Seçim – I

OYLAR ÇÖPE !
Türkiye’deki soyguncular ve zulümkârlar çetesi, bir yandan kendi parlamentosunun kurallarını bile hiçe sayıp sıkıştığı an, Kürt milletvekillerini yaka paça tutuklattırıp onbeş yıl hapis cezasına çarptırırken, diğer yandan, hem ülkenin içine girdiği çıkışsızlık ortamında güçlerini tazelemek, hem de gayri meşru rejimin üzerine bir kere daha parlamento ve demokrasi şalı çekebilmek için alelacele seçimlere gitmektedir.

Biz anarşistler bütün seçimlerin aldatmaca olduğunu, insanların kendi temsilciliklerini bir başkasına vermesinin kendi haklarını savunmaktan vazgeçmelerinin başlangıcı olduğunu, kimsenin kimseyi temsil edemeyeceğini, parlamenter sistemin yalnızca egemenlerin diktatörlüğünü gizleyen bir aldatmaca olduğunu, parlamentodaki siyasi partilerin istisnasız hepsinin birer menfaat çetesi olduğunu, iktidara geldiklerinde bu çetenin etrafındakilerin halkın sırtından semireceklerinin milyonlarca kere denenerek ortaya çıktığını, her zaman söyler dururuz.

Ama bu genel gerçekleri gözönüne almasak bile, bugün Türkiye’de oynanan seçim ve parlamento oyununun sömürü çetelerinin kendi iktidarlarını sağlamlaştırmak için apaçık bir aldatmaca olduğu o kadar açıktır ki.
Hangi partiye oy vereceksin? Hangisine verirsen ver sonucun hep aynı olacağını sana şimdiden peşinen söyleyelim. İster şu ya da bu reklam tabelası altındaki, işkenceci polis şeflerinin barınağı olmuş sağ partilerden biri ya da ikisi iktidara gelsin, ister sol adına ortaya çıkan şu ya da bu parti iktidara gelsin, ya da bugün olduğu gibi sağ partilerle sol partiler ittifak yaparak iktidara gelsin, sonuçta milim değişiklik olmayacaktır. İktidara gelen parti ya da partiler bugünkü zulüm ve sömürü çarkını döndürmeye devam edecekler, Kürtlere karşı kirli savaşı sürdürecekler, senin sırtından trilyonlar vuracaklar, seni yine aç, susuz, eğitimsiz, yolsuz, muhtaç, ezilmiş, çaresiz, gariban, bir köşede bırakacaklardır. Ama bunlardan birine oy verirsen şikayet etme o zaman, yalnız seçim zamanı gelirler diye ağlama. “Kendim ettim kendim buldum” şarkısı o zaman senin durumuna daha uygun düşecektir.

Düzen partilerinin yanısıra, bu seçimlerde çeşitli devrimci ya da barışçı ve demokrat cepheler de seçimlere katılmaya pek istekli görünüyorlar. HADEP bir anti-faşist cephe çağrısı yaptı ve kariyerist aydınlar dört bir yandan milletvekili olmak için buraya akın etmeye başladılar. Türk devletiyle kucakkucağa olan BSP adlı parti de Kürtlerin sırtından parlamentoya girme hayalleriyle bu çağrıya yaklaştı. Kürt gerillasına ve Kürt halkının mücadelesine saygımız ve desteğimiz sonsuzdur. Ancak bir yandan sistemle savaşıp bir yandan da sistemin kalelerini güçlendirecek seçim oyunlarına katılmak tutarsızlık ve kısa vadeli reelpolitikanın kurbanı olmaktır. Bu seçim oyununa katılanlar, yarın sandıktan, seçime yüksek katılım olmuş bir ülkede kirli savaşın bugünkü sorumlusu düzen partileri çıktığı zaman hiç şikayet etmesinler, ya da bu iktidarların gayri meşruluğundan söz etmesinler. Verdikleri her oyun seçime katılma oranını yükselttiğini ve böyle yüksek bir katılımla iktidara gelen düzen partisinin daha da kendine güvenli olacağını ve bunun propagandasını yapacağını unutmasınlar. Yüzde kırklık bir katılımla iktidara gelmek başkadır, yüzde seksen bir katılımla iktidara gelmek daha da başkadır. Sen, seçimlere katılarak kendi elinle onlara meşruluk zemini kazandırdın, hem de bu zemin iyiden iyiye yok olmaktayken, halk nezdinde bütün parlamento ve partilerin ipliği pazara çıkmaktayken. Bazı arkadaşlar, biz seçimlere katılıyoruz, ama aynı zamanda bu parlamentonun iç yüzünü de açığa çıkarıyoruz diyorlar. Bu, geneleve, genelevin kötülüklerini anlatmak için gittiğini söyleyen uyanığın gerekçesinden daha haklı bir gerekçe değildir.

Aleviler de bir cephe oluşturup bağımsız adaylarla seçime giriyorlarmış. Alevi önderliği adına ortaya çıkan Celalettin Doğan, alevi oylarını üç trilyon karşılığında DYP’ye pazarlamaya kalkıştı. Alevi oyları öylesine revaçta ki ANAP ve hatta REFAH, semahlarla, alevi dedeleriyle iğrenç bir ikiüzlülük sergiliyorlar. Bu hokkabazlığa bir de bağımsız adaylarla katılmak, alevi radikalizmini sistemin burçlarında kurban etmek anlamına geliyor. Alevi halkı, Sıvas’ı, Gazi mahallesini unutmadı. Bir milletvekilliği karşılığında alevilerin devrimci potansiyelini sistemin yedek gücüne dönüştürmeye kimsenin hakkı yoktur. Alevi arkadaş, unutma! Verdiğin her oy, kardeşlerini katleden, yakan bu sistemin meşrulaşmasına, güçlenmesine hizmet edecektir.

Diğer bağımsız aday girişimlerinden söz etmeye bile gerek yok. Devrimcilik diye yola çıkanlar yorgunluklarını parlamento sıralarında gidermeyi düşünmektedirler. Bu ahırda tepişen eşeklerden biri olmaya adaylıklarını koymaktadırlar.

Sana şu veya bu gerekçeyle oy ver çağrısında bulunan herkes, unutma ki, ne kadar ulvi amaçlardan söz ederse etsin, son tahlilde senin sırtından kişisel çıkarlarını ve özlemlerini, kişilik zaaflarını gidermek istiyor ya da şu anda böyle biri olmasa bile parlamentoya girdiği an bu hale dönüşecek demektir. Bunun en tipik örneği Tunceli milletvekili Kamer Genç’tir. Bu kişi, parlamento hayatı içinde soysuzlaşmanın yüzlerce örneğinden biridir yalnızca. Alevi halkı savunmak adına Tunceli insanının oylarıyla parlamentoya girmiş ve çıkarları gerektirdiği an, kardeşlerinin katillerine el uzatıp DYP’ye katılmıştır.
Arkadaş, seçimlerden senin hiçbir çıkarın yok. İstismarcıların senin sırtından menfaatlenmesine alet olma. Oyunu kullanarak sistemin kendini biraz olsun yenilemesine aracı olma. Sandık başına gitme. Soyguncular çetesini yalnız bırak, ona şu ya da bu şekilde oy vererek destek olma. Seçimlere katılma oranının düşüklüğü, sömürücü, zalim sistemin düşüklüğünün de göstergesi olacaktır.
İNKAR ve TAHRİP
25 KASIM 1995
LONDRA

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI