resmi metinlerinde bahsedilmemesi, yani Ferhat Tunç&#8217;un istediğini almış olması daha da büyük bir garabet. Baskıya ve katliama uğrayan halklar maddesine Türkler başlığının eklenmeye çalışılmış olması da bir başka garabet. Verdiklerimiz sadece bu garabet örneklerinden kimileri.[1]</p>
<p>Bütün bunlar, kongre hareketinin ne denli temelsiz bir biçimde kurulmuş olduğunu gözler önüne seriyor. Yapılır yapılmaz akmaya başlamış bir çatı var karşımızda. Kürt burjuva hareketinin olabildiğince geniş bir çatı kurma çabası, hareketin çizgisine hakim liderlerin yüzünü kızartacak kadar gerici görüşlere sahip pek çok kişiyle işbirliğini beraberinde getirmiş durumda. Öte yandan, bu garip solun garip birliğinin harcı fikir ortaklığı olmasa da kuvvetli, hatta burjuva siyaseti alanında çok daha kuvvetli bir harç: çıkar ortaklığı. Bu çatı, bir yandan Kürt hareketinin Türkiye siyasetinde, AKP&#8217;nin Kürdistan siyasetinde oynadığı role denk olabilecek bir rol oynama hedefini, bir yandan da Türk solunun burjuva siyaset sahnesinde yer edinme hırslarını ifade ediyor. Kürt burjuvazisi, Türkiye siyaset sahnesinde bir &#8220;Türkiye partisi&#8221; olmamakla suçlanmanın sıkıntısını geçtiğimiz meclis döneminde yaşamıştı. Bu karşın Türk burjuvazisinin hakim gücü AKP Türkiye Kürdistanı&#8217;nda bir hayli güçlü bir parti, ki Kürt hareketinin bu durumu dengelemek istemesi olağan. Bu nedenle Kürt hareketinin Türk soluna ihtiyacı var. Dahası, her ne kadar Türk solunun kitlesel desteği Kürt hareketinin amaçlarını tatmin edebilmekten uzak olsa da, en azından başta EMEP olmak üzere kimi sol partiler nezdinde Kürt burjuvazisi, Türk sendika bürokratları arasında da dikkate değer ve kaşarlanmış bir güç elde etmiş durumda. Buna karşılık Türk solunun Kürt hareketinden beklentisi ortada: Ertuğrul Kürkçü, Levent Tüzel ve Sırrı Süreyya Önder&#8217;i geçmiş seçimde meclise taşıyan Kürt hareketi, Türk solunun muhtelif örgütlerinin liderlerinin hırslarını kabartıyor. Şüphesiz bahsi geçen bu üç isim de bir sonraki mecliste olmayı ve hatta daha güçlü bir hareketin önderleri olmayı garantileyecek bir güç inşaa etmek istiyorlar. Hareketin dışında kalan TKP, Halkevleri ve ÖDP gibi yapılar da her hangi bir alternatif önerdikleri için değil, yürüttükleri şovenist &#8220;tam bağımsız Türkiye&#8221; siyasetin bu çatı altında bulunmaktan kazanacağı hiçbir şey olmadığı için bu fırsatı değerlendiremiyorlar.</p>
<p>Parlamenter güdümlü bir ezilen kimlikler ittifakı olarak şekillenmiş bu kongrede işçi sınıfı böylesi kimliklerden yalnızca bir tanesi olarak ifade ediliyor. Öte yandan, bu durum çatı partisinin yalnızca işçi sınıfının mücadelesini ileriye taşımaktan aciz olacağı anlamına gelmiyor, ayrıca onun eşcinsellere, kadınlara ve azınlıklara karşı baskıların ortadan kaldırılmasına en ufak bir katkı yapamayacağını gösteriyor. Zira eşcinsellere karşı baskılar, ulusal baskılar ve ataerkil düzen, kapitalizmle tamamen kemikleşmiş ilişkilerdir ve sermayeyi yenebilecek güç parlamentoda siyaset yapan bir burjuva partisi değil, ancak işçi sınıfının kendisi olabilir. İşçi sınıfının demokratik, ulusal, halkçı ve benzeri biçimde kendisini ifade eden ve emeği mazlum kimliklerden yalnız bir tanesi olarak ifade eden bir harekete değil, bağımsız sınıf çıkarlarını ifade edecek öz-örgütlenmesine ihtiyacı vardır. Kürtlere, Alevilere, Êzidîlere, Ermenilere, Rumlara, Süryanilere, kadınlara, eşcinsellere ve diğer bütün kimliklere karşı baskıları ancak bütün etnik ve dini kökenlerden, cinsiyetlerden ve cinsel tercihlerden işçilerin, dünya proletaryasıyla birlikte yürütecekleri uzlaşmaz enternasyonalist mücadele çare olabilir.</p>
<p>Gerdûn</p>
<p>1. Yazımızda üzerinde durmaya gerek görmediğimiz bir başka garabet, &#8220;anarşist&#8221; olduklarını iddia eden kimi şahısların bu kongreye katılmış olmaları. Marksistler olarak gülünç bulduğumuz fakat seçimde Emek, Özgürlük ve Demokrasi bloğuna oy verilmesi çağrısında bulunan kimi &#8220;anarşistler&#8221; olduğunu bildiğimiz için pek de şaşırmadığımız bu duruma gerekli yanıtı vermeyi, anarşizmin gerçekte ne anlama geldiğine dair bir fikri olan anarşistlere bırakıyoruz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-2/#comment-6530</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 22:15:57 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6530</guid>
		<description>valla ben Casus Belli nezdinde AKP-Cemaat bloğunun medyası tarafından sürekli tekrarlanarak hakim kılınan siyasi ezberlere karşı fikri mücadele yürütmeye çalıştım. Fakat görüyorum ki Casus ile yaptığımız tartışmalar dönüp dolaşıp sürekli başladığı yere geri dönüyor ve polemiğin ötesine geçemiyor (itiraf etmek gerekirse bunda benim de olumsuz anlamda payım var). Bu saatten sonra, Casus Belli düzgün bir tartışma üslubu ve faydalı (tartışmaya değer) bir argümanla karşıma çıkmadığı sürece ona cevap vermeyeceğimi bildirmek isterim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>valla ben Casus Belli nezdinde AKP-Cemaat bloğunun medyası tarafından sürekli tekrarlanarak hakim kılınan siyasi ezberlere karşı fikri mücadele yürütmeye çalıştım. Fakat görüyorum ki Casus ile yaptığımız tartışmalar dönüp dolaşıp sürekli başladığı yere geri dönüyor ve polemiğin ötesine geçemiyor (itiraf etmek gerekirse bunda benim de olumsuz anlamda payım var). Bu saatten sonra, Casus Belli düzgün bir tartışma üslubu ve faydalı (tartışmaya değer) bir argümanla karşıma çıkmadığı sürece ona cevap vermeyeceğimi bildirmek isterim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: özgürlükçü</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6529</link>
		<dc:creator>özgürlükçü</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 22:02:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6529</guid>
		<description>pkk olmasaydı kürtlerin hakları verilirdi diyebilen casusla ne tartışıyoruz?kürt kelimesinin bile inkar ve imha edildiği ortamda 1985 lerden sonra kürtlerdeki bilinç sıçramasını yapıp kimliğinin ve varlığının bilincinin oluşmasını sağlamanın başka bir yolunu bırakmayan sisteme isyanı bir masa görevlisi itibarsızlaştıramaz.önümüzdeki yerel seçimde akp nin asimilasyoncu ve inkarcı siyaseti devam ettikçe 350 belediyeyi alıp sistem mağdurlarının yeni bir bilinç sıçraması ile toplumsal muhalefetin olası iktidarı görünür olmaya başlayınca casusta kendine yeni amir arayışına girecektir.inşallah o vakte kadar milli duyguları onu faşizme savurmasa</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>pkk olmasaydı kürtlerin hakları verilirdi diyebilen casusla ne tartışıyoruz?kürt kelimesinin bile inkar ve imha edildiği ortamda 1985 lerden sonra kürtlerdeki bilinç sıçramasını yapıp kimliğinin ve varlığının bilincinin oluşmasını sağlamanın başka bir yolunu bırakmayan sisteme isyanı bir masa görevlisi itibarsızlaştıramaz.önümüzdeki yerel seçimde akp nin asimilasyoncu ve inkarcı siyaseti devam ettikçe 350 belediyeyi alıp sistem mağdurlarının yeni bir bilinç sıçraması ile toplumsal muhalefetin olası iktidarı görünür olmaya başlayınca casusta kendine yeni amir arayışına girecektir.inşallah o vakte kadar milli duyguları onu faşizme savurmasa</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6527</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 21:58:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6527</guid>
		<description>düzeltme: makalenin adı &quot;Hama-Londra Hattı&quot; idi.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>düzeltme: makalenin adı &#8220;Hama-Londra Hattı&#8221; idi.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6526</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 21:56:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6526</guid>
		<description>&quot;Kürecik’de bazi garibanlar kullanilip yürüyüsler düzenlenirken&quot; vs vs... Kim kullanmış? Bir de bununla alakalı bir tez yumurtla. CHP&#039;li TÜSİAD&#039;çı masonlardan ve ulusalcı generallerin İsrail sevdasından bahsetmişsin (ki bu konuda söylediklerin büyük ölçüde doğrudur), peki bunun Kürecik&#039;le ve radikal solla ne alakası var? Kimsenin yadsıyamayacağı bir durum vardır ki oraya kurulacak olan füze kalkanı (veya &quot;radar sistemi&quot;, adı her neyse) İran&#039;ı İsrail lehine kuşatma amaçlıdır, NATO projesidir ve AKP&#039;nin işbirlikçiliğiyle Türkiye&#039;ye kurulacaktır. Kürecikliler (ve radikal sol) bu projeyi boşa çıkarmak için mücadele etmektedir. Siz istediğiniz kadar bu konuda alengirli (ve de ispatsız) tezler üretin, var olan bu objektif gerçeği değiştiremezsiniz. AKP-İsrail ilişkisi hakkında yazdıklarım &quot;Hama-Londra&quot; makalesinin altında 62, 70, 71, 72, 75 ve 76 no&#039;lu yorumlarda duruyor, burada yazdıklarıma senden hakaret dışında cevap alamadım malesef. Henüz bunlara dahi doğru düzgün cevap verememişken Türkiye solunu (CHP&#039;yi sol olarak saymadığımı anlayacak kadar beynin vardır umarım) Netanyahuculukla itham ediyor olman tam bir &quot;cambaza bak&quot; oyunudur. Zaten Tayyip&#039;in İsrail ile kavgalı gibi görünmesinin temelinde de aynı &quot;cambaza bak&quot; oyunu vardır ki amaç müslüman Ortadoğu halklarının dostuymuş gibi görünerek kendi ABD-İsrail işbirlikçisi icraatlarını örtbas etmektir. Gerisi fasa fiso.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Kürecik’de bazi garibanlar kullanilip yürüyüsler düzenlenirken&#8221; vs vs&#8230; Kim kullanmış? Bir de bununla alakalı bir tez yumurtla. CHP&#8217;li TÜSİAD&#8217;çı masonlardan ve ulusalcı generallerin İsrail sevdasından bahsetmişsin (ki bu konuda söylediklerin büyük ölçüde doğrudur), peki bunun Kürecik&#8217;le ve radikal solla ne alakası var? Kimsenin yadsıyamayacağı bir durum vardır ki oraya kurulacak olan füze kalkanı (veya &#8220;radar sistemi&#8221;, adı her neyse) İran&#8217;ı İsrail lehine kuşatma amaçlıdır, NATO projesidir ve AKP&#8217;nin işbirlikçiliğiyle Türkiye&#8217;ye kurulacaktır. Kürecikliler (ve radikal sol) bu projeyi boşa çıkarmak için mücadele etmektedir. Siz istediğiniz kadar bu konuda alengirli (ve de ispatsız) tezler üretin, var olan bu objektif gerçeği değiştiremezsiniz. AKP-İsrail ilişkisi hakkında yazdıklarım &#8220;Hama-Londra&#8221; makalesinin altında 62, 70, 71, 72, 75 ve 76 no&#8217;lu yorumlarda duruyor, burada yazdıklarıma senden hakaret dışında cevap alamadım malesef. Henüz bunlara dahi doğru düzgün cevap verememişken Türkiye solunu (CHP&#8217;yi sol olarak saymadığımı anlayacak kadar beynin vardır umarım) Netanyahuculukla itham ediyor olman tam bir &#8220;cambaza bak&#8221; oyunudur. Zaten Tayyip&#8217;in İsrail ile kavgalı gibi görünmesinin temelinde de aynı &#8220;cambaza bak&#8221; oyunu vardır ki amaç müslüman Ortadoğu halklarının dostuymuş gibi görünerek kendi ABD-İsrail işbirlikçisi icraatlarını örtbas etmektir. Gerisi fasa fiso.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı'ya</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6524</link>
		<dc:creator>çıracı'ya</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 18:54:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6524</guid>
		<description>ABD ile Türkiye arasinda çokyönlü iliskiler eskiden beri mevcuttur. önemli olan o ki, Soguk Savas&#039;in bitiminden ve özellikle1993 yilindan itibaren Türkiye -ABD iliskileri Israil ipotegi altina girmistir. Bir bakima Türkiye Israil&#039;in kahyaligi ile yönetilmistir. 1993-2002 arasi Türkiye  ABD tasaronu olan Israil&#039;in adeta arka bahçesi haile getirilmistir. 28 Subatçi generaller, Türk solu ve bir kisim Alevi liderleri de bu projeye destek vermislerdir. Bu projenin çöküsüyle ayni çevreler yüzeysel bir ulusalci zortlamasiyla hükümet ile ABD arasindaki çatlagi daha da büyütmeye ugrasmislardir, Ne ABD ne AB sloganinin anlami &quot;Israil köleligi devam etsin&quot;den baska birsey degildir.  Eruygur gibi generaller bir yandan ulusalci nutuklar çekerken, diger yandan Ergun Saygun gibileri de Huston&#039;da neo conlarla darbe toplantilari yapmaktaydi, bugün de Kürecik&#039;de bazi garibanlar kullanilip yürüyüsler düzenlenirken, diger yandan Zafer Mutlu, Erdogan Toprak gibi alevi liderleri Türkiye&#039;nin eksenin kaydigini ileri sürerek Büyük Klüp&#039;de yahudi cemaatinin uluslararasi liderleriyle toplantilar düzenlemekteler. Dani Rodrig ne kadar anti-siyonist ise Cetin Dogan da o kadar anti-emperyalist. Damadi ne kadar anti emperyalistse , Hasan Igsiz da o kadar Netanyahu&#039;ya karsi. Bu taktikleri Türkiye halki yemedi, yemez de.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ABD ile Türkiye arasinda çokyönlü iliskiler eskiden beri mevcuttur. önemli olan o ki, Soguk Savas&#8217;in bitiminden ve özellikle1993 yilindan itibaren Türkiye -ABD iliskileri Israil ipotegi altina girmistir. Bir bakima Türkiye Israil&#8217;in kahyaligi ile yönetilmistir. 1993-2002 arasi Türkiye  ABD tasaronu olan Israil&#8217;in adeta arka bahçesi haile getirilmistir. 28 Subatçi generaller, Türk solu ve bir kisim Alevi liderleri de bu projeye destek vermislerdir. Bu projenin çöküsüyle ayni çevreler yüzeysel bir ulusalci zortlamasiyla hükümet ile ABD arasindaki çatlagi daha da büyütmeye ugrasmislardir, Ne ABD ne AB sloganinin anlami &#8220;Israil köleligi devam etsin&#8221;den baska birsey degildir.  Eruygur gibi generaller bir yandan ulusalci nutuklar çekerken, diger yandan Ergun Saygun gibileri de Huston&#8217;da neo conlarla darbe toplantilari yapmaktaydi, bugün de Kürecik&#8217;de bazi garibanlar kullanilip yürüyüsler düzenlenirken, diger yandan Zafer Mutlu, Erdogan Toprak gibi alevi liderleri Türkiye&#8217;nin eksenin kaydigini ileri sürerek Büyük Klüp&#8217;de yahudi cemaatinin uluslararasi liderleriyle toplantilar düzenlemekteler. Dani Rodrig ne kadar anti-siyonist ise Cetin Dogan da o kadar anti-emperyalist. Damadi ne kadar anti emperyalistse , Hasan Igsiz da o kadar Netanyahu&#8217;ya karsi. Bu taktikleri Türkiye halki yemedi, yemez de.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6523</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 18:36:34 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6523</guid>
		<description>ispat?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ispat?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı'ya</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6522</link>
		<dc:creator>çıracı'ya</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 18:10:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6522</guid>
		<description>ulusalci yüzünü açiga vurmaya basladin, yahu sizin aranizda hiçbir fark yok, hepiniz Dogu Perinçek&#039;in çocuklarisiniz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ulusalci yüzünü açiga vurmaya basladin, yahu sizin aranizda hiçbir fark yok, hepiniz Dogu Perinçek&#8217;in çocuklarisiniz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6521</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 15:08:56 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6521</guid>
		<description>Kimmiş bakalım Netanyahu&#039;nun, Siyonistlerin, Evanjelistlerin, petrol tröstlerinin, küresel finans oligarşisinin müttefiki? Kimmiş onların biricik &quot;eşbaşkanı&quot;?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kimmiş bakalım Netanyahu&#8217;nun, Siyonistlerin, Evanjelistlerin, petrol tröstlerinin, küresel finans oligarşisinin müttefiki? Kimmiş onların biricik &#8220;eşbaşkanı&#8221;?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6520</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 15:03:56 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6520</guid>
		<description>&quot;aldiklari egitim veya mezhepsel köktencilik nedeniyle&quot; hareket ettiklerini söylediğin insanlar haftalardır NATO&#039;nun İsrail&#039;i koruma kalkanına karşı çıkıyorlar (bkz Kürecik halkının genelininin alevi olması), bu kalkanı kuracak olan kim peki? Duyamadım... Tayyip, evet. İşte &quot;aldiklari egitim veya mezhepsel köktencilik&quot;e dayalı politik tezlerin zortladığı nokta!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;aldiklari egitim veya mezhepsel köktencilik nedeniyle&#8221; hareket ettiklerini söylediğin insanlar haftalardır NATO&#8217;nun İsrail&#8217;i koruma kalkanına karşı çıkıyorlar (bkz Kürecik halkının genelininin alevi olması), bu kalkanı kuracak olan kim peki? Duyamadım&#8230; Tayyip, evet. İşte &#8220;aldiklari egitim veya mezhepsel köktencilik&#8221;e dayalı politik tezlerin zortladığı nokta!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı'ya</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6519</link>
		<dc:creator>çıracı'ya</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 14:50:49 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6519</guid>
		<description>Kandil ve silahli mücadele tasfiye olmali zaten, sen buna karsi misin? Ben AKP muhaliflerinin bir masterplanin parçasi oldugunu düsünmem, öyle olsa zaten çoktan 50 kere darbe olmustu,  ama laikçi, modernci ideolojinin degisik varyantlarinin (TSK, Stalinci sol, PKK, Kemalist rantiye Tüsiad çevreleri) arasira denk düsmeleri de pek olagan, ayrica bazi insanlarin aldiklari egitim veya mezhepsel köktencilik nedeniyle AKP nefretleri o kadar yogun ki, uzaylilar dünyaya inse onlarla bile ittifak yaparlar (Netanyahu, Hustoncu Bush tayfasi, Sarkozy, AB asiri sagi vs. vs. ...)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kandil ve silahli mücadele tasfiye olmali zaten, sen buna karsi misin? Ben AKP muhaliflerinin bir masterplanin parçasi oldugunu düsünmem, öyle olsa zaten çoktan 50 kere darbe olmustu,  ama laikçi, modernci ideolojinin degisik varyantlarinin (TSK, Stalinci sol, PKK, Kemalist rantiye Tüsiad çevreleri) arasira denk düsmeleri de pek olagan, ayrica bazi insanlarin aldiklari egitim veya mezhepsel köktencilik nedeniyle AKP nefretleri o kadar yogun ki, uzaylilar dünyaya inse onlarla bile ittifak yaparlar (Netanyahu, Hustoncu Bush tayfasi, Sarkozy, AB asiri sagi vs. vs. &#8230;)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6517</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 12:29:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6517</guid>
		<description>* Ben komplo teorisi falan üretmedim. 2009&#039;dan bu yana Kürt siyasetine yönelik gerçekleşmiş olan OLAY ve OLGULARI art arda koyarak bir tasfiye (veya ikinci olasılık olarak düzen-içileştirme) operasyonunun söz konusu olduğunu anlatmaya çalıştım (evet seni daha önceden komplo teorisi üretmekle suçlamıştım, çünkü hiçbir dayanağın olmadan AKP&#039;ye muhalefet eden tüm kesimleri bir masterplanin parçası olarak göstermeye çalışmıştın, ki bunlara Zaman gazetesi yazarları bile pek inanmaz). 
* Aşiretçi, kabileci dediğin kesimlere devlet dokunmamıştır, hiçbir zaman da dokunacağını sanmıyorum, bu kesimler (Kemal Burkay örneğinde de olduğu gibi) devlet tarafından daha da parlatılacaktır. Ahmet Türk, Sırrı Sakık, Altan Tan, Şerafettin Elçi (ve TÜSİAD sevdalısı Osman Baydemir de eklenebilir) gibi burjuva, sağcı, feodal kesimlere devlet dokunmaz, çünkü bu kişiler uzlaşmacıdırlar, AB Yerel Yönetimler Şartnamesi&#039;ne bile tav olurlar. KCK davasında tutuklananlar ise daha antikapitalist yönelime sahip olan kişilerdir, hatta demokratik özerkliğin, yerel yönetimlerin altyapısını oluşturmada aktif görev alan (daha doğrusu almış olan) kesimler.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>* Ben komplo teorisi falan üretmedim. 2009&#8242;dan bu yana Kürt siyasetine yönelik gerçekleşmiş olan OLAY ve OLGULARI art arda koyarak bir tasfiye (veya ikinci olasılık olarak düzen-içileştirme) operasyonunun söz konusu olduğunu anlatmaya çalıştım (evet seni daha önceden komplo teorisi üretmekle suçlamıştım, çünkü hiçbir dayanağın olmadan AKP&#8217;ye muhalefet eden tüm kesimleri bir masterplanin parçası olarak göstermeye çalışmıştın, ki bunlara Zaman gazetesi yazarları bile pek inanmaz).<br />
* Aşiretçi, kabileci dediğin kesimlere devlet dokunmamıştır, hiçbir zaman da dokunacağını sanmıyorum, bu kesimler (Kemal Burkay örneğinde de olduğu gibi) devlet tarafından daha da parlatılacaktır. Ahmet Türk, Sırrı Sakık, Altan Tan, Şerafettin Elçi (ve TÜSİAD sevdalısı Osman Baydemir de eklenebilir) gibi burjuva, sağcı, feodal kesimlere devlet dokunmaz, çünkü bu kişiler uzlaşmacıdırlar, AB Yerel Yönetimler Şartnamesi&#8217;ne bile tav olurlar. KCK davasında tutuklananlar ise daha antikapitalist yönelime sahip olan kişilerdir, hatta demokratik özerkliğin, yerel yönetimlerin altyapısını oluşturmada aktif görev alan (daha doğrusu almış olan) kesimler.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı'ya</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6516</link>
		<dc:creator>çıracı'ya</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 11:12:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6516</guid>
		<description>Herkesi komplo teorisiyle suçlarken asil sen komplo teorisinin daniskasini yapmaktasin  ama &quot; KCK davasında tutuklanan kesimlerin ağırlıklı olarak sosyalist, ekolojist ve yerel yönetimcilik konusunda deneyimli kişilerden oluşması &quot; seklindeki ifaden beni iyi güldürdü, hiç böyle komik birsey duymamistim, a asireti  ekolojist, a kabilesi özyönetimci,  c de sosyalist öyle mi, peh, peh, peh...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Herkesi komplo teorisiyle suçlarken asil sen komplo teorisinin daniskasini yapmaktasin  ama &#8221; KCK davasında tutuklanan kesimlerin ağırlıklı olarak sosyalist, ekolojist ve yerel yönetimcilik konusunda deneyimli kişilerden oluşması &#8221; seklindeki ifaden beni iyi güldürdü, hiç böyle komik birsey duymamistim, a asireti  ekolojist, a kabilesi özyönetimci,  c de sosyalist öyle mi, peh, peh, peh&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6514</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 22:45:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6514</guid>
		<description>tabi AKP&#039;nin &quot;şiddet sürsün, Türkiye büyüsün&quot; politikasıyla, onun BDP&#039;ye alternatif bir liberal-muhafazakar bir Kürt hareketi yaratma (veya B planı olarak liberal Kürt çevreleri BDP&#039;ye sızdırma) politikasını da bir bütün olarak ele almak gerekir. KCK davasında tutuklanan kesimlerin ağırlıklı olarak sosyalist, ekolojist ve yerel yönetimcilik konusunda deneyimli kişilerden oluşması da böyle bir projenin var olduğu fikrini güçlendiriyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>tabi AKP&#8217;nin &#8220;şiddet sürsün, Türkiye büyüsün&#8221; politikasıyla, onun BDP&#8217;ye alternatif bir liberal-muhafazakar bir Kürt hareketi yaratma (veya B planı olarak liberal Kürt çevreleri BDP&#8217;ye sızdırma) politikasını da bir bütün olarak ele almak gerekir. KCK davasında tutuklanan kesimlerin ağırlıklı olarak sosyalist, ekolojist ve yerel yönetimcilik konusunda deneyimli kişilerden oluşması da böyle bir projenin var olduğu fikrini güçlendiriyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6513</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 22:30:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6513</guid>
		<description>Keşke silah bıraksa da dönüşse... Bunu ben de isterim. Dönüşsün ama AKP&#039;nin istediği gibi liberal-muhafazakar, Barzanici bir harekete dönüşmesin. AKP&#039;nin politikaları PKK&#039;nin silah bırakmasını değil, şiddetin sürmesini istiyor adeta. Siz tutup da silahlı kanat ile müzakere ederken, 4000&#039;e yakın sivil Kürt siyasetçiyi hapse atarsanız Kürt halkına dağa çıkmaktan başka alternatif bırakmamış olursunuz. AKP&#039;nin hedefi çatışmanın sürmesi, &quot;terörle mücadele&quot; konseptinin Kürt illerinin de dışına taşarak bütün ülkeye yayılması ve bu konseptin polis-devleti rejimine giden yolda yeni bir &#039;atılım&#039; için kullanılmasıdır (Benzer bir örnek için bkz. 11 Eylül saldırıları sonrası ABD ve Avrupa ülkelerinde hızla yükselen &quot;güvenlik&quot; önlemleri, sürekli teyakkuz hali, topluma sürekli pompalanan paranoyaklık, özel hayata ve konut dokunulmazlığına yönelik müdahalelerde artış, demokrasinin askıya alınması, özel güvenlik şirketlerine ayrılan bütçelerdeki artış, bu ülkelerdeki müslümanlara yönelik tutuklama/işkence/gözaltı oranlarındaki artış vb polis-devleti rejimine doğru giden yolda döşenmiş daha pek çok taş...). AKP&#039;nin yapmak istediği şey de benzer bir teyakkuz halini Türkiye geneline yayarak demokratik hakları kısıtlamak, tüm eylemlilikleri &quot;terör&quot; şeklinde yaftalayıp sindirmek, polis teşkilatının yetkilerini ve bütçesini genişleterek kendi otoritesini de pekiştirmek vs.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Keşke silah bıraksa da dönüşse&#8230; Bunu ben de isterim. Dönüşsün ama AKP&#8217;nin istediği gibi liberal-muhafazakar, Barzanici bir harekete dönüşmesin. AKP&#8217;nin politikaları PKK&#8217;nin silah bırakmasını değil, şiddetin sürmesini istiyor adeta. Siz tutup da silahlı kanat ile müzakere ederken, 4000&#8242;e yakın sivil Kürt siyasetçiyi hapse atarsanız Kürt halkına dağa çıkmaktan başka alternatif bırakmamış olursunuz. AKP&#8217;nin hedefi çatışmanın sürmesi, &#8220;terörle mücadele&#8221; konseptinin Kürt illerinin de dışına taşarak bütün ülkeye yayılması ve bu konseptin polis-devleti rejimine giden yolda yeni bir &#8216;atılım&#8217; için kullanılmasıdır (Benzer bir örnek için bkz. 11 Eylül saldırıları sonrası ABD ve Avrupa ülkelerinde hızla yükselen &#8220;güvenlik&#8221; önlemleri, sürekli teyakkuz hali, topluma sürekli pompalanan paranoyaklık, özel hayata ve konut dokunulmazlığına yönelik müdahalelerde artış, demokrasinin askıya alınması, özel güvenlik şirketlerine ayrılan bütçelerdeki artış, bu ülkelerdeki müslümanlara yönelik tutuklama/işkence/gözaltı oranlarındaki artış vb polis-devleti rejimine doğru giden yolda döşenmiş daha pek çok taş&#8230;). AKP&#8217;nin yapmak istediği şey de benzer bir teyakkuz halini Türkiye geneline yayarak demokratik hakları kısıtlamak, tüm eylemlilikleri &#8220;terör&#8221; şeklinde yaftalayıp sindirmek, polis teşkilatının yetkilerini ve bütçesini genişleterek kendi otoritesini de pekiştirmek vs.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı'ya</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6512</link>
		<dc:creator>çıracı'ya</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 21:03:58 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6512</guid>
		<description>Amaci savas kazanmak, karsi saftaki insanlari etkisiz kilmak veya insanlari cezalandirmak degil de topluma korku salmak olan ve bu çerçevede kör hedefler de dahil hedef gözetmeksizin uygulanan siddet eylemlerine  terör denilir. Sen ne dersen de, PKK terörist bir örgüttür ve PKK silah birakacak ve dönüsecektir. Senin de bunu talep etmen gerekir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Amaci savas kazanmak, karsi saftaki insanlari etkisiz kilmak veya insanlari cezalandirmak degil de topluma korku salmak olan ve bu çerçevede kör hedefler de dahil hedef gözetmeksizin uygulanan siddet eylemlerine  terör denilir. Sen ne dersen de, PKK terörist bir örgüttür ve PKK silah birakacak ve dönüsecektir. Senin de bunu talep etmen gerekir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6511</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 17:51:12 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6511</guid>
		<description>Dönüp dolaşıp &quot;AB(D)&#039;nin bana verdiği yetkiye dayanarak sizi terörist ilan ediyorum&quot; minvalinde şeyler söylemeye devam ediyorsun. &quot;kimse bu olaylara katilanlari terörist olmakla suçlamadi&quot; sözün de ayrı bir komiklik, buna kargalar bile güler. Demagoji ve çarpıtma konusunda AKP&#039;nin siyaset akademisinden bir şeyler kapmışsın anlaşılan, sertifikayı hak ettin.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Dönüp dolaşıp &#8220;AB(D)&#8217;nin bana verdiği yetkiye dayanarak sizi terörist ilan ediyorum&#8221; minvalinde şeyler söylemeye devam ediyorsun. &#8220;kimse bu olaylara katilanlari terörist olmakla suçlamadi&#8221; sözün de ayrı bir komiklik, buna kargalar bile güler. Demagoji ve çarpıtma konusunda AKP&#8217;nin siyaset akademisinden bir şeyler kapmışsın anlaşılan, sertifikayı hak ettin.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı'ya: Sizi sosyal yardimla geçindiren ülkeler terörist diyor ama</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6510</link>
		<dc:creator>çıracı'ya: Sizi sosyal yardimla geçindiren ülkeler terörist diyor ama</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 17:31:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6510</guid>
		<description>senin Anayasa Mahkemesi gibi malum medyadan alip, malum medyaya göre saydigin bu olaylarda kimse bu olaylara katilanlari terörist olmakla suçlamadi, hayal görmekte ya da çarpitmalara kanmaktasin, bizim terörist dedigimiz gruplar dünyada bugünkü ölçütlere göre &quot;demokratik&quot; kabul edilen ve PKK&#039;li veya Marksist-Leninist kisilerin de gidip sigindiklari ve onlari sosyal yardimla geçindiren ülkelerin listesinde olanlardir: Bkz. AB&#039;nin terör örgütleri listesi.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>senin Anayasa Mahkemesi gibi malum medyadan alip, malum medyaya göre saydigin bu olaylarda kimse bu olaylara katilanlari terörist olmakla suçlamadi, hayal görmekte ya da çarpitmalara kanmaktasin, bizim terörist dedigimiz gruplar dünyada bugünkü ölçütlere göre &#8220;demokratik&#8221; kabul edilen ve PKK&#8217;li veya Marksist-Leninist kisilerin de gidip sigindiklari ve onlari sosyal yardimla geçindiren ülkelerin listesinde olanlardir: Bkz. AB&#8217;nin terör örgütleri listesi.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6509</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 15:11:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6509</guid>
		<description>TEKEL işçilerine de terörist demişti bu zevat. Saymayı unutmuşum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>TEKEL işçilerine de terörist demişti bu zevat. Saymayı unutmuşum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6508</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 15:07:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6508</guid>
		<description>Ne alaka? Senin başbakanın, polislerin, medyan bu saydığım kişi ve gruplara terörist demedi mi? Bunları sayıyorum ki egemenlerin &quot;terörist&quot; lafını neden bu kadar sık kullandıklarını anlayabilesin.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ne alaka? Senin başbakanın, polislerin, medyan bu saydığım kişi ve gruplara terörist demedi mi? Bunları sayıyorum ki egemenlerin &#8220;terörist&#8221; lafını neden bu kadar sık kullandıklarını anlayabilesin.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı'ya</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6507</link>
		<dc:creator>çıracı'ya</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 15:03:42 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6507</guid>
		<description>Bu saydiklarin terörist olmadigina göre PKK da terörist degildir diyorsun, tipik 1984 mantigi, Orwell&#039;den ögrene ögrene totaliter örgütlerin taktiklerini ögrenmissin, bravo.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bu saydiklarin terörist olmadigina göre PKK da terörist degildir diyorsun, tipik 1984 mantigi, Orwell&#8217;den ögrene ögrene totaliter örgütlerin taktiklerini ögrenmissin, bravo.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6506</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 14:48:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6506</guid>
		<description>Hepsi de Ergenekon tertibidir, değil mi Casus&#039;cuğum? Hepsi dahice tasarlanmış bir masterplanın parçası. Kadim Anadolu sağcılığının hiçbir günahı yok nasıl olsa, hepsi üç beş salak generalin tertibi.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hepsi de Ergenekon tertibidir, değil mi Casus&#8217;cuğum? Hepsi dahice tasarlanmış bir masterplanın parçası. Kadim Anadolu sağcılığının hiçbir günahı yok nasıl olsa, hepsi üç beş salak generalin tertibi.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6505</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 14:39:22 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6505</guid>
		<description>Ne hikmetse, sokak ortasında adam döven polisler, sağcı kabadayılar, Madımak&#039;ı yakan yobazlar terörist değildir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ne hikmetse, sokak ortasında adam döven polisler, sağcı kabadayılar, Madımak&#8217;ı yakan yobazlar terörist değildir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6504</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 14:37:34 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6504</guid>
		<description>68 gençlik önderlerini anma etkinliği düzenleyenler de teröristtir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>68 gençlik önderlerini anma etkinliği düzenleyenler de teröristtir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6503</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 14:37:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6503</guid>
		<description>Ampule ampul diyenler de teröristtir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ampule ampul diyenler de teröristtir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6502</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 14:36:36 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6502</guid>
		<description>Parasız eğitim isteyenler de teröristtir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Parasız eğitim isteyenler de teröristtir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6501</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 14:35:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6501</guid>
		<description>YGS skandalı sonrasında hakkını arayan liseliler de teröristtir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>YGS skandalı sonrasında hakkını arayan liseliler de teröristtir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6500</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 14:35:12 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6500</guid>
		<description>Ramazan&#039;da içki içenler de teröristtir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan&#8217;da içki içenler de teröristtir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6499</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 14:34:49 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6499</guid>
		<description>HES&#039;lere karşı mücadele edenler de teröristtir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>HES&#8217;lere karşı mücadele edenler de teröristtir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6498</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 14:34:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6498</guid>
		<description>Muhalif kitap yazanlar da teröristtir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Muhalif kitap yazanlar da teröristtir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6497</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 14:31:56 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6497</guid>
		<description>Senin gibi düşünenlere göre yumurta atan gençler de teröristtir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Senin gibi düşünenlere göre yumurta atan gençler de teröristtir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı'ya</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6495</link>
		<dc:creator>çıracı'ya</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 12:40:29 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6495</guid>
		<description>Eskiden yapilan bazi uygulamalar PKK&#039;nin terörist eylemlerini hakli göstermez. Devet terörü, ayrimcilik, inkarcilik olmamistir diyen mi var?  Hâlâ da tam olarak sona ermemistir bunlar. Ama PKK&#039;nin terörist eylemleri olmasaydi Kürt haklari çok daha çabuk elde edilebilirdi. PKK terörü en çok Kürt halkina zarar vermistir. Bana ve yakinlarima yönelik herhangi bir eylem yapilirsa bunun sorumlusuna ve ona emir verenlere ben de kisisel olarak ceza vermek isterim ayrica, bana intikamci derken o kadar elestirdigin devlet kavramina, devletin hukuk ve adalet anlayisina sigindiginin farkinda misin?  Hep bazi kaliplarla düsünmektesin, ABD, Ingiltere vb. &quot;terörist&quot; kavramini çok kullandigi için senin dilin de kimseye &quot;terörist&quot; demeye varmiyor herhalde ama hakli bir davayi savunma iddiasinda olanlar da terörist olabilir, zaten teröristler her zaman &quot;hakli&quot; davalari savunmustur. Sol teröristler de öyle , Mahir Cayan da terörist idi, Dev-Sol da terörist bir örgüttür.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Eskiden yapilan bazi uygulamalar PKK&#8217;nin terörist eylemlerini hakli göstermez. Devet terörü, ayrimcilik, inkarcilik olmamistir diyen mi var?  Hâlâ da tam olarak sona ermemistir bunlar. Ama PKK&#8217;nin terörist eylemleri olmasaydi Kürt haklari çok daha çabuk elde edilebilirdi. PKK terörü en çok Kürt halkina zarar vermistir. Bana ve yakinlarima yönelik herhangi bir eylem yapilirsa bunun sorumlusuna ve ona emir verenlere ben de kisisel olarak ceza vermek isterim ayrica, bana intikamci derken o kadar elestirdigin devlet kavramina, devletin hukuk ve adalet anlayisina sigindiginin farkinda misin?  Hep bazi kaliplarla düsünmektesin, ABD, Ingiltere vb. &#8220;terörist&#8221; kavramini çok kullandigi için senin dilin de kimseye &#8220;terörist&#8221; demeye varmiyor herhalde ama hakli bir davayi savunma iddiasinda olanlar da terörist olabilir, zaten teröristler her zaman &#8220;hakli&#8221; davalari savunmustur. Sol teröristler de öyle , Mahir Cayan da terörist idi, Dev-Sol da terörist bir örgüttür.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Alman milletvekillleri herseyi bilir</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6494</link>
		<dc:creator>Alman milletvekillleri herseyi bilir</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 12:33:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6494</guid>
		<description>Stasi kalintisi Stalinist insanlik dusmani sol parti milletvekilleri , Alman reklami yapmayin burada.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Stasi kalintisi Stalinist insanlik dusmani sol parti milletvekilleri , Alman reklami yapmayin burada.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: casus'a</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6493</link>
		<dc:creator>casus'a</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 12:04:45 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6493</guid>
		<description>Almanya’dan Özel’e kimyasal suçlaması
Yeni Genelkurmay Başkanı Necdet Özel&#039;in 1999 yılında PKK’lılara karşı kimyasal silah kullandığını iddia eden Alman milletvekilleri Necdet Özel’in savaş suçlusu olduğunu öne sürdü.

BERLİN - Almanya Federal Meclisi’nden Sol Parti üyesi beş milletvekili Başbakan Erdoğan’a “Savaş suçu işlediği iddia edilen bir generalle Kürt sorunu çözülmez” diye seslendi.

11 Mayıs 1999 günü Şırnak&#039;ın Silopi İlçesi&#039;ne bağlı Ballıkaya Köyü yakınlarında çıkan çatışmada Türk Silahlı Kuvvetleri’nin PKK’lılara karşı kimyasal silah kullandığı ve olayda yirmi PKK’lının öldüğü iddia edilmişti.

Çatışmaya katılan bir asker tarafından sızdırıldığı iddia edilen ve Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in de görüldüğü video geçtiğimiz günlerde Youtube’a yüklenmişti.

‘GERİLLALARA KARŞI KİMYASAL SİLAH KULLANDI’
Almanya’da Federal Meclis üyeleri Ulla Jelpke, Andrej Hunko, Ingrid Remmers, Heidrun Dittrich, Harald Weinberg ile Özgür Gündem yazarı Murat Çakır tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:
“Özel sadece Jandarma komutanıyken Kürt bölgesindeki ölüm, işkence ve şiddetten de sorumlu değildi, 1999 yılında Kürt gerillalarına karşı kimyasal silah kullanılmasını komuta etmişti.”</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Almanya’dan Özel’e kimyasal suçlaması<br />
Yeni Genelkurmay Başkanı Necdet Özel&#8217;in 1999 yılında PKK’lılara karşı kimyasal silah kullandığını iddia eden Alman milletvekilleri Necdet Özel’in savaş suçlusu olduğunu öne sürdü.</p>
<p>BERLİN &#8211; Almanya Federal Meclisi’nden Sol Parti üyesi beş milletvekili Başbakan Erdoğan’a “Savaş suçu işlediği iddia edilen bir generalle Kürt sorunu çözülmez” diye seslendi.</p>
<p>11 Mayıs 1999 günü Şırnak&#8217;ın Silopi İlçesi&#8217;ne bağlı Ballıkaya Köyü yakınlarında çıkan çatışmada Türk Silahlı Kuvvetleri’nin PKK’lılara karşı kimyasal silah kullandığı ve olayda yirmi PKK’lının öldüğü iddia edilmişti.</p>
<p>Çatışmaya katılan bir asker tarafından sızdırıldığı iddia edilen ve Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in de görüldüğü video geçtiğimiz günlerde Youtube’a yüklenmişti.</p>
<p>‘GERİLLALARA KARŞI KİMYASAL SİLAH KULLANDI’<br />
Almanya’da Federal Meclis üyeleri Ulla Jelpke, Andrej Hunko, Ingrid Remmers, Heidrun Dittrich, Harald Weinberg ile Özgür Gündem yazarı Murat Çakır tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:<br />
“Özel sadece Jandarma komutanıyken Kürt bölgesindeki ölüm, işkence ve şiddetten de sorumlu değildi, 1999 yılında Kürt gerillalarına karşı kimyasal silah kullanılmasını komuta etmişti.”</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6492</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 10:33:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6492</guid>
		<description>Tabi canım hepsi birer komplo. Barış anneleri de komplo. Zaten doğuda masum köylülere de dışkı yedirenler binlerce insanı &quot;kaybedenler&quot; asker değildi, AKP döneminde de hiç faili meçhul olmamışmış, değil mi Casus efendi? Farkında olmadan(!) savunduğun iki şey var:
* &quot;PKK’nin sivil halka uyguladigi yöntemlerin size , ailenize ve yakinlariniza uygulanmasina ne dersiniz?&quot; yani diyorsun ki PKK senin ailene (veya başka sivillere) zarar verdiyse ondan mutlaka nefret etmelisin, onun mücadelesinde haklı yönler var mı diye sorgulamamalısın. Orta bir yol yok, PKK&#039;ye ya terörist diyorsundur ya da 100 % destekliyorsundur, senin mantığına göre. (Ben defalarca kez anlatmaya çalıştım. PKK&#039;nin mücadelesi haklı bir mücadeledir ancak asla kabul edemeyeceğim yönleri de vardır.) Bu tırnak içinde alıntıladığım düşünceniz intikamcılık değildir de nedir?
* PKK&#039;ye &quot;terörist&quot; derken devletlerin yaptıkları kabulleri referans olarak alıyorsun. Ben de diyorum ki bu kabulleri yapan devletler sütten çıkmış ak kaşık değillerdir (yapıları gereği de olamazlar zaten), o yüzden birilerini terörist olarak ilan etmeden önce kendi icraatlarına bakmalılar. (Not. Önceki yorumumda ABD örneğini rastgele verdim, senin hakkında bir şey ima etmedim. ABD&#039;nin &quot;demokrasi mücahitliği&quot; dünya çapında meşhur olduğu için bu örneği verdim. Tabi ABD-AB-İsrail blokunun AKP&#039;ye yüklediği alt-emperyalizm rolü ayrı bir tartışma konusudur, ama onu yeterince tartıştık. Tabi senin bu tartışmalardan kaçman da ayrı bir konu...) Devletleri bu konuda referans göstermek, farkında olmadan (veya farkında olarak) bu ülkelerin bu konudaki icraatlarını haklı bulmak değil midir?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tabi canım hepsi birer komplo. Barış anneleri de komplo. Zaten doğuda masum köylülere de dışkı yedirenler binlerce insanı &#8220;kaybedenler&#8221; asker değildi, AKP döneminde de hiç faili meçhul olmamışmış, değil mi Casus efendi? Farkında olmadan(!) savunduğun iki şey var:<br />
* &#8220;PKK’nin sivil halka uyguladigi yöntemlerin size , ailenize ve yakinlariniza uygulanmasina ne dersiniz?&#8221; yani diyorsun ki PKK senin ailene (veya başka sivillere) zarar verdiyse ondan mutlaka nefret etmelisin, onun mücadelesinde haklı yönler var mı diye sorgulamamalısın. Orta bir yol yok, PKK&#8217;ye ya terörist diyorsundur ya da 100 % destekliyorsundur, senin mantığına göre. (Ben defalarca kez anlatmaya çalıştım. PKK&#8217;nin mücadelesi haklı bir mücadeledir ancak asla kabul edemeyeceğim yönleri de vardır.) Bu tırnak içinde alıntıladığım düşünceniz intikamcılık değildir de nedir?<br />
* PKK&#8217;ye &#8220;terörist&#8221; derken devletlerin yaptıkları kabulleri referans olarak alıyorsun. Ben de diyorum ki bu kabulleri yapan devletler sütten çıkmış ak kaşık değillerdir (yapıları gereği de olamazlar zaten), o yüzden birilerini terörist olarak ilan etmeden önce kendi icraatlarına bakmalılar. (Not. Önceki yorumumda ABD örneğini rastgele verdim, senin hakkında bir şey ima etmedim. ABD&#8217;nin &#8220;demokrasi mücahitliği&#8221; dünya çapında meşhur olduğu için bu örneği verdim. Tabi ABD-AB-İsrail blokunun AKP&#8217;ye yüklediği alt-emperyalizm rolü ayrı bir tartışma konusudur, ama onu yeterince tartıştık. Tabi senin bu tartışmalardan kaçman da ayrı bir konu&#8230;) Devletleri bu konuda referans göstermek, farkında olmadan (veya farkında olarak) bu ülkelerin bu konudaki icraatlarını haklı bulmak değil midir?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı'ya</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6491</link>
		<dc:creator>çıracı'ya</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 10:06:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6491</guid>
		<description>Benim sorularimla senin verdigin cevaplar ilgisiz. Benim intikamci oldugumu nereden çikardin? Annelere gelince... Beyaz tülbentli &quot;baris&quot; annelerinin hayatta kalan yakinlarina adam öldürmeye devam etmeleri konusunda telkinlerde bulunduklari da bir gerçektir. PKK, ne kadar çok baristan söz ederse o kadar çok cinayet islemekte. Tipki eski Stalinci Rusya gibi. Dünya Baris örgütleri, Baris Dernekleri, Baris anneleri, baristan yana aydinlar, Picasso&#039;nun baris güvercini...ama gerçekte milyonlarca , milyonlarca ölü, savas , bomba, isgal, gulag, pol-pot, kan ve vahset...Simdi bundan soguk savs mantigiyla benim ABD&#039;yi destekledigim sonucunu çikarma lütfen.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Benim sorularimla senin verdigin cevaplar ilgisiz. Benim intikamci oldugumu nereden çikardin? Annelere gelince&#8230; Beyaz tülbentli &#8220;baris&#8221; annelerinin hayatta kalan yakinlarina adam öldürmeye devam etmeleri konusunda telkinlerde bulunduklari da bir gerçektir. PKK, ne kadar çok baristan söz ederse o kadar çok cinayet islemekte. Tipki eski Stalinci Rusya gibi. Dünya Baris örgütleri, Baris Dernekleri, Baris anneleri, baristan yana aydinlar, Picasso&#8217;nun baris güvercini&#8230;ama gerçekte milyonlarca , milyonlarca ölü, savas , bomba, isgal, gulag, pol-pot, kan ve vahset&#8230;Simdi bundan soguk savs mantigiyla benim ABD&#8217;yi destekledigim sonucunu çikarma lütfen.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6490</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 09:50:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6490</guid>
		<description>&quot;PKK’nin sivil halka uyguladigi yöntemlerin size , ailenize ve yakinlariniza uygulanmasina ne dersiniz?&quot; diyorsun. Oğullarını dağlarda yitirmiş ak tülbentli barış annelerine bir göz at. Onlar senin gibi intikamcı düşünceye sahip değiller, asker anneleriyle empati kurabiliyorlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;PKK’nin sivil halka uyguladigi yöntemlerin size , ailenize ve yakinlariniza uygulanmasina ne dersiniz?&#8221; diyorsun. Oğullarını dağlarda yitirmiş ak tülbentli barış annelerine bir göz at. Onlar senin gibi intikamcı düşünceye sahip değiller, asker anneleriyle empati kurabiliyorlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6489</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 09:45:04 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6489</guid>
		<description>Fark yok demedim. Devlet(ler) daha büyük katildir. Bkz. 1915, Dersim &#039;38, 6-7 Eylül, Çorum, Maraş, 1 Mayıs &#039;77, Madımak, Ahmet Taner Kışlalı, Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Turan Dursun, Hrant Dink, Uğur Kaymaz, Ceylan Önkol, Kürt illerinde son 30 yılda ölen 50 000 insan (askerler de dahildir, emekçi Türk ve Kürt gençlerinin ölümü -tabi ki- devletin &quot;muhteşem&quot; politikaları yüzündendir. Bir soru: Ölen askerler arasında bir büyük sermayecinin, politikacınin veya bir generalin çocuğuna nadiren rastlanması bir tesadüf müdür? Şu dergideki 7-11 arası sayfaları okuyunuz: http://www.youblisher.com/p/150773-RED-Say-1/ ) İkna olmadıysan diğer devletlerin de sabıkalarına bir göz atalım diyeceğim ama çok zaman alacak. O işi de sen yap istersen. Mesela demokrasi mücahidi ABD&#039;nin icraatlarından başlayabilirsin.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Fark yok demedim. Devlet(ler) daha büyük katildir. Bkz. 1915, Dersim &#8217;38, 6-7 Eylül, Çorum, Maraş, 1 Mayıs &#8217;77, Madımak, Ahmet Taner Kışlalı, Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Turan Dursun, Hrant Dink, Uğur Kaymaz, Ceylan Önkol, Kürt illerinde son 30 yılda ölen 50 000 insan (askerler de dahildir, emekçi Türk ve Kürt gençlerinin ölümü -tabi ki- devletin &#8220;muhteşem&#8221; politikaları yüzündendir. Bir soru: Ölen askerler arasında bir büyük sermayecinin, politikacınin veya bir generalin çocuğuna nadiren rastlanması bir tesadüf müdür? Şu dergideki 7-11 arası sayfaları okuyunuz: <a href="http://www.youblisher.com/p/150773-RED-Say-1/" rel="nofollow">http://www.youblisher.com/p/150773-RED-Say-1/</a> ) İkna olmadıysan diğer devletlerin de sabıkalarına bir göz atalım diyeceğim ama çok zaman alacak. O işi de sen yap istersen. Mesela demokrasi mücahidi ABD&#8217;nin icraatlarından başlayabilirsin.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı'ya</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6488</link>
		<dc:creator>çıracı'ya</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 08:30:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6488</guid>
		<description>Devletlerle PKK arasinda fark yoksa neden PKK&#039;yi desteklemektesiniz?  PKK&#039;nin sivil halka uyguladigi yöntemlerin size , ailenize ve yakinlariniza uygulanmasina ne dersiniz?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Devletlerle PKK arasinda fark yoksa neden PKK&#8217;yi desteklemektesiniz?  PKK&#8217;nin sivil halka uyguladigi yöntemlerin size , ailenize ve yakinlariniza uygulanmasina ne dersiniz?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6486</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Oct 2011 22:21:59 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6486</guid>
		<description>valla dediğiniz &quot;küçük kardeşe akıl verme&quot; işini genelde PKK&#039;nin kendisi Türkiye solcularına yapıyor. bunu yaparken de kendisiyle ilkesiz ittifaklar yapan parti bürokratlarını kullanıyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>valla dediğiniz &#8220;küçük kardeşe akıl verme&#8221; işini genelde PKK&#8217;nin kendisi Türkiye solcularına yapıyor. bunu yaparken de kendisiyle ilkesiz ittifaklar yapan parti bürokratlarını kullanıyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: özgürlükçü</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6485</link>
		<dc:creator>özgürlükçü</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Oct 2011 21:14:08 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6485</guid>
		<description>pkk yı ne yapacağına ne yapmayacağına karar verme yetkisini kendimizde görmemiz biraz enteresan olmuyormu?karar versek ne olur?mesela devlet yıllardır yok edip kökünü kazıyıp temizleme kararı verdiği halde yok olacağına dahada büyüyerek kitleselleşip sadece kürtlerin değil bütün türkiyenin toplumsal muhalefetinin önemli bir dinamiği haline geldi neden aklımıza pkk yi bağrından çıkarıp var eden kürtlerin ne yapacağına karar verebileceği gelmeyip kendimize onunda asıl sahibi ve öznesi görüp ikincil yada küçük kardeşe akıl veren diliyle onunda ne istediği ve onun içinde en iyisini biz biliriz anlamına gelen işler yaparız neden acaba &#039;zihnimizdeki karakollardan&#039;olabilirmi yıllardır senin yerine senin için en iyisini ben bilirimle vesayeti kurumlaştıranlardan farkımız olmayacakmı?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>pkk yı ne yapacağına ne yapmayacağına karar verme yetkisini kendimizde görmemiz biraz enteresan olmuyormu?karar versek ne olur?mesela devlet yıllardır yok edip kökünü kazıyıp temizleme kararı verdiği halde yok olacağına dahada büyüyerek kitleselleşip sadece kürtlerin değil bütün türkiyenin toplumsal muhalefetinin önemli bir dinamiği haline geldi neden aklımıza pkk yi bağrından çıkarıp var eden kürtlerin ne yapacağına karar verebileceği gelmeyip kendimize onunda asıl sahibi ve öznesi görüp ikincil yada küçük kardeşe akıl veren diliyle onunda ne istediği ve onun içinde en iyisini biz biliriz anlamına gelen işler yaparız neden acaba &#8216;zihnimizdeki karakollardan&#8217;olabilirmi yıllardır senin yerine senin için en iyisini ben bilirimle vesayeti kurumlaştıranlardan farkımız olmayacakmı?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6483</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Oct 2011 20:00:29 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6483</guid>
		<description>PKK de insanları korku yoluyla hizaya getirmek için yer yer teröre başvurur, fakat bu durum PKK&#039;yi &quot;terör örgütü&quot; kalıbına sokmaya yetmez. Zaten &quot;terör örgütü&quot; diye bir şey yoktur; çünkü nihai hedefi terör olan bir örgüt yoktur, terör bir araçtır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>PKK de insanları korku yoluyla hizaya getirmek için yer yer teröre başvurur, fakat bu durum PKK&#8217;yi &#8220;terör örgütü&#8221; kalıbına sokmaya yetmez. Zaten &#8220;terör örgütü&#8221; diye bir şey yoktur; çünkü nihai hedefi terör olan bir örgüt yoktur, terör bir araçtır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6482</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Oct 2011 19:54:59 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6482</guid>
		<description>Sadece kolluk kuvvetleri değil, devletin okulları ve medyası da yer yer teröre başvurur, insanları korku yoluyla hizaya getirmeye çalışırlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sadece kolluk kuvvetleri değil, devletin okulları ve medyası da yer yer teröre başvurur, insanları korku yoluyla hizaya getirmeye çalışırlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Hurşit abi</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6481</link>
		<dc:creator>Hurşit abi</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Oct 2011 19:36:45 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6481</guid>
		<description>devletlmerin hepsi teröristtir. orduları, polisleri yok mu yahu. onları referans almak da nereden çıktı. Vakta ki, Pkk&#039;ya kefil olacak da bir durum yok elbette. Terörist kalıbını kullanmam ama çok kuvvetli eleyştiririm.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>devletlmerin hepsi teröristtir. orduları, polisleri yok mu yahu. onları referans almak da nereden çıktı. Vakta ki, Pkk&#8217;ya kefil olacak da bir durum yok elbette. Terörist kalıbını kullanmam ama çok kuvvetli eleyştiririm.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6480</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Oct 2011 18:48:04 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6480</guid>
		<description>Bana insan öldürmeyen, insana işkence etmeyen, insanı zindana atmayan, insanı sömürmeyen tek bir devlet söyle.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bana insan öldürmeyen, insana işkence etmeyen, insanı zindana atmayan, insanı sömürmeyen tek bir devlet söyle.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı'ya</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6479</link>
		<dc:creator>çıracı'ya</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Oct 2011 18:23:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6479</guid>
		<description>bana dünyada PKK&#039;yi terörist saymayan tek bir devlet söyle.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bana dünyada PKK&#8217;yi terörist saymayan tek bir devlet söyle.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6478</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Oct 2011 18:00:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6478</guid>
		<description>terörist değil, evet. ama yaptığı pek çok şeyi onaylamıyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>terörist değil, evet. ama yaptığı pek çok şeyi onaylamıyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çiraci'ya</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6477</link>
		<dc:creator>çiraci'ya</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Oct 2011 17:58:52 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6477</guid>
		<description>yani sence PKK terörist degil.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>yani sence PKK terörist degil.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6476</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Oct 2011 17:55:36 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6476</guid>
		<description>&quot;Bütün dünyanın&quot; yaptığı her işi doğru sanmak sürü psikolojisidir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Bütün dünyanın&#8221; yaptığı her işi doğru sanmak sürü psikolojisidir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı'ya</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6475</link>
		<dc:creator>çıracı'ya</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Oct 2011 17:44:58 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6475</guid>
		<description>Yani sen bütün dünyanin terörist bir örgüt kabul ettigi PKK&#039;nin tasfiye edilmesini istemiyorsun,bu mudur?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yani sen bütün dünyanin terörist bir örgüt kabul ettigi PKK&#8217;nin tasfiye edilmesini istemiyorsun,bu mudur?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6474</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Oct 2011 16:03:49 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6474</guid>
		<description>Kürtlerin tasfiyesinde etkide bulunan politik eğilimler -Mustafa Peköz 	

  15 Ekim 2011 -  Mustafa Peköz
Esas tehlike, Kürk Hareketi etrafından kümelenmiş ve politik eğilim olarak tasfiyeci bir çizgide olanların yarattığı etkidir. Kürt hareketi buna karşı çok uyanık olmalıdır. Bu politik eğilim, Kürt toplumunda sürekli içi boş beklentiler yaratarak, toplumsal kırılganlığın oluşmasında etkili olmaktadır

İslamcı AKP devletinin Kürtlere karşı bütün askeri olanakları kullanarak savaş kararı alması, esasen bölgesel-küresel bir konsepttir. Hem bölge ülkelerinin hem de küresel güçlerin birlikte belirledikleri bir stratejidir. Dört parça Kürt coğrafyasının bölgesel denklemin dışına taşınmasının esasen ABD-AB ile İran-Türkiye-Irak ve hatta Suriye denkleminde, bazı sorunların çok daha kolay çözülmesinde önemli bir rol oynayacağı hesaplanmaktadır.

Türkiye’de Kürtlerin politik ve askeri aktif gücünün tasfiye edilmesi için oluşturulan küresel-bölgesel konsept AKP’nin iktidara gelmesiyle somutlaştırıldı. Bunun başarılı olması için öncelikli olarak Kürtler içinde psikolojik savaşı yoğunlaştırdılar.

Medya manipülasyonu
Burada dikkatleri esas olarak Kürtleri politik olarak yönlendirmeye verdiler: Birincisi, Türk medyasını kullanarak yürüttüler. AKP’yi Kürt sorununun çözüm adresi olarak gösterdiler. Cengiz Çandar, Hasan Cemal gibi yazarlar, gazeteciler, aydınlar, Kürtleri etkilemeye ve yönlendirmeye çalıştılar ve bu konuda da oldukça başarılı oldular. Taraf gazetesi bu tarihsel misyona soyundu. AKP’nin demokrasiyi geliştirdiğini, Kürt sorunun çözümünü sağlayacak tek güç olduğunu sürekli vurguladılar. Gerçekten barıştan yana olan binlerce insan, bu politik eğiliminden çok ciddi oranda etkilendi. İlginçtir, Çandar ve Cemal, AKP’ye karşı bayrak açıp Kürtlerin yanında yer almaları gerekirken, ancak kısık bir sesle hükümetin yanlış yaptığını belirttiler.

Görüşme aldatmacası
Diğer bir politika ise, Kürt Toplumsal Hareketini tasfiye etmek için PKK-Öcalan ile başlatılan sahte görüşme sürecidir. Öcalan’ın Kürtler tarafından bir lider olarak kabul edildiğini ve PKK üzerinde belki de tek etkili güç olduğunu bilen devlet, bunu kendi lehine kullanmaya çalıştı. Bunların sorunun bir çözüm amacı taşımadığını, tasfiye amaçlı olduğunu ve AKP’nin kendi iktidarını kurmanın bir aracı haline getirmek istediğini defalarca yazdık. Öcalan da, bunun tasfiye amaçlı olduğunu, amacın sorunun çözümü olmadığını gördü ve ‘kendimi kullandırtmam’ diyerek aradan çekildi. Dün çözümmüş gibi yansıtılan görüşmeler bitirildi ve bugün tersten Öcalan’a yönelik çok kapsamlı bir tasfiye kuşatması yaratıldı.

Vitrine çıkarılan Kürtler
İkincisi, devlet, Kürtlerin politik gücünü kırma ve tasfiye etmek için Kürt toplumu içinde tanınan birçok aydın, sanatçı, yazar, politikacı ile görüşerek tasfiye politikalarına dâhil etmek istedi. Özellikle Kürt diasporasında tanınmış birçok insanla görüşüldü. AKP ve Erdoğan’a mektup yazarak ‘Bodrum’da balık tutmayı özlediğini’ söyleyenler oldu. Bazıları Türk televizyonlarını dolaşarak PKK’ye küfürle puan toplamaya çalıştı. Yine bu görüşmeler yapılırken de devletin meclisteki Kürtleri kullanıldı. Bugün Kürtlere bomba yağdıranlar aynı zamanda bazı Kürt politikacılarını devlet protokolüyle karşılamaktadırlar. İpi pazara çıkmış, Kürt halkına karşı devletle buluşan bu politik eğilim temsilcileri, Kürt toplumu tarafından ciddi olarak dışlandı.

Tasfiyenin iç güçleri
Üçüncüsü ve Kürtler içinde en ciddi ve tehlikeli politik eğilim ise, Kürt Hareketine destek vermiş gibi görünen, aslında savundukları politikalarla tasfiyede rol alan kesimdir. Bunların niyetleri tamamen ilgi alanımızın dışındadır. Esas olan politik yönelimleri ve eğilimleridir.

Kürt hareketinin etrafını saran ve bir biçimiyle etkin olan bu politik eğilim başından beri: AKP’yi Kürt sorununun çözecek güç olarak adres gösterdiler. 2002 yılında AKP’nin seçimi kazanarak tek başına hükümet olmasıyla Kürt sorunun çözümü başlamıştır dediler. Hatta ‘AKP’nin dolaylı olarak desteklenmesi gerektiğini’ belirttiler.

‘Silahlı mücadelenin bittiği teorisiyle aslında gerillanın tarihsel işlevi bitti’ diyen bu politik eğilim, ‘gerilla askeri olarak yapacağını yaptı, artık siyasal mücadele ön plandadır’ tezini sürekli işlediler. Bu bakış açısı esasen Kürt Hareketinin tasfiyenin altyapısını oluşturuyordu. Tarihsel olarak irademiz dışında gelişen ve toplumsal olgularda belirleyici olan ‘zor-güç ve devlet-politika ilişkisinin’ önemini bilenlerin, bunu görmezlikten gelip, tasfiyeci politikaları nüfuz ettirmeye çalışmaları, onların politik duruşunu ortaya koymaktadır.

Sistem içine bel bağlamak
Politik perspektiflerinde, çok bilinçli olarak, anlık politik gelişmeleri esas aldılar ve politik yönlendirmeyi göreceli ve anlık etki yaratan durumlara göre yaptılar. Örneğin, AKP’nin ‘demokratik açılım’ dediği esasen tasfiye yolu olan süreci, Kürt sorunun çözümünde önemli bir aşama olarak gösterdiler. Tuhaf bir şekilde ‘AKP’nin talepleriyle PKK’nin taleplerinin aynı olduğunu ve çakıştığını’ söylediler. Doğal olarak tasfiye amaçlı oluşturan politikalarla PKK’nin örtüştürülmesi, esasen PKK’nin de tasfiyeci bir noktaya çekilmesiydi.

Bunlar çözümü sürekli sistemin bir gücüne bağlamaya özen gösterirler, “AKP olmazsa CHP Kürt sorunu çözer” derler, sistemin iç dengelerine müthiş rol biçerler. Hatta “ABD artık AKP’yi devrede çıkarıp CHP’yi getirerek Kürt sorununu çözecek” dediler. Toplumu buna inandırmaya özen gösterirler ve böylece Kürtlerin kafasında, “başka yol yoktur” duygusunun oluşmasında etkide bulunurlar.

Küresel kapitalist sistemin bazı uygulamalarını örnek ve ideal olarak gösteren bu politik eğilim, Kürt hareketini küresel sistemin ideolojik-politik çizgisine çekmeye çalışırlar. Küresel sistemin ideolojik hegemonyasında olan bu eğilim temsilcilerinin ezici bir çoğunluğu PKK’nin savunduğu ‘Konfederalizm’ paradigmasına da inanmıyor. Ama birçoğu inanmış gibi görünür.

Suriye’nin ‘Birlemiş Milletler bayrağı altında NATO-ABD güçleri tarafından işgal edilmesini desteklemek gerektiğini’ söylerler. NATO’nun aynı zamanda Türk ordusu olduğunu görmezlikten gelirler. Bunu çok bilinçli yaparlar. Söylenen esasen Türk ordusunun Suriye’ye girme isteğidir. Ama bunu politik kavramlarla çok güzel oynayarak NATO diye yuttururlar.


Örneğin ‘Kürt sorunun çözümü için çok yönlü görüşmeler yapılmadır’ tezi sıkça kullanılmaktadır. Sorunun politik muhatapları çözüm için bir veya birden fazla görüşme merkezi belirleyebilir. Bu çok doğaldır. Bunun en temel halkası ise, görüşmeyi yürüten farklı kurumlar veya temsilciler arasındaki koordinasyonun sağlanmasıdır. Bu nokta çok önemlidir. Öcalan ile birlikte Kandil ve BDP’nin görüşmeleri sürdürmesi için bu üçlü merkez arasında görüşmelerin mutlaka sağlanması ve olanakların yaratılması gerekiyor. Buna karşı çıkacak birilerinin olacağını sanmıyorum.

Öcalan’ı MİT’le dost yapmak
Bu politik eğilimi benimseyenler ise görüşmelerin dışarıda sürdürülmesi gerektiğini söylerler. Çok ince yöntemlerle Öcalan’ın ruhsal şekillenmesini gündemleştirirler ve topluma bunu çok doğal olduğunu anlatmaya çalışırlar. Örneğin Öcalan için ‘on iki yıl zor koşullarda hapiste bulunmak insanın biyolojik ve psikolojik yapısını kaçınılmaz olarak etkiler’ derler. Aslında söylenen şu: Öcalan ‘psikolojik olarak’ görüşmeleri sürdürmeye uygun değildir. Zihinsel durumu buna el vermez. Bu mantık analiz edildiğinde arka planında çok farklı bir bakış açısı olduğu görülür.

‘Öcalan’ın İmralı Yılları’ kitabını yazan da, ‘Öcalan ile MİT Müsteşarı arasında güzel bir dostluk olduğunu ve MİT Müsteşarı’nın aradan çekilmesinin Öcalan tarafından sürecin durdurulması anlamına geleceğini’ söyler. Yani politik ilişkilerin hele devletlerle olan politik ilişkilerin kişisel dostluklar üzerinde şekillenmeyeceğini unutur, devlete karşı çıkan Öcalan için sorunun Fidan değil devlet olduğunu unutturmaya çalışır. ‘Hakan Fidan’ın bir halk çocuğu olarak MİT’in başında olmasını büyük bir fırsat sayar.’ Böylece aslında Erdoğan’a büyük övgüler yağdırır. Dünyanın neresinde olursa olsun, MİT gibi istihbarat kurumlarının devletin en stratejik kurumu olduğunu görmemezlikten gelerek ona sempati duyar. MİT Müsteşarı üzerinden Öcalan ile Erdoğan’ı aynı kefeye koyar veya aynı noktada buluşturur.

Tehlike hareketin içindeki tasfiyeci çizgi
Uluslararası ve bölgesel güçler, Kürtlerin hem politik ve toplumsal bir güç olarak hem de fiziki olarak tasfiye edilmesi için çok yönlü saldırılara girmiş bulunuyor. Bu saldırılar devam edecektir. Önümüzdeki süreçte operasyonlar çok kapsamlı olarak artabilir. Karşı gücü tanıyanlar, devletin tasfiye planlarına karşı önlem alabilirler.

Ancak esas tehlike, Kürk Hareketi etrafından kümelenmiş ve politik eğilim olarak tasfiyeci bir çizgide olanların yarattığı etkidir. Kürt hareketi buna karşı çok uyanık olmalıdır. Bu politik eğilim, Kürt toplumunda sürekli içi boş beklentiler yaratarak, toplumsal kırılganlığın oluşmasında etkili olmaktadır.

Kendinden olmayanı ve sana karşı olanı görmek kolaydır. Önlem alırsın, karşı politik ve askeri hamleler yapabilirsin. Tehlikesini görüp bertaraf etme şansın yüksektir.

Ama senden olmayıp senden görünen tasfiyeci politik eğilimi tespit etmek zordur. Küçümsendiğinde içine nüfuz eder ve zararları tahmininden daha büyük olur. 

(sendika.org)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kürtlerin tasfiyesinde etkide bulunan politik eğilimler -Mustafa Peköz 	</p>
<p>  15 Ekim 2011 &#8211;  Mustafa Peköz<br />
Esas tehlike, Kürk Hareketi etrafından kümelenmiş ve politik eğilim olarak tasfiyeci bir çizgide olanların yarattığı etkidir. Kürt hareketi buna karşı çok uyanık olmalıdır. Bu politik eğilim, Kürt toplumunda sürekli içi boş beklentiler yaratarak, toplumsal kırılganlığın oluşmasında etkili olmaktadır</p>
<p>İslamcı AKP devletinin Kürtlere karşı bütün askeri olanakları kullanarak savaş kararı alması, esasen bölgesel-küresel bir konsepttir. Hem bölge ülkelerinin hem de küresel güçlerin birlikte belirledikleri bir stratejidir. Dört parça Kürt coğrafyasının bölgesel denklemin dışına taşınmasının esasen ABD-AB ile İran-Türkiye-Irak ve hatta Suriye denkleminde, bazı sorunların çok daha kolay çözülmesinde önemli bir rol oynayacağı hesaplanmaktadır.</p>
<p>Türkiye’de Kürtlerin politik ve askeri aktif gücünün tasfiye edilmesi için oluşturulan küresel-bölgesel konsept AKP’nin iktidara gelmesiyle somutlaştırıldı. Bunun başarılı olması için öncelikli olarak Kürtler içinde psikolojik savaşı yoğunlaştırdılar.</p>
<p>Medya manipülasyonu<br />
Burada dikkatleri esas olarak Kürtleri politik olarak yönlendirmeye verdiler: Birincisi, Türk medyasını kullanarak yürüttüler. AKP’yi Kürt sorununun çözüm adresi olarak gösterdiler. Cengiz Çandar, Hasan Cemal gibi yazarlar, gazeteciler, aydınlar, Kürtleri etkilemeye ve yönlendirmeye çalıştılar ve bu konuda da oldukça başarılı oldular. Taraf gazetesi bu tarihsel misyona soyundu. AKP’nin demokrasiyi geliştirdiğini, Kürt sorunun çözümünü sağlayacak tek güç olduğunu sürekli vurguladılar. Gerçekten barıştan yana olan binlerce insan, bu politik eğiliminden çok ciddi oranda etkilendi. İlginçtir, Çandar ve Cemal, AKP’ye karşı bayrak açıp Kürtlerin yanında yer almaları gerekirken, ancak kısık bir sesle hükümetin yanlış yaptığını belirttiler.</p>
<p>Görüşme aldatmacası<br />
Diğer bir politika ise, Kürt Toplumsal Hareketini tasfiye etmek için PKK-Öcalan ile başlatılan sahte görüşme sürecidir. Öcalan’ın Kürtler tarafından bir lider olarak kabul edildiğini ve PKK üzerinde belki de tek etkili güç olduğunu bilen devlet, bunu kendi lehine kullanmaya çalıştı. Bunların sorunun bir çözüm amacı taşımadığını, tasfiye amaçlı olduğunu ve AKP’nin kendi iktidarını kurmanın bir aracı haline getirmek istediğini defalarca yazdık. Öcalan da, bunun tasfiye amaçlı olduğunu, amacın sorunun çözümü olmadığını gördü ve ‘kendimi kullandırtmam’ diyerek aradan çekildi. Dün çözümmüş gibi yansıtılan görüşmeler bitirildi ve bugün tersten Öcalan’a yönelik çok kapsamlı bir tasfiye kuşatması yaratıldı.</p>
<p>Vitrine çıkarılan Kürtler<br />
İkincisi, devlet, Kürtlerin politik gücünü kırma ve tasfiye etmek için Kürt toplumu içinde tanınan birçok aydın, sanatçı, yazar, politikacı ile görüşerek tasfiye politikalarına dâhil etmek istedi. Özellikle Kürt diasporasında tanınmış birçok insanla görüşüldü. AKP ve Erdoğan’a mektup yazarak ‘Bodrum’da balık tutmayı özlediğini’ söyleyenler oldu. Bazıları Türk televizyonlarını dolaşarak PKK’ye küfürle puan toplamaya çalıştı. Yine bu görüşmeler yapılırken de devletin meclisteki Kürtleri kullanıldı. Bugün Kürtlere bomba yağdıranlar aynı zamanda bazı Kürt politikacılarını devlet protokolüyle karşılamaktadırlar. İpi pazara çıkmış, Kürt halkına karşı devletle buluşan bu politik eğilim temsilcileri, Kürt toplumu tarafından ciddi olarak dışlandı.</p>
<p>Tasfiyenin iç güçleri<br />
Üçüncüsü ve Kürtler içinde en ciddi ve tehlikeli politik eğilim ise, Kürt Hareketine destek vermiş gibi görünen, aslında savundukları politikalarla tasfiyede rol alan kesimdir. Bunların niyetleri tamamen ilgi alanımızın dışındadır. Esas olan politik yönelimleri ve eğilimleridir.</p>
<p>Kürt hareketinin etrafını saran ve bir biçimiyle etkin olan bu politik eğilim başından beri: AKP’yi Kürt sorununun çözecek güç olarak adres gösterdiler. 2002 yılında AKP’nin seçimi kazanarak tek başına hükümet olmasıyla Kürt sorunun çözümü başlamıştır dediler. Hatta ‘AKP’nin dolaylı olarak desteklenmesi gerektiğini’ belirttiler.</p>
<p>‘Silahlı mücadelenin bittiği teorisiyle aslında gerillanın tarihsel işlevi bitti’ diyen bu politik eğilim, ‘gerilla askeri olarak yapacağını yaptı, artık siyasal mücadele ön plandadır’ tezini sürekli işlediler. Bu bakış açısı esasen Kürt Hareketinin tasfiyenin altyapısını oluşturuyordu. Tarihsel olarak irademiz dışında gelişen ve toplumsal olgularda belirleyici olan ‘zor-güç ve devlet-politika ilişkisinin’ önemini bilenlerin, bunu görmezlikten gelip, tasfiyeci politikaları nüfuz ettirmeye çalışmaları, onların politik duruşunu ortaya koymaktadır.</p>
<p>Sistem içine bel bağlamak<br />
Politik perspektiflerinde, çok bilinçli olarak, anlık politik gelişmeleri esas aldılar ve politik yönlendirmeyi göreceli ve anlık etki yaratan durumlara göre yaptılar. Örneğin, AKP’nin ‘demokratik açılım’ dediği esasen tasfiye yolu olan süreci, Kürt sorunun çözümünde önemli bir aşama olarak gösterdiler. Tuhaf bir şekilde ‘AKP’nin talepleriyle PKK’nin taleplerinin aynı olduğunu ve çakıştığını’ söylediler. Doğal olarak tasfiye amaçlı oluşturan politikalarla PKK’nin örtüştürülmesi, esasen PKK’nin de tasfiyeci bir noktaya çekilmesiydi.</p>
<p>Bunlar çözümü sürekli sistemin bir gücüne bağlamaya özen gösterirler, “AKP olmazsa CHP Kürt sorunu çözer” derler, sistemin iç dengelerine müthiş rol biçerler. Hatta “ABD artık AKP’yi devrede çıkarıp CHP’yi getirerek Kürt sorununu çözecek” dediler. Toplumu buna inandırmaya özen gösterirler ve böylece Kürtlerin kafasında, “başka yol yoktur” duygusunun oluşmasında etkide bulunurlar.</p>
<p>Küresel kapitalist sistemin bazı uygulamalarını örnek ve ideal olarak gösteren bu politik eğilim, Kürt hareketini küresel sistemin ideolojik-politik çizgisine çekmeye çalışırlar. Küresel sistemin ideolojik hegemonyasında olan bu eğilim temsilcilerinin ezici bir çoğunluğu PKK’nin savunduğu ‘Konfederalizm’ paradigmasına da inanmıyor. Ama birçoğu inanmış gibi görünür.</p>
<p>Suriye’nin ‘Birlemiş Milletler bayrağı altında NATO-ABD güçleri tarafından işgal edilmesini desteklemek gerektiğini’ söylerler. NATO’nun aynı zamanda Türk ordusu olduğunu görmezlikten gelirler. Bunu çok bilinçli yaparlar. Söylenen esasen Türk ordusunun Suriye’ye girme isteğidir. Ama bunu politik kavramlarla çok güzel oynayarak NATO diye yuttururlar.</p>
<p>Örneğin ‘Kürt sorunun çözümü için çok yönlü görüşmeler yapılmadır’ tezi sıkça kullanılmaktadır. Sorunun politik muhatapları çözüm için bir veya birden fazla görüşme merkezi belirleyebilir. Bu çok doğaldır. Bunun en temel halkası ise, görüşmeyi yürüten farklı kurumlar veya temsilciler arasındaki koordinasyonun sağlanmasıdır. Bu nokta çok önemlidir. Öcalan ile birlikte Kandil ve BDP’nin görüşmeleri sürdürmesi için bu üçlü merkez arasında görüşmelerin mutlaka sağlanması ve olanakların yaratılması gerekiyor. Buna karşı çıkacak birilerinin olacağını sanmıyorum.</p>
<p>Öcalan’ı MİT’le dost yapmak<br />
Bu politik eğilimi benimseyenler ise görüşmelerin dışarıda sürdürülmesi gerektiğini söylerler. Çok ince yöntemlerle Öcalan’ın ruhsal şekillenmesini gündemleştirirler ve topluma bunu çok doğal olduğunu anlatmaya çalışırlar. Örneğin Öcalan için ‘on iki yıl zor koşullarda hapiste bulunmak insanın biyolojik ve psikolojik yapısını kaçınılmaz olarak etkiler’ derler. Aslında söylenen şu: Öcalan ‘psikolojik olarak’ görüşmeleri sürdürmeye uygun değildir. Zihinsel durumu buna el vermez. Bu mantık analiz edildiğinde arka planında çok farklı bir bakış açısı olduğu görülür.</p>
<p>‘Öcalan’ın İmralı Yılları’ kitabını yazan da, ‘Öcalan ile MİT Müsteşarı arasında güzel bir dostluk olduğunu ve MİT Müsteşarı’nın aradan çekilmesinin Öcalan tarafından sürecin durdurulması anlamına geleceğini’ söyler. Yani politik ilişkilerin hele devletlerle olan politik ilişkilerin kişisel dostluklar üzerinde şekillenmeyeceğini unutur, devlete karşı çıkan Öcalan için sorunun Fidan değil devlet olduğunu unutturmaya çalışır. ‘Hakan Fidan’ın bir halk çocuğu olarak MİT’in başında olmasını büyük bir fırsat sayar.’ Böylece aslında Erdoğan’a büyük övgüler yağdırır. Dünyanın neresinde olursa olsun, MİT gibi istihbarat kurumlarının devletin en stratejik kurumu olduğunu görmemezlikten gelerek ona sempati duyar. MİT Müsteşarı üzerinden Öcalan ile Erdoğan’ı aynı kefeye koyar veya aynı noktada buluşturur.</p>
<p>Tehlike hareketin içindeki tasfiyeci çizgi<br />
Uluslararası ve bölgesel güçler, Kürtlerin hem politik ve toplumsal bir güç olarak hem de fiziki olarak tasfiye edilmesi için çok yönlü saldırılara girmiş bulunuyor. Bu saldırılar devam edecektir. Önümüzdeki süreçte operasyonlar çok kapsamlı olarak artabilir. Karşı gücü tanıyanlar, devletin tasfiye planlarına karşı önlem alabilirler.</p>
<p>Ancak esas tehlike, Kürk Hareketi etrafından kümelenmiş ve politik eğilim olarak tasfiyeci bir çizgide olanların yarattığı etkidir. Kürt hareketi buna karşı çok uyanık olmalıdır. Bu politik eğilim, Kürt toplumunda sürekli içi boş beklentiler yaratarak, toplumsal kırılganlığın oluşmasında etkili olmaktadır.</p>
<p>Kendinden olmayanı ve sana karşı olanı görmek kolaydır. Önlem alırsın, karşı politik ve askeri hamleler yapabilirsin. Tehlikesini görüp bertaraf etme şansın yüksektir.</p>
<p>Ama senden olmayıp senden görünen tasfiyeci politik eğilimi tespit etmek zordur. Küçümsendiğinde içine nüfuz eder ve zararları tahmininden daha büyük olur. </p>
<p>(sendika.org)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: çıracı</title>
		<link>http://www.gunzileli.com/2002/08/30/kurt-mddsi-ve-turk-mddsi/comment-page-1/#comment-6363</link>
		<dc:creator>çıracı</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Oct 2011 23:11:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fotek77.com/?p=120#comment-6363</guid>
		<description>(Aşağıdaki yazıda anlatılan olgudan radikal solcuların yanısıra Kürt özgürlük hareketinin de ders çıkarması gerekir...)



Nepal&#039;de Maoizmin Yüz Kızartıcı İflası - Şimdi Muhasebe Zamanı

        (03.10.11)

    Nepalde geniş halk yığınlarının kaderi, krallığın sonunu hazırlayan 2006 Nisanındaki kitle ayaklanmasından bugüne uzlaşmacı, ihanetçi çizgisini ilerleten Nepal Komünist Partisi-Maoist (NKP-M) tarafından artık laf cambazlıklarıyla gizlenemeyecek şekilde Nepal burjuvazisi, eski hakim sınıf artıkları ve emperyalist güçlerin eline tamamen bırakılmış durumda. NKP-M liderliği ise elde ettikleri yeni ayrıcalıkların keyfini sürmekle meşgul.

    1996: NKP-M, krallığa karşı silahlı mücadeleye başladı ve 5 yıl gibi kısa bir sürede devrimcileşen kitlelerin tek mücadele adresi olarak kırsal alanın kontrolünü ele geçirdi. 2000li yıllarda NKP-Mnin egemen sınıfın kendi sözcülerine göre 10 bin savaşçısı, 15 bin milisi, dört bin beş yüz kadrosu ve 200 bin sempatizanı vardı.

    2006: 2005 yılında kralın bir darbe ile parlamentoyu feshetmesi kitlelerdeki öfke ve nefreti tetikleyerek 2006 Nisanında bir halk ayaklanmasının zemini döşedi. Bir yandan genel grevle hayat dururken, kent merkezleri de kitleler tarafından barikatlarla kapatılmış durumdaydı. Ayaklanma nedeniyle geri adım atan kral yetkilerinin kısıtlanmasını kabul ederken NKP-M ve Yedi Parti İttifakı(burjuva güçlerle diğer Maoist partilerin bir bloğu) kurucu meclis seçimlerinin yapılması konusunda anlaştı. Bu güçler arasındaki anlaşmanın bir ayağı da NKP-Mnin silah bırakması, bu silahların Birleşmiş Milletler gözetiminde kilit altına alınması ve eski gerillaların kamplarda barındırılmasıydı.

    2008: Tamamen sembolik bir hale gelmiş krallık feshedildi, ancak eski egemen sınıf artıkları özellikle ordu üst yönetimi üzerinde varlıklarını devam ettirdiler. Bu yıl yapılan Kurucu Meclis seçimleri ile en çok oyu alan NKP-M iktidara geldi ve parti lideri Prachanda başbakan oldu. 2006da Yedi Parti İttifakı ile yaptıkları anlaşma uyarınca eski gerillaların orduya katılması için adım atan Prachanda, buna karşı çıkan genelkurmay başkanını görevden almaya çalıştığında cumhurbaşkanı tarafından engellenince istifa etti. 2006daki ayaklanmanın çok öncesinde Nepalde krallığı kendi güçleriyle devirip iktidarı alabilecek güce sahip olan NKP-M küçük burjuvaziye has iktidar korkusuyla geri durmuş, ardından eline geçen her fırsatı da kullanmayarak her daim uzlaşmalarla burjuva güçlerle anlaşmanın bir yolunu bulmuştur. NKP-M, hükümeti süresince de burjuva düzene ne kadar bağlı olduklarını, piyasa işleyişinin sadık takipçileri olacaklarını, Nepali yabancı ve yerli sermaye için Asyanın sömürü cenneti yapmak konusundaki isteklerini dillendirip durdular.

    NKP-M, 2011 Ağustosunda Bhattarai başbakanlığında yeni bir hükümet kurdular. 2006dan bugüne burjuva güçlere verdikleri ödünler giderek büyüyen NKP-M önderliğinin ihanetçiliği artık gizlenemeyecek kadar açık. Binlerce eski gerilla yaşamak zorunda bırakıldıkları kamplarda kötü yaşam koşulları içinde kıvranır, Nepalli yoksul halkın yaşamında hiçbir değişim olmazken Bhattarai başbakan olur olmaz altına bir Mustang(Nepal egemenleri tarafından da bir değişim işareti olarak kabul edilmekte) çekip iktidar ayrıcalıklarının keyfini sürmekte, hem de dünyanın en yoksul ülkelerinden birinde. İlk yurtdışı gezisini ABDye, ikincisini ise Hindistana yapan Bhattarai, Nepalli yoksulların değil egemen sınıfların hizmetinde olduğu geçmiş hükümette maliye bakanlığı sırasında yeterince dillendirmişti ki başbakanlığı burjuva çevrelerce rahatsızlıkla karşılanmadı. Niye karşılansın ki piyasa ekonomisinin destekçisi olduğunu açıklayan, yabancı sermayeye avantajlı yatırım koşullarıyla kapıları sonuna kadar açan bir hükümet kimi rahatsız eder. ABDnin de durumdan kaygısı olmadığı görülüyor. ABD iktidar sözcüsü Bhattarainin başbakanlığı şöyle kutladı: Nepalle sahip olduğumuz sıcak ve yapıcı ilişkiler devam ediyor. Bu seçimlerin hem barış sürecine hem de anayasa tasarımına yenilenmiş bir ivme sağlayacağı konusunda umutluyuz.

    2006dan bu yana üzerinde bir türlü anlaşmaya varılamayan anayasa yapımı konusunda da NKP-M liderliğinin derdi Nepalli emekçilerin temel demokratik haklarını genişletmek değil; egemen sınıfın farklı dertleri olan kanatlarını memnun etmek. NKP-Mnin ihanetçiliğinden payını alan diğer bir unsur ise eski gerillalar. NKP-M önderliği orduya katılması üzerinde anlaşma yaptığı gerillaların sayısını daha önceden 19 binden 8 bine düşürmüştü; şimdilerde sayının 4 bine kısıtlanması için sıkıştırılıyorlar. Bırakın 4 bin rakamını kabul etmeyi, eski gerillaları kamplarda kötü koşullara terk edenler onları tamamen yok saymaktan da çekinmeyeceklerdir. Kaldı ki 2007 yılında gerillaların silahları BMnin gözetimine bırakılmışken yeni anlaşma uyarınca NKP-M silahları burjuva ordu komutanlarına teslim etmeyi de kabul etmiş durumda. Kısacası NKP-Mnin elindeki gücün kaynağı olan gerillalar ve silahlı güçte tamamen tasfiye edilmiş durumda. Nepalli Maoistlerin geldiği nokta ortada. Biz önceden bunu ifade etmiş ve Türkiye solundaki övgülere rağmen gerçeği göstermiştik.  

    Stalinist aşamalı devrim anlayışı, demokratik devrim tezleri ve tek ülkede sosyalizm teorilerinin varıp varabileceği nokta Nepalde tekrardan açığa çıkmıştır. Geçmişte örnekleri ne yazık ki defalarca yaşadığımız (İspanya, Yunanistan, İran vd.) Stalinizm ve onunla aynı dümen suyundaki Maoizmin vardığı, varacağı nokta burjuva parlamentarizmine duyulan saygıdan, emperyalistlerle(ABD egemenleri gibi) kurulan iyi ilişkilerden, burjuva mülkiyet ilişkileri ve sömürü düzenine sadakatle bağlılıktan başkası değildir. Ancak devrimci Marksizm enternasyonalist devrimci bakış açısıyla, sürekli devrimci çizgisiyle kapitalist emperyalist sistemle toptan kopuşu sağlayabilecek yegane güçtür. Sözde feodalizme karşı demokratik devrim programının varacağı nokta kapitalizmin kabulünden hareketle emperyalizme yedeklenmektir. Soğuk Savaş yıllarında SSCB&#039;nin dış politikasının güdümüne giren kimi ülkelerde (Esad ve Kaddafi rejimleri örneğin) kapitalist olmayan yol türünden uydurmalar Rusya&#039;ya bağımlılık temelinde mümkün olabiliyordu. Soğuk Savaş&#039;ın bitmesiyle beraberse artık bu tür &quot;yollar&quot; hayal bile edilemez. Nikaragua&#039;da Sandinistlerin SSCB döneminin sonlarına denk gelen iktidar dönemi bunu açıkça ortaya koymuştu. Küçük burjuvazi iktidarsızdır ve küçük burjuva program emperyalizmle kucaklaşmayı beraberinde getirecektir.

    Nepal&#039;deki tüm rezilliklerden sonra Türkiye solu için hesap sorma zamanı gelmiştir. Türkiyeli Maoistler, diğer Stalinistler, merkezciler ve diğer orta yolcular Nepal&#039;deki sözde Maocu devrimi allaya pullaya bitirememişlerdi. Gençlik kesimleri ve diğer ilerici güçler Nepal&#039;deki balonlarla aldatılmışlardı. Oysa gerçek ortadadır. Menşevik-Stalinist aşamalı devrim algılayışının varacağı yer açık seçik belli olmuştur. Emperyalist kapitalizmin kriz koşulları, Nepal&#039;de ve Ortadoğu&#039;daki ayaklanmalar da göstermiştir ki insanlığın kurtuluşu için tek yol devrimci Marksistlerin öncülüğünde sürekli devrimdir.       

(bolsevik.org&#039;dan alınmıştır.)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>(Aşağıdaki yazıda anlatılan olgudan radikal solcuların yanısıra Kürt özgürlük hareketinin de ders çıkarması gerekir&#8230;)</p>
<p>Nepal&#8217;de Maoizmin Yüz Kızartıcı İflası &#8211; Şimdi Muhasebe Zamanı</p>
<p>        (03.10.11)</p>
<p>    Nepalde geniş halk yığınlarının kaderi, krallığın sonunu hazırlayan 2006 Nisanındaki kitle ayaklanmasından bugüne uzlaşmacı, ihanetçi çizgisini ilerleten Nepal Komünist Partisi-Maoist (NKP-M) tarafından artık laf cambazlıklarıyla gizlenemeyecek şekilde Nepal burjuvazisi, eski hakim sınıf artıkları ve emperyalist güçlerin eline tamamen bırakılmış durumda. NKP-M liderliği ise elde ettikleri yeni ayrıcalıkların keyfini sürmekle meşgul.</p>
<p>    1996: NKP-M, krallığa karşı silahlı mücadeleye başladı ve 5 yıl gibi kısa bir sürede devrimcileşen kitlelerin tek mücadele adresi olarak kırsal alanın kontrolünü ele geçirdi. 2000li yıllarda NKP-Mnin egemen sınıfın kendi sözcülerine göre 10 bin savaşçısı, 15 bin milisi, dört bin beş yüz kadrosu ve 200 bin sempatizanı vardı.</p>
<p>    2006: 2005 yılında kralın bir darbe ile parlamentoyu feshetmesi kitlelerdeki öfke ve nefreti tetikleyerek 2006 Nisanında bir halk ayaklanmasının zemini döşedi. Bir yandan genel grevle hayat dururken, kent merkezleri de kitleler tarafından barikatlarla kapatılmış durumdaydı. Ayaklanma nedeniyle geri adım atan kral yetkilerinin kısıtlanmasını kabul ederken NKP-M ve Yedi Parti İttifakı(burjuva güçlerle diğer Maoist partilerin bir bloğu) kurucu meclis seçimlerinin yapılması konusunda anlaştı. Bu güçler arasındaki anlaşmanın bir ayağı da NKP-Mnin silah bırakması, bu silahların Birleşmiş Milletler gözetiminde kilit altına alınması ve eski gerillaların kamplarda barındırılmasıydı.</p>
<p>    2008: Tamamen sembolik bir hale gelmiş krallık feshedildi, ancak eski egemen sınıf artıkları özellikle ordu üst yönetimi üzerinde varlıklarını devam ettirdiler. Bu yıl yapılan Kurucu Meclis seçimleri ile en çok oyu alan NKP-M iktidara geldi ve parti lideri Prachanda başbakan oldu. 2006da Yedi Parti İttifakı ile yaptıkları anlaşma uyarınca eski gerillaların orduya katılması için adım atan Prachanda, buna karşı çıkan genelkurmay başkanını görevden almaya çalıştığında cumhurbaşkanı tarafından engellenince istifa etti. 2006daki ayaklanmanın çok öncesinde Nepalde krallığı kendi güçleriyle devirip iktidarı alabilecek güce sahip olan NKP-M küçük burjuvaziye has iktidar korkusuyla geri durmuş, ardından eline geçen her fırsatı da kullanmayarak her daim uzlaşmalarla burjuva güçlerle anlaşmanın bir yolunu bulmuştur. NKP-M, hükümeti süresince de burjuva düzene ne kadar bağlı olduklarını, piyasa işleyişinin sadık takipçileri olacaklarını, Nepali yabancı ve yerli sermaye için Asyanın sömürü cenneti yapmak konusundaki isteklerini dillendirip durdular.</p>
<p>    NKP-M, 2011 Ağustosunda Bhattarai başbakanlığında yeni bir hükümet kurdular. 2006dan bugüne burjuva güçlere verdikleri ödünler giderek büyüyen NKP-M önderliğinin ihanetçiliği artık gizlenemeyecek kadar açık. Binlerce eski gerilla yaşamak zorunda bırakıldıkları kamplarda kötü yaşam koşulları içinde kıvranır, Nepalli yoksul halkın yaşamında hiçbir değişim olmazken Bhattarai başbakan olur olmaz altına bir Mustang(Nepal egemenleri tarafından da bir değişim işareti olarak kabul edilmekte) çekip iktidar ayrıcalıklarının keyfini sürmekte, hem de dünyanın en yoksul ülkelerinden birinde. İlk yurtdışı gezisini ABDye, ikincisini ise Hindistana yapan Bhattarai, Nepalli yoksulların değil egemen sınıfların hizmetinde olduğu geçmiş hükümette maliye bakanlığı sırasında yeterince dillendirmişti ki başbakanlığı burjuva çevrelerce rahatsızlıkla karşılanmadı. Niye karşılansın ki piyasa ekonomisinin destekçisi olduğunu açıklayan, yabancı sermayeye avantajlı yatırım koşullarıyla kapıları sonuna kadar açan bir hükümet kimi rahatsız eder. ABDnin de durumdan kaygısı olmadığı görülüyor. ABD iktidar sözcüsü Bhattarainin başbakanlığı şöyle kutladı: Nepalle sahip olduğumuz sıcak ve yapıcı ilişkiler devam ediyor. Bu seçimlerin hem barış sürecine hem de anayasa tasarımına yenilenmiş bir ivme sağlayacağı konusunda umutluyuz.</p>
<p>    2006dan bu yana üzerinde bir türlü anlaşmaya varılamayan anayasa yapımı konusunda da NKP-M liderliğinin derdi Nepalli emekçilerin temel demokratik haklarını genişletmek değil; egemen sınıfın farklı dertleri olan kanatlarını memnun etmek. NKP-Mnin ihanetçiliğinden payını alan diğer bir unsur ise eski gerillalar. NKP-M önderliği orduya katılması üzerinde anlaşma yaptığı gerillaların sayısını daha önceden 19 binden 8 bine düşürmüştü; şimdilerde sayının 4 bine kısıtlanması için sıkıştırılıyorlar. Bırakın 4 bin rakamını kabul etmeyi, eski gerillaları kamplarda kötü koşullara terk edenler onları tamamen yok saymaktan da çekinmeyeceklerdir. Kaldı ki 2007 yılında gerillaların silahları BMnin gözetimine bırakılmışken yeni anlaşma uyarınca NKP-M silahları burjuva ordu komutanlarına teslim etmeyi de kabul etmiş durumda. Kısacası NKP-Mnin elindeki gücün kaynağı olan gerillalar ve silahlı güçte tamamen tasfiye edilmiş durumda. Nepalli Maoistlerin geldiği nokta ortada. Biz önceden bunu ifade etmiş ve Türkiye solundaki övgülere rağmen gerçeği göstermiştik.  </p>
<p>    Stalinist aşamalı devrim anlayışı, demokratik devrim tezleri ve tek ülkede sosyalizm teorilerinin varıp varabileceği nokta Nepalde tekrardan açığa çıkmıştır. Geçmişte örnekleri ne yazık ki defalarca yaşadığımız (İspanya, Yunanistan, İran vd.) Stalinizm ve onunla aynı dümen suyundaki Maoizmin vardığı, varacağı nokta burjuva parlamentarizmine duyulan saygıdan, emperyalistlerle(ABD egemenleri gibi) kurulan iyi ilişkilerden, burjuva mülkiyet ilişkileri ve sömürü düzenine sadakatle bağlılıktan başkası değildir. Ancak devrimci Marksizm enternasyonalist devrimci bakış açısıyla, sürekli devrimci çizgisiyle kapitalist emperyalist sistemle toptan kopuşu sağlayabilecek yegane güçtür. Sözde feodalizme karşı demokratik devrim programının varacağı nokta kapitalizmin kabulünden hareketle emperyalizme yedeklenmektir. Soğuk Savaş yıllarında SSCB&#8217;nin dış politikasının güdümüne giren kimi ülkelerde (Esad ve Kaddafi rejimleri örneğin) kapitalist olmayan yol türünden uydurmalar Rusya&#8217;ya bağımlılık temelinde mümkün olabiliyordu. Soğuk Savaş&#8217;ın bitmesiyle beraberse artık bu tür &#8220;yollar&#8221; hayal bile edilemez. Nikaragua&#8217;da Sandinistlerin SSCB döneminin sonlarına denk gelen iktidar dönemi bunu açıkça ortaya koymuştu. Küçük burjuvazi iktidarsızdır ve küçük burjuva program emperyalizmle kucaklaşmayı beraberinde getirecektir.</p>
<p>    Nepal&#8217;deki tüm rezilliklerden sonra Türkiye solu için hesap sorma zamanı gelmiştir. Türkiyeli Maoistler, diğer Stalinistler, merkezciler ve diğer orta yolcular Nepal&#8217;deki sözde Maocu devrimi allaya pullaya bitirememişlerdi. Gençlik kesimleri ve diğer ilerici güçler Nepal&#8217;deki balonlarla aldatılmışlardı. Oysa gerçek ortadadır. Menşevik-Stalinist aşamalı devrim algılayışının varacağı yer açık seçik belli olmuştur. Emperyalist kapitalizmin kriz koşulları, Nepal&#8217;de ve Ortadoğu&#8217;daki ayaklanmalar da göstermiştir ki insanlığın kurtuluşu için tek yol devrimci Marksistlerin öncülüğünde sürekli devrimdir.       </p>
<p>(bolsevik.org&#8217;dan alınmıştır.)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

